- Kategori
- Gündelik Yaşam
Türk Aile Standardı

Kaynak:Samanyolu haber
Geçenlerde “Bir idam muhabbetidir gidiyor!” başlıklı bir yazı yazdım; yazı ile ilintili olarak aşağıdaki maili aldım, aynen aktarıyorum:
“Umarım bir gün sizin de başınıza "idam istiyorum" diye "hönkürtecek" bir iş gelir. birazdan namaz kılacağım, siz ve sizin gibiler için Allah'a dua edeceğim, umarım başınıza gelir ve biz bu satırlardan duyar okuruz. Umarım gelir.
Allah kitabında idamı mübah kılmışsa, bize BOK yemek düşer.
Ha siz Allah kitap tanımazsınız biliriz, o da senin bileceğin iş saygı duyarım.
Saygılarımla.”
Öyle kalakaldım: İbadeti hakikaten yanlış biliyormuşum; kimse bana namaz kılma ve dua etme aşamasında “beddua” da edilebileceğini söylememişti!
Hoş, söyleseler de inanmazdım ya! Neyse…
Hangi kitapta, kimin kitabında yazar bilmem; tek bildiğim benim kitabımda ne ibadet kötü niyete alet edilir, ne de birisi için kötü dua edilir!
******
Yakında “Türk aile standardı” diye bir standart çıkarsa şaşırmayalım diye başladım cümleye ama yanlışımı anında fark ettim: “Türkiyeli aile standardı” olur adı, dil alışkanlığı işte; yaş kemale erince öyle pat diye “Türk” ifadesi “Türkiyeli” olarak değişmiyor bizlerde!
Gençlerdeki dil alışkanlığı daha önemsendiğinden 2023’ü hedefleyenlerin hesapları, eğer çarşıya uyarsa, “Türk” diye bir kavramı tanımayacaklar bile…
Neyse, konuyu dağıtmayayım, RTÜK yeterli gelmedi meclise ki yeni yasa tasarısı sunuldu: Tv dizilerine bir “Edep yahu!” maddesi daha eklenerek “Amanın, ecdadımızı ne hallere çevirdiler! Ya yarın öbür gün bizlerinde böyle dizilerini yaparlar mı bu zındıklar?” diye çığırtmadılar tabii ki; maksat izleyicilerin “Mazbut Türkiye Ailesi Standardında” diziler izlemesi!
Hal böyle olunca iş meclise düşüyor tabii ki; bu masum halkı kötü niyetli kişilerin beyin yıkamalarından korumak gerek!
Hayır yani; senaristler kötü, yapımcılar yanlış kararlar veriyor, efendime söyleyeyim, böyle asude bir toplum nereye götürülmek isteniyor?
Yayınlayan kanallar da şuursuz, mübarek!
Meclisin acilen toplanıp da bir ayar vermesi gerek!
Misal, şöyle bir şey olabilir: Türkiyeli aile en az üç çocuk doğurur, günde üç kez “Hamdolsun” der, yediği yanında yemediği ardındadır. İşsizlik gibi bir problemleri yoktur.
Her türlü özgürlük içinde ilerinin ilerisinde bir demokrasi anlayışı içinde yaşamaktadırlar; öğrenciler okula istedikleri giysiyi giyerek giderler, mesela… Bir gün o etek, öbür gün bu gömlek; şen kelebeklerdir!
Kimse kimseye yan gözle bakmaz; kimse kimseyi kandırmaz; yalan ise haşa!...
Taciz, tecavüz… Kelimelerini bile bilmez!
Öyle mutlu ailelerdir ki, akşam saati olunca tv karşısına ailecek geçerler ki o ne? Televizyonda bir dizi!... Amanın, edepsiz mi edepsiz!
Bir genç adam aşık olduğu kızı öpüyor! Vıyyşşş!...
Kanuni kendini Hürrem’e teslim etmiş, külliyen yalan!...
Belgesellerdeki aslanların çiftleşmeleri şimdilik “belgesel” oldukları için kurtarıyor lakin yakın zamanda don giydirme zorunluluğu da çıkar, benden söylemesi!
En yakın zaman dilimi içinde dizilere ayar geldikten sonra gazetelerin üçüncü sayfalarına sıra gelecektir; zira yaşamın içindeki gerçekler o sayfalarda yer buluyor!
Kim neden intihar etmiş, kim kime tecavüz etmiş, falan…
Yasal maddede belirtilen aile standardına uymayan haberler de mümtaz halkımızı rencide eder. Rencide etmekle kalmaz, aynı zamanda örnek teşkil eder; aman ha!...
