Türkiye DTP'yi meclis çatısı altında tutabilmeliydi... / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Aralık '09

 
Kategori
Siyaset
 

Türkiye DTP'yi meclis çatısı altında tutabilmeliydi...

Türkiye DTP'yi meclis çatısı altında tutabilmeliydi...
 

"Hukuk eninde sonunda hâkimlerin vicdani kanaatleriyle karar verdikleri bir üstyapı kurumudur. Kanunlar ne yazarsa yazsın hâkimler bazen onu günün koşullarına göre yorumlayabilirler. Bence mahkeme, süreci çok iyi tahlil etmiş ve karara varırken ince matematiksel oranlardan mesajlar vererek sonuca gitmiştir. Bu matematiksel oranlar kendi içinde tutarsızlıklar taşısa da içinde bulunduğumuz sistemin çerçevesindeki demokrasi tanımı doğrultusunda verilebilecek en demokratik karardır. Demokrasinin kendisi de budur zaten. Uzlaşabilmek."

Bu satırları 31 Temmuz 2008 tarihinde AKP'nin kapatılma davasının sonuçlanmasının ertesinde Cübbenin demokrasi dersi başlığı altında kaleme aldığım yazıdan alıntı yaptım.

Açıkçası o günlerde ülkemizin bütün kamuoyu çok iyi bir demokrasi sınavı vermişti. Bütün detaylar günlerde, haftalarca masaya yatırılmış tartışılmıştı. O gün kapatılmama kararına imza atan hakimler aslında AKP'yi suçlu da bulmuştu. Ancak kapatmamış, Türkiye'nin bugün hala içinden çıkamayacağı bir sürece girmesine engel olmuştu. O günlerin mağduru iktidar partisi ise sürecin hemen öncesinde sonrasında parti kapatmaların imkânsızlaştırılacağı düzenlemelerden söz etmişti.

Ancak bugün ülkemizde bir parti daha kapatıldı. Hakimlere o gün kamuoyunun vicdanının sesini dinlediğini ve belki de yasalarda yazan metnin dışına çıkarak yorum getirdiklerini, hakimlerin buna hakları olduğunu ifade etmiştim. Bugün Anayasa Mahkemesi üyeleri suçlanacaktır. Hatta o günlerde yapıldığı gibi "cübbe oligarşisi" yakıştırmalarına maruz kalacaklardır.

Demokrasi hakimlerin vicdani kanaatlerine bırakılmadan meclis çatısı altında da uygun çözümler üretebilmelidir.

İktidar partisi bu süreçte de kuşkusuz muhalefeti suçlayacaktır. "Biz istedik onlar izin vermedi" açıklamalarından, mazeretlerinden artık bu ülke çok sıkıldı. Yedi yıl içinde iktidar olamamış %47'nin ne işe yaradığını artık bu ülkenin insanlarının sorgulaması gerekiyor.

DTP'nin kapatılma sürecinin uzatılması bir demokrasi uzlaşmasıydı. Ancak meclisteki açılım tartışmalarının üzerinden daha henüz bir ay geçmişken bu işe böyle bir detay eklemek, eklenmesine vesile olmak iktidar partisinin çok önemli yeteneksizliğidir.

Yürütme görevi görenlerin bu yasaları değiştirecek yeterli zamanı vardı.

Yarın yine Başsavcı kendileri için kapatma davası açarsa nasıl bir savunma yapacaklarını merakla izleyeceğiz.

Kuşkusuz bu süreçte DTP'nin doğru işler yaptığını savunacak değilim. Zaten bir kaç gün önce yazdığım yazıda DTP'nin demokrasiyi bilmediğini ima etmiş; bunun nesnel sebeplerini de sıralamıştım. Bugün farklı düşünmüyorum. DTP'nin son dönemde ortamı çok gerdiği neredeyse kapatılmak için ortam hazırladığına da şüphe yoktur. Ancak bütün bunlar DTP'nin demokrasi algısının zayıflığına işarettir.

Bu herşeye rağmen kapatılmayı hak edecek bir sonuç doğurmamalıdır.

Türkiye bu partiyi meclis çatısı altında yaşatmayı ve tutmayı "onlara rağmen" becerebilmeliydi.

DTP sürece ısrarla PKK'yı ve Öcalan'ı dâhil etmenin cezasını kapatılarak çekmiştir. Üstelik onların baltalamasına şahit olarak.

Ahmet Türk de bu süreç içinde çok önemli tarihi bir misyonun aktörü olma şansını kaybetmiştir. Kendisi bölge insanının bir barış önderi olacağı yerde yıllardır savaşın baş nedenlerinden ve aktörlerinden birinin gölgesinde kalma yolunu seçmiştir, ne tuhaftır ki barış adına. Sayın Türk boş zamanlarında bu felsefi çelişkiyi belki bize bir kitap yazarak anlatabilir.

Kamuoyu DTP'nin kapatma sürecini takip edememiş, son olaylar karşısında mecburen sessiz kalmıştır. Ülkemizin özgür düşünceli liberal aydınları akıllarını darbeye taktıkları, günlüklerin arasında cımbızla çekip çıkaracakları deliller aradıkları için belki de ülkemizin en önemli demokrasi dönemeçlerinden biri olacak parti kapatmayı güçleştiren yasaların çıkarılması gündemini unutmuşlardır.

Ülkemizde ilk defa parti kapanmıyor. Kuşkusuz birçoklarının aksine karamsar senaryoları aklıma getirmek istemiyorum. Türkiye bunu da aşacaktır.

Burada altını çizmek istediğim şey kendilerini demokrat etiketi yapıştırıp demokrasi mücadelesi verenlerle onların demokrasi düşmanı dedikleri arasında öyle çok da ciddi bir fark olmadığıdır. Bu onlar için çok kötü bir sınav olmuştur.

Zor bir süreç başlıyor.

Uzay Gökerman

 
Toplam blog
: 2033
: 1268
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

"Keyif verici bir yalnızlık" olarak gördüğüm yazma serüvenimin en önemli merkezlerinden bir tanes..