Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Haziran '08

 
Kategori
Futbol
 

Türk işi

Türk işi
 

Italıan Job film afisi pics and images web sitesinden Fatih Terim resmi ise googledan alınmıştır.


Türk insanının en önemli karakteristik özelliklerinden bir tanesi yapması gereken işi son ana kadar bekleyip ondan sonra yapmasıdır. Bu yüzden değil midir, elektrik faturalarının son ödeme tarihlerinde vezneler dolar taşar, vergi ödemelerinin son günlerinde vergi daireleri ana baba günü olur. Yeni bir uygulama çıkarılır, bir tarih verilir ve bu tarihe kadar herkesin bu uygulamaya uygun düzenlemeler yapması istenir ve o tarih geldiğinde ülkede bir kaos yaşanır. Süre uzatımları yapılır. Tüm bunları düşündüğümde Fatih Terim’i alnından öpmek geliyor içimden. Çünkü biz böyle bir toplumuz. Ulusal takımımızın da bu karakterde olması bence harika bir şey. Bunun adı TÜRK USULÜ ya da TÜRK İŞİ olmalı.

Turnuva başladığından beri en çok altı çizilen şey, ulusal takımımızın bir sistemi ya da ekolü olmaması. Alman ekolü, İtalyan ekolü, Fransız ekolü vs.vs. ulusal takımların bir ekolleri olduğu bizim ulusal takımımızın ise bir ekolü olmadığı söylendi durdu. Bundan da rahatsızlık duyuldu.

Almanlar disiplinli bir yapıya sahip. Normal yaşantılarında da öyleler. Robot gibi duygusallıktan uzak makine gibi işleyen bir toplum. Bakın ulusal takımlarına aynı karakterleri bulacaksınız. Bu sadece bir örnek. Bu açıdan baktığınızda ulusal takımın başına geldiğinde bir ekol yaratacağını söyleyen Fatih Terim sonunda haklı çıkıyor. Ve bence de analizlerini mükemmel yapmış. Öncelikle bu ülke insanının karakteristik bir özelliğini yakalamış. Bu özelliği ulusal takımda uygulayabilmenin yollarını da hiç birimize çaktırmadan denemiş.

Fatih Terim’in ulusal takım başındaki ikinci dönemindeki maçları gözünüzün önüne bir getirin. Genelde yapılan eleştiriler hep aynı yönde. Maçların ilk yarısında sürekli yanlış oynayan ya da kendini fazla yormayan bir ulusal takım, ikinci yarılarda ise sanki sihirli bir değnek değmişçesine bütün yanlışlardan dönen bir takım. Maziye bir dönün o kadar çok bu şekilde maç hatırlayacaksınız ki inanamazsınız.

Fatih Hoca işi biraz daha ileri götürmüş galiba. Grup maçlarını hatırlayın. Süper bir başlangıç yapmıştık. Belki de Avrupa Şampiyonası biletini ilk alacak takım gibi görüyorduk kendimizi. Ancak inanılmaz puanlar vermeye başladık. Ve yine aynı şeye ihtiyaç duyduk. Son ana geldiğimizde üstün performansla başardık turnuvaya katılmayı.

İş böyle olunca da, başarı daha da coşkulu bir hal alıyor. Eğer ulusal takımımız işi son maça bırakmasa 3-4 maç öncesinden işi garantilese, en büyük tutkumuz olan heyecanı duymayacağımız için belki de eleme gruplarında alınan o başarıyı fazla önemsemeyecektik.

Şampiyonadaki grup maçlarına bakıyorsunuz. Çok donuk bir Portekiz maçı oynuyoruz. Çünkü önümüzde daha iki maç var nasıl olsa. Önce işi zora sokuyoruz ki, sonradan gelen galibiyetlerle olay bir anda zafere dönüşüyor ki bu gerçekten zaferdir.

Anlatmak istediğim gerek grup maçlarının seyrinde, gerekse maçların seyrinde Fatih Hoca benzer bir karakteri sahaya yansıtıyor. Eğer gerçekten bir araştırma yaparak bu yolu seçtiyse bu gerçekten profesyonelce araştırılıp analiz edilmesi gereken bir şey.

Yok eğer kendiliğinden oluşmuş bir şey ise, bence gene analiz edilmeli çünkü bu Türk Milli takımının ekolü olabilir.

İşin ilginç yanı aynı geri dönüşleri Fenerbahçe Sevilla ve Chelsea maçlarında da yaşadı. Hatta Chelsea maçı rövanşında da yakalıyordu ama belki şanssızdı, belki de beceriksiz.

İşte size bir ekol. Türk Ekolü. Ya da Türk Usülü. Adını ne koyarsanız koyun. Rakip için gerçekten zor. Çünkü iki ayrı bölümde iki ayrı takımla savaşmak durumunda kalıyor. Tam her şey yolunda gidiyor diye düşünürken, karşılarına bir anda hiç ummadıkları kadar dişli ve saldırgan yapıya bürünen bir takım çıkıyor. Doğal olarak rakip bir anda abandone oluyor. Ne olduğunu anlayamadan da dağılıp gidiyor.

Şu an Hırvatların kafasının ne kadar karışık olduğunu tahmin edebiliyor musunuz? Acaba maçın tamamına yönelik bir taktikle mi oynamalılar ya da Türkiye’nin bölüm bölüm değişen performansına göre onlar da taktik mi değiştirmeli. Ne zaman ne yapacağını bilmedikleri bir rakip. Başka bir deyişle, ne zaman nereden saldıracağını bilmediğiniz bir düşman. Hangi silahla karşılık vermelisiniz onu bile tahmin edemiyorsunuz.

Fatih Hoca’nın ulusal takımın başına geldiğinde bahsettiği ekol bu muydu bilmiyorum ama, biz buna bundan sonra TÜRK İŞİ diyebiliriz sanırım.

 
Toplam blog
: 85
: 1006
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

1971 yılında Ankara'da doğdum. İzmir'de yaşıyorum. En büyük tutkum FutBol. Ve tabi ki Fut-Bol da bil..