Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 

05 Temmuz '10

 
Kategori
Futbol
 

Türk futbolunda altyapı ve bu yapının üst düzey katilleri

Türk futbolunda altyapı ve bu yapının üst düzey katilleri
 

Her yerde, her zaman oynamaya değer...


Organizasyonlar, projeler ve daha nice komplike çalışmalar... Türk futbolunun başındaki zümre çalışıyor ve hayranlıkla izliyoruz(!) Yıllar geçiyor ve yıllar önce söylenen cümleler hala hayatta kalmaya, yaşamaya devam ediyorlar. Değişmesi gerekirdi o cümlelerin ama hala değişemediler; çünkü süreç devam ediyor ve bu kör süreç bitmediği sürece söylenilenler ve temenniler de değişmeyecek. 

Çocukluğumdan beri futbol altyapısına vites artırarak yatırım yapıyor "ağabeylerimiz" ama altta yatırım yapılanları üstte göremiyoruz; ya bu bir ölü yatırım ya da ölecek bir yatırım bile yok ortada. Matematiksel bakıyorum duruma ve içim gıcıklanıyor. Bizden çok daha az nüfuslu ve sadece futbol oynamayan ülkelerin futbolcularını ve takımlarını uluslararası arenada zirve yürüyüşünde görmek üstü kapatılmaya çalışılan bu bariz çelişkiyi gözüme iyice sokuyor! örnek de isterler şimdi bu değerli(!) ağabeylerimiz. O zaman kırmayalım ve meseleyi sağlam örneklerle biz de onların gözüne sokalım. 

Örnek 1: Hollanda: Coğrafya bilginize sığının ve bu ülkenin nüfusunu aklınıza getirin (ben sayıları çok kullanarak kafa şişirmek istemiyorum hem ayrıca bu şekilde öğrenmeniz daha sağlam olur.) Birçok spor dalında aktif sporcusu bulunan Hollanda' nın yanında, konu futbol oldu mu, adımız okunmaz. Hem ulusal takım, hem kulüp takımları hem de futbolcu ihracatı açısından yanına yaklaşamayız bu bizden çok çok küçük olan Avrupa ülkesinin. 

Örnek 2: Uruguay: Evet anladım, "Bu ülke sadece futbol da var" diyorsunuz. Doğru fakat böyle "var olmak" dostlar başına... 2 Dünya Kupası, sayısız Güney Amerika Kupası, kulüp takımları bazında kıta başarıları ve yıllardır aralıksız ihraç ettikleri futbolcuları... 

Örnek 3: Japonya: biz futbol oynarken onlar hala samuray işleriyle uğraşıyorlardı ama artık bizden daha çok futbolcu ihraç eden ve bizden daha fazla büyük organizasyon müdavimi olan bir ülke haline geldiler ve tabi takdir edersiniz ki sadece futbolla meşgul değiller. 

Örnek 4: Yunanistan: "Dost musun düşman mısın?" klişeleri içinde yükselen bir Yunan futbolu ve bizden daha fazla futbolcu ihraç eden yunan futbol altyapısı... Yunanlılar kulüp takımları bazında da bizden daha parlak işler çıkarırken diğer bazı spor branşlarında da hala etki düzeyleri yüksek. 

Örnek 5: Sırbistan: İşte buna itirazınız olmaz sanırım diyorum ama siz yine de sıvışacak bir yerler bulursunuz. sizleri Sırbistan için de nüfus kıyaslamasına davet ediyorum ve bu kıyaslama sonrasında ortaya çıkacak sonucu dikkatle incelemenizi tavsiye ediyorum. Bu incelemeleri yaparken sırpların basketbolda da zirvede bulundukları notunu aklınızdan çıkarmamanızı öneriyorum. 

Örnekleri; Danimarka, İsveç, İsviçre, Belçika diye çoğaltmak mümkün lakin bunu yapmak sorunu çözmeyecektir. sorunu çözmeye gerçekten; niyeti, bilgisi ve yetkisi olan kimselere bu kadarı fazla bile. 

Eski usul veya yeni usul; iyi ya da kötü herhangi bir futbol alanı inşa etmeyi kıyıda köşede yaşayan çocuğunuza çok görüp hava alanında "bitmiş ya da bitirecek" karşılama aşkınız devam ede dursun; bu sırada, sizin öykündüğünüz, kıtanın büyük takımları altyapılarından üste 3-5 tane monte etmekle meşgul olacaklar. Siz büyük olmayı, sadece, büyükleri almakla gerçekleşebilecek bir hedef olan görün; bu arada onlar hem büyükleri alacaklar hem de küçüklerini göklere çıkaracaklar. Siz hiç hesap yaptınız mı, boşuna harcadıklarınızla kaç tane kötü futbol sahası yapılır ve bu kötü sahalardan kaç tane iyi futbolcu çıkar diye? Siz hiç düşündünüz mü, dereye akıttıklarınızla kaç eğitmen yetişir ve bu eğitmenler kaç tanesini eğitir, kaç tanesini seçer diye? Ya düşünmediniz ya da o evrede değilsiniz daha veya insanların yediği yöntem bu ve siz de bu yöntemi kullanmaktan dolayı rahatsınız, hoşnutsunuz. Asıl problem şu ki; sporda illaki vitrinsel başarıyı amaç olarak görüyorsunuz ve daha çok çocuğun, gencin, orta yaşlının ve yaşlının spor yapabilmesi sizin amacınız olmaktan çıkmış ya da böyle bir amaçtan haberiniz yok, yanlış öğrenmeler üzerine kuruyorsunuz yönetim modelinizi. Eğer öyleyse bilin ki, ülkesel anlamda sporda başarılı olmak önce ülke olarak sporcu karakter oluşturmakla olur, Ülke insanına sporu yaymakla, onlara spor yapacak imkan sağlamakla olur. Kısa vadede size kupalar madalyalar getirmeyecek bu yöntem ama kısa vadede sporun ana amacına yani birlikte hareket etmeye, bireysel hareket kültürünü oluşturmaya direk katkı sağlar. kupa mı dediniz, madalya mı dediniz? O zaten gelir. 

Futbol var ama para olduğu halde kale hep taştan; çocuk var ama şimdi kim uğraşacak onunla baştan? Avrupa' ya yolladık birkaç tane canım; ama gelirler birazdan. Bizim kulüpler takılsın burada, hayır yok Avrupa' dan. Milli takım kolay iş; gaz veririz ordan burdan... 

Aslında bu şiir de uzar bu yazı da uzar; yılların yükü var omzumuzda ve bu yükü bu şekilde atamayacağımızdan da eminim. Bu yükü atmanın yolu, önce omzumuzda atmamız gereken bir yük olduğunu anlamaktan geçer: Futbol oynamak isteyen çocuklarımız, gençlerimiz; "Dünya' da sesimiz duyulsun, biz niye bu kupada yokuz ki?" diyen insanlarımız... Bunlar da uzar gider. 

 
Toplam blog
: 15
: 1024
Kayıt tarihi
: 05.07.10
 
 

En basit haliyle genç sayılabilecek bir beden eğitimi öğretmeniyim ve 6 yıldır devlet bünyesinde çal..

 
 
 
 

 
Sadece bu yazarın bloglarında ara