- Kategori
- Gündelik Yaşam
Türban çözülür... Nasıl mı?

Merhaba sevgili okurlar;
Başbakanımız niyedir bilinmez, İspanya'dan, türbanı yeniden gündeme taşımaya karar verdi. Hem de türban siyasi simge olsa ne, olmasa ne, şimdide simgeleri, sembolleri mi yasaklamalıyız tarzındaki konuşmalarla.
Türbanın siyasi simge olduğunu zamanında kabul etmeyen ve onun bir yaşam tarzı olduğunu ifade eden Sayın Başbakanımız, büyük bir değişim geçirerek, şimdilerde, yarım ağızla da olsa türbanın siyasi bir simge olduğunu kabul etmektedir.
Başbakımızın bu yaklaşımı karşısında, bu ülkenin bir insanı olarak, ben de düşüncemi sizlerle paylaşmak istiyorum.
Evet değerli okurlar, Türkiye, Nazım Hikmet'in dediği gibi " BİR AĞAÇ GİBİ TEK VE HÜR, BİR ORMAN GİBİ KARDEŞÇESİNE ", yaşanabilen,
Dokunulmazlıkların kaldırıldığı, ayırımcılıkların yapılmadığı, her türlü yasaklardan arınmış, herkesin istediği ve benimsediği yaşam tarzını yaşayabildiği, her vatandaşın, düşündüğü konuyu yazabildiği ve konuşabildiği, isteyen herkesin dilediği dini benimseyebildiği, bu çerçevede ibadetini ve giyim anlayışını özgürce yapabildiği ve yaşayabildiği, hiç kimsenin, hiç kimseye karışmadığı, hiç kimsenin yaşam tarzının bir başka kişinin yaşamını rahatsız etmediği, bu ülke vatandaşının, gerek ülkenin bölünmez bütünlüğüne, Atatürk ve Cumhuriyet ilkelerine ve gerekse, mevcut Anayasamızın 1., 2. ve 3. maddelerine sahip çıktığı, bir ülke olmalıdır, olabilmelidir.
Bunun için yapılması icap eden iş ise oldukça basit.
Yasama organımız, tüm yasaları, bu yukarıdaki belirlemeler çerçevesinde gözden geçirerek, aksi olanların hepsini yasalardan çıkaracak, ülkemizin her türlü dış ve iç düşmanlarına karşı koruyucu ve kollayıcılık görevi bulunan TSK'nın dışında bulunan, Devlet Kurumları, YÖK ve benzeri kurumlar da, yönetmeliklerini bu çerçevede yeniden düzenleyeceklerdir.
Ancak, yasama organımızın üzerine düşen önemli bir görev olacaktır ki, o da, ceza yasalarımızı yeniden ele alarak, onları sözde değil, teşvik edici hiç değil ama gerçekten caydırıcı bir şekilde yeniden hazırlaması olacaktır.
Örneklemek gerekirse, cezalar, 5 ya da 10 yıldan başlamalı, af diye bir şey bu manada lügatımızdan çıkarılmalı ve hatta belki de her şeye rağmen işlenmesi olası bazı suçlar için idam konulabilmeli...
Kanaatimce, özü kısaca bu olan uygulama fazla sulandırılmadan ele alınacak olursa, harika bir sonuç ortaya çıkabilecektir.
Bugün türban, bugün kürt, bugün 301, belki yarın alevi, öbürsü gün laz, çerkez ve diğer yaşanan ve yaşanması olası sorunların teker teker çözümü için harcanacak zaman ve enerjimize yazık değil mi?
Eskileri birer birer düzeltmek yerine, silelim ve de yeniden yapalım.
Daha iyi olmaz mı? Ne dersiniz?