Olmaz, olamaz, olmamalı!
******
Aman ha, yanlış anlaşılmasın: Özgürlükler ülkesiyiz; hala kaç Avrupa ülkesinde okullarda forma zorunluluğu var ama bakın bizde kaldırıldı!
******
Komşu ülkelerle sıfır problemimiz var; ayol yoksa siz problemimiz olduğunu mu sanıyorsunuz, vallaha çok hoşsunuz!
******
Ülke savaşa mı girecek?
Ama bakın dedim ben size bu Muhteşem Yüzyıl kafasını karıştırıyor insanların, bizim ecdadımız at üstünde yılların geçirdi, keza bizler yollar yaptık, camiler yapıyoruz, sizin için Patriotlar getirtiyoruz, hala mı yaranamıyoruz?
Durmuyoruz, yola devam ediyoruz; türbanı da halledeceğiz hayırlısıyla idamı da…
******
Alkışlayan mailleri hiç yayınlamıyorum, neden yayınlamadığımı tahmin ederler; her olumsuz maili de yayınlamıyorum, kişilerin şahsi görüşleridir ki benimle aynı görüşe sahip olmak zorunda da değiller.
O mail tam da tahmin ettiğim bir grubu anlatıyordu ve o grup ki kendini imtiyazlı sanıyor ve hatta dizilerin akıbetini sorgulama yetkisini kendinde bulup bazılarımız için namazda secdeye yatıp beddua edebiliyorlar…
Ortaya çıkan “Türkiye aile edebi standardı” bu gibi gözüküyor; reytingi de alıp götürüyor, şüphesiz!
Arkasında meclis olduktan sonra…
Neyse…
Tecavüz sonucu ölen bir buçuk yaşındaki bebek, yeğenini sobada yakan yenge, amcası tarafından iğfal edilen kız, tecavüze uğradı diye intihar süsü verilerek öldürülen Ayşeler, Fatmalar…
Hırsızlığın kitabını yazmış olanlar, çocukların beynini yıkamaya çalışanlar ve hatta çocuk kaçırıp da kolunu-bacağını kırarak dilendirenler bizden değillermiş gibi davrananların aile mevhumu önemlidir!
Mazbut aileler bu gibi haberlerden, aman, etkilenmesin!
Acun’un programlarını da izlemesinler! Oraya çıkıp da ünlü olmak isterlerse ya gençler? Okullarını asarlar, ünlü olup kısa yoldan para yaparım diye düşünürlerse?
Cıkksss! Aile yapımıza bu da uymaz! Zinhar bu program da kaldırılsın!
Sahi ya, ben RTÜK’e hiç mail atmadım!
Siz attınız mı?
RTÜK’e durmaksızın yağan şikayetleri kimler atıyor, bakın merak ettim şimdi!
******
Biz bunlarla uğraşırken bir bomba daha patlar; bir karar daha geçer öyle utanıp kalırız böyle konularla mı uğraştık biz o gece diye…
Neyse….
Allahım kötü niyetli insanların dualarını kabul etmezsin, bilirim, senin adaletine inanırım, evrensel birliğine…
Benim kitabımda Allah, bir diğer adı Tanrı, adaletin ve sevginin temsilcisidir; tüm niyeti gerçek sevgiyi anlatmaktır; lakin başını secdeye koyup da beddua edenlerin kendilerini akil insanlar, “Özgürlük” diyerek ahkam kesenlerin kendilerini “Adalet sağlayıcı” olarak gördükleri yerlerde bir dengesizlik, bir adaletsizlik ve bir samimiyetsizlik vardır!
******
O zaman şu sonuca varılıyor ki: Var olanı görmek gerek! Kimse kör değildir, kimse sağır!
Çocukları formalardan sıyrıltmak özgürlük değildir; vatandaşı dizilerden korumak hiç değil!
Herkes neyin ne için olduğunu biliyor: Kimi alkışlıyor, kimi yuhalıyor!
******
Ben mi?
Yalnızca bildiğim, yüreğimin götürdüğü yerdeyim!
Söylemesi çok zor: Üç kuruşa talim durumundayım lakin durabildiğimce dik, olabildiğimce başım yukarıda olsun istiyorum; Atatürk’ün çocuklarındanız ne de olsa…
Üç paket makarna, beş çuval kömüre kafa çevirmesini de biliriz icabında…
Aç kalmak uğruna olsa da…
Http://twitter.com/Gulgunkaraoglu
gulgun_2006@hotmail.com