​ Benim dinlediğim masallar / Anılar / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Temmuz '07

 
Kategori
Anılar
 

Benim dinlediğim masallar

Benim dinlediğim masallar
 

Çocuklar için masal dinlemek ne müthiş şeydir öyle… Benim de çocukluk yıllarım dedemden, babaannemden masal dinleyerek geçti. Ne güzel yıllarmış o yıllar… O zamanlar yaşanılan zamanın güzellikleri üzerine kafa yormuyorduk. Yaşıyorduk güzellikleri… Doyasıya, içimize sindire sindire…

Evimizde ne TV’miz, ne buzdolabımız, ne çamaşır makinemiz, ne bulaşık makinemiz vardı. Daha doğrusu modern hayata dair hiçbir şeye sahip değildik. Ama yine de mutluyduk o yıllar…

En büyük zevklerimden birisi dedemin veya ninemin dizinin dibine oturup; onun geçmişe ait masalımsı hatıralarını dinlemekti. Kurtuluş savaşı yıllarında çekilen yoklukları onlardan dinledim. Onların anlattıkları ne acı şeylerdi ama ben masal niyetine dinliyordum hep…

İşte onlardan dinlediğim bir olayı sizlerle de paylaşmak istiyorum: Kışlık odun ihtiyacını karşılamak için bütün köy halkı birlikte ormana odun ihtiyacını karşılamak amacıyla o zamanki en önemli taşıma aracı olan öküzlerin çektiği kağnılarla giderlerdi. Kurtuluş Savaşı yıllarında; köylerde ermeni ve askerden kaçan Türk çetelerinin etkin olduğu dönemlerde yine odun ihtiyacını gidermek amacıyla köylüler toplanıp ormana giderler. Ermeni çeteler tarafından ormana giden köylülere baskın yapılır. Çeteler dedem ve onun babası olan büyük dedemiz de dâhil olmak üzere erkekleri bir araya toplarlar. Köyde hocalık yapan dedemin babasına;” sen hocasın sana dokunmayacağız “ derler ve onu diğer erkeklerden ayırırlar.

Dedem belinde bulunan tabancasının çeteler tarafından fark edilip elinden alınmaması için; ondan kurtulmaya karar verir ve onu otların arasına bırakır. Ermeni çetesi içerisinden birisi daha önce dedem tarafından kendisine zarar verildiği iddiasıyla yanına gelir. Dedemin bahsettiği kişinin kendisi olmadığına dair çete mensubunu ikna çabaları sonuç vermez ve Ermeni çetesi tarafından dedem kamayla bacağından yaralanır. Amacı öldürmek değil korkutmak ve zarar vermektir.

Kadınlar da dâhil olmak üzere köylülere çeşitli zararlar verilip ellerindeki malzemelerin bir kısmına el konulduktan sonra bırakılılar ve köye dönerler.

O yıllarda sadece Ermeni ve Rum çeteleri köylülere zarar vermez. Askerden kaçarak dağlarda saklanan ve ihtiyaçlarını sürekli köylülerden gideren bir kısım soysuzlar da köylülere zararlar vermektedir. Köydeki erkeklerin askere çağrılması ve kalanların büyük çoğunluğunun kadın ve çocuklardan oluşması çetelerin işini kolaylaştırmaktadır.

Bir tarafından yokluk ve sefillikle mücadele etmeye çalışan köylüler, diğer taraftan da Ermeni, Rum Çeteleri ile kendilerine Türk kelimesini bile yakıştıramayacağımız bir kısım asker kaçağı olan soysuzların zulmüne maruz kalmışlardır.

İşte benim dedemden dinlediğim masallar yukarıda anlatmaya çalıştığım gibi çeşitli yaşanmış olaylardan oluşmaktadır. Kim bilir belki tarihe ilgi duymamda onların da etkisi olmuştur…
 
Toplam blog
: 53
: 2753
Kayıt tarihi
: 14.01.07
 
 

Eğitimciyim. Evli ve Hüseyin Kürşat ve Mehmet Çağrı adında iki oğlum var. Bilgisayar ve psikoloji..