- Kategori
- Güncel
Türk Dil ve Tarih Kurumuna ilginç atamalar...

Türk Dil ve Türk Tarih Kurumu; Atatürk döneminde kurulmuş; kültürümüzün gelişmesine, tarihimizin araştırılmasına, dilimizin özüne dönerek zenginleşmesine katkıda bulunmuş çok önemli kuruluşlardı... 1920’lerde kullandığımız dilin ancak % 20’si Türkçe iken; Türk Dil Kurumunun çalışmaları sayesinde, dilimiz kendi özüne dönerek bugün bu oran %85’leri geçmiştir...
Atatürk ölümünden önce kendi el yazısıyla yazdığı vasiyetinde de; mal varlığının bir bölümünü bu iki kurumumuza bırakırken, bu kurumların bağımsız olarak çalışmasını istemiş , devletin bir dairesi olmayacak şekilde bağımsız olarak çalışacak, aklın ve bilimin aydınlığında, Türk diline, tarihine katkı sağlayacaklardır demiştir...
1983 yılında bu iki kurumumuzun yapısı Atatürk’ün vasiyeti çiğnenerek devlet dairesi haline getirildi... Daha sonraları da siyasilerin oyun sahası haline getirilerek, özünden amacından uzaklaştırıldı...
Şimdi de Cumhurbaşkanı tarafından bu kurumun yönetimine ve denetimine ilginç atamalar yapıldı...
Bu kurumun yönetimine Atatürk’e “bu adam” diyen Prof.a destek veren ve “Zaman” gazetesinde yazdığı bir yazıda da : “Atatürkçülüğün bir cehaleti, kifayetsizliği, ilme ve fikre uzaklığı bağnazlığı gizlemek için icat edilmiş bir maske olduğunu, uzun yıllar boyu tecrübe ederek öğrendim” diyen Mümtaz’er Türköne atanmıştır... Türköne, AKP’den milletvekili adayıydı fakat istediğini bulamadı... Kendi deyimiyle boyunun ölçüsünü aldı... Şimdi Atatürk’ün vasiyetiyle mirasının bir bölümünü bıraktığı bu kurumun yönetimine getirildi...
Bu kuruma atanan Alpaslan Açıkgenç de bir Said-i Nursi uzmanı, “Risale-i Nur’da ilmi kavram” ve buna benzer birçok kitapları var... Prof. İskender Pala da Türköne gibi Zaman gazetesinde yazıyor... Askeri lisede edebiyat öğretmeniyken irticacı olduğu gerekçesiyle yaş kararıyla ordudan atılmış... Bu kuruma atananlardan Prof. Dr. Necati Polat da, Atatürk’e “bu adam” diyen Atilla Yayla’ya destek verenlerden...
Görüldüğü gibi atamalar “Zaman Gazetesi” çevresinden ve Atatürk’e karşı tavırları belli olan kişilerden oluşuyor... Kurum ise Atatürk’ün miras gelirleriyle yaşıyor...
Her şeyden önce bu kurum şu anki yapısıyla, anlayışıyla Atatürk’ün vasiyetine ve mirasına hiç uymuyor...Bugünlerde moda olan "Yeni Osmancılık" zihniyetinin bu kurumlarda yansımasını görür gibiyiz....
Dileğimiz, bu tür resmi atamalar yerine bu kurumun; Atatürk'ün 5 Eylül 1938 tarihinde kendi el yazısıyla yazdığı vasiyetine uygun bağımsız birer kuruluşlar olarak, Türk Diline ve tarihine katkı sağlayacak özerk kurumlar haline getirilmesidir...


