- Kategori
- Gündelik Yaşam
Türk toplumundaki değişim ve AB

Değişim süreklidir. Bir anda olup bitmez. İnsanlar ve toplumların sağlıklı gelişebilmesi için değişebilirlik özelliğine sahip olması gerekir. Küçük değişimlerinden de yetmediği dönemler gelir, o zaman toplumun kendi iç dinamiklerinin büyük değişimi yapabilecek yapıya sahip olması gerek. Bunun sağlanamadığı durumlarda değişim ancak dıştan zorlamayla gerçekleşir. Dıştan yapılacak zorlamayla ortaya çıkan değişim toplumsal yapıda kırılmalar yaratabilir.
Türk toplumunda 1839 Tanzimat Fermanı ile ortaya çıkan Batılılaşma sürecindeki değişimlerin nerdeyse tamamı dışardan gelen yani Avrupa baskısıyla oluşmaktadır. Demokratikleşme, insan haklarındaki gelişmeler, hukuk devleti olma yolundaki ilerlemeler ve laikleşme sürecinde gelişmelerin tamamı Avrupa tarafından Türkiye’ye yapılan zorlamalar sonucu ortaya çıkmıştır.
Batıdan gelen subaylara bile "gâvur" diye karşı çıkan Türk insanının en son geldiği durum ilginçtir. Artık ülkemizde Gelişme adına batılılaşmaya karşı çıkan nerdeyse kalmamış gibidir. AB’den gelen istekler emir gibi telakki edilerek aynen gerçekleştirilmeye çalışılmaktadır. Ülkemizin gelişmesi için belki gerekli olan bu gelişmelere itiraz edecek değiliz tabii. Üzücü olan acaba kendi dinamiklerimizle bu gelişmelerin kendi iç dinamiklerimizle gerçekleşmesi mümkün değil mi? AB istediği için meydana gelen değişim ve gelişmeler bizim için biraz da onur kırıcı olmuyor mu? Millet olarak özgüvenimize zarar vermiyor mu?
Batı karşısında sürekli özgüven erozyonuna uğrayan toplumumuzda; futbolumuzu geliştirmek için yapılan teknik direktör transferleri gibi siyasetçi transferi yapılması düşünülmeye ve konuşulmaya başlandı. Sonunda bu da olur mu dersiniz. İlginç olur herhalde…