Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 

07 Ocak '07

 
Kategori
Türkiye Ekonomisi
 

Türkiye ekonomimiz şaha mı kalkıyor?

Türkiye ekonomimiz şaha mı kalkıyor?
 

2006 TÜRKİYE EKONOMİ BAŞARILARI

Türkiye'miz ihracatta, özelleştirmede, enflasyonu düşürmede, GSMH'da, yabancı sermaye girişinde, işsizlik oranında son yıllarda elde ettiği başarılarla sonunda ekonomik istikrara kavuşuyor ve global ekonomideki yerini almaya hazırlanıyor. Bu olumlu trend devam ederse, Türkiye'miz ekonomide kısa zamanda güçlü bir küresel aktör haline gelebilir. Asya Kaplanlarından sonra, Anadolu Kaplanları olarak bizler dünya arenasında kendimizi ispatlamaya hazırlanıyoruz. Haydi Türkiye'm ileri! Aşağıda bu atılımın göstergesi sayılabilabilecek ekonomi haberlerini sizin için derledim. Ancak ondan önce, bu atılımın ve başarıların devam etmesi için vatandaş olarak bize düşen görevleri sıraladım.

EKONOMİK ATILIM İÇİN ÖNCE İÇİMİZDE VE KURUMLARIMIZDA ATILIM ŞART!

Bu atılımın devam etmesi bizim elimizde. Bu bir takım çalışması. Bu, ortak bir hayale doğru toplumca bayrak açıp yürümemiz. Bu, daha müreffeh ve daha güçlü bir Türkiye için yola devam etmemiz. Bunu sağlamak ve hızlandırmak için vatandaşlar ve kurumlar olarak hepimize çok ciddi görev düşüyor:

1) Toplam Kalite anlayışının ve ilkelerinin KOBİ’lerde, medyada, devlette, sağlık, eğitim ve adalet sistemlerinde ve siyasette uygulanması için elimizden geleni yapmalıyız. İş dünyasında, siyasette, devlette ve medyada yolsuzluğa savaş açılması ve İş Etiği ve Sosyal Sorumluluk ilkelerinin hayata geçirilmesi için uğraşmalıyız. Hepimiz görev ve sorumluluklarımızın bilincinde olmalı, yasalara uymalı ve işimizi dünya kalitesinde yapmalıyız.

2) İnsana yatırım yapmalıyız ve yaptığımız her işte insan odaklılık anlayışının ve ilkelerinin hayata geçirilmesini sağlamalıyız. Müşteri memnuniyeti, müşteri ve hizmet odaklılık ilkelerine riayet etmeliyiz. Gençlerimizin kariyer planlaması yapmasına katkıda bulunmalı, onlara eğitim fırsatları ve istihdam olanakları sağlamalıyız.

3) Üretime dayalı ekonomik, ticari ve sektörel kalkınma için yetkinlik esaslı işe alma, performans değerlendirme, ve ödüllendirme uygulamalarına geçmeliyiz. Tüm sektörlerde profesyonelleşme ve kurumsallaşmayı hızlandırmalıyız. Avrupa Birliği şartlarına hızla uyum sağlamalıyız.

4) Markalaşma ve tasarım anlayışının, evrensel pazarlama ve reklamcılık stratejilerinin KOBİ’lerde, şirketlerde, medyada, basında ve devlette uygulanmasını sağlamalıyız. İş dünyasında, KOBİ’lerde ve hayatın her alanında sivil toplum ve katılımcılık ruhunu benimsemeliyiz. Türk müziğinin, sporunun, sinemasının, sanatının ve Türkçenin gelişmesi, evrensel standartlara ulaşması için uğraşmalıyız.

5) Üniversiteler, iş dünyası ve devlet işbirliğiyle çok boyutlu teknoloji üretimi gerçekleştirmeliyiz. Patent ve copyright konusunda atağa kalkmalıyız. Bilim-icat-yenilik-tasarım-teknoloji-üretim-pazarlama zincirini kurmalı, bunun için teknoparklar ve inkübatörler kurmalıyız. ARGE (Araştırma ve Geliştirme) süreçlerinin KOBİ’lerde, sektörlerde, şirketlerde, devlette, sağlık ve eğitim sistemlerinde uygulanmasını sağlamalı ve buna maddi kaynak ayırmalıyız. Biyoteknoloji, Nanoteknoloji, genetik, Internet, malzeme bilimi, Telekom gibi kritik teknolojilerde atağa geçmeliyiz. Risk sermayesi ve melek sermayesini teşvik ederek teknoparkların ve think tank kuruluşlarının açılmasını hızlandırmalıyız.

6) Girişimcilik ruhunun ve liderlik anlayışının KOBİ’lerde, şirketlerde, Anadolu Kaplanlarında, devlette, sağlık ve eğitim sistemlerinde hayata geçirilmesini sağlamalıyız. Yurtdışında ve dünyanın farklı ülkelerinde lobi, eğitim, bilim, sivil toplum, yatırım, ticaret faaliyetlerini daha fazla teşvik etmeli ve hızlandırmalıyız. Reel sektöre, girişimcilere, ihracatçılara ve KOBİlere teşvik için kredi, sermaye, danışmanlık, bilgi transferi ve desteği arttırmalıyız.

Geçelim bize moral veren ve momentm sağlayan olumlu ekonomik gelişmelere:

BEŞ YILDIR BÜYÜME

Ekonominin üst üste beşinci yılda da büyümeye devam ettiği 2006'da, gündeme damgasını vuran gelişme mayıs ve haziran aylarında piyasalarda yaşanan dalgalanma oldu. Borsa yılın en düşük değerini gördü. Dolar 1,76 Yeni Türk Lirası, Euro da 2,1 YTL'nin üzerine çıktı.
Gecelik borçlanma faizleri yüzde 13,25'ten 17,5'ye, iç borçlanma faizleri de yüzde 23'lere tırmandı. Enflasyon çift haneli rakamlara geri döndü. Piyasaların sakinleşmesinin ardından dolar yeniden 1,4'lere indi, borsa 40 binlere doğru yükseldi.

İSTİKRAR KALICI

Sarsıntıyı siyasi istikrar, reformların sürdürülmesi ve mali disiplinin etkisiyle çok kısa sürede, ağır yaralar almadan atlatan ekonomi, eskiye kıyasla daha sağlam bir yapıya sahip olduğunu ispatladı. Yaklaşan cumhurbaşkanlığı ve genel seçimlerden dolayı artan siyasi tansiyona rağmen büyüme sürdü.

GSMH'DE REKOR

İlk 9 ayda 290 milyar doları bulan gayri safi milli hasılanın 2006'nın tamamında 390 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Böylece kişi başına milli gelir de 5 bin 342 dolara ulaşarak rekor kıracak. Eylül sonu itibarıyla yüzde 5,7 olan büyüme oranının yılı, yüzde 5-6 arasında tamamlaması bekleniyor.

İNŞAAT LOKOMOTİF SEKTÖR

Dalgalanmadan sonra faizlerdeki artış sebebiyle konut satışları azalsa da inşaat sektörü büyümenin lokomotifi oldu. 2006'nın 9 ayında en yüksek büyüme hızı yüzde 20,1 ile inşaatta yaşanırken, sanayi yüzde 7,3 büyüdü.

İŞSİZLİK YÜZDE ON ALTINA DÜŞTÜ

İşsizlik oranı ise bu yıl ağustos ayı itibarıyla yüzde 9,1'e gerileyerek kriz yılı 2001 öncesine döndü. Toplam istihdam 23 milyon 279 bin, işsiz sayısı 2 milyon 343 bin kişi oldu.

YABANCA SERMAYE GİRİŞİNDE REKOR: 20 MİLYAR DOLAR

Türkiye, yıllardır azlığından yakındığı doğrudan yabancı sermaye girişinde rekor kırıyor. Bir yandan özelleştirme, diğer taraftan da bankaların satışıyla aralık başında ilk kez 17,5 milyar doları bulan sermaye girişi 2006'yı 20 milyar dolarla tamamlamaya hazırlanıyor.

2006 BİRLEŞME VE SATIN ALMALARIN YILI

Piyasalar 2006'da birçok şirket satın alma ve birleşme operasyonuna tanık oldu. Gima devir yoluyla CarrefourSA ile birleşti. Yapı Kredi Bankası-Koçbank birleşmesi tamamlandı. Finansbank'ın yüzde 46'sı Yunan National Bank of Greece'e, Denizbank'ın yüzde 75'i Belçika-Fransız ortaklığı Dexia'ya, Akbank'ın yüzde 20 hissesi ABD'li Citigroup'a, Şekerbank'ın yüzde 34'ü Kazaklara, Tekfenbank'ın yüzde 70'i Yunan EFG Eurobank'a, TMSF'nin elindeki Adabank da Kuveytlilere satıldı. Merrill Lynch Türkiye, Tat Yatırım Bankası'nı (Tatbank) satın alırken Alternatifbank'a da Yunanlı ortak geldi. Anadolu Grubu, Yunanistan merkezli Alpha Bank ile yarı yarıya ortaklık için anlaşma imzaladı. Petrol Ofisi AŞ'nin yüzde 34'ü Avusturyalı OMV'ye satılırken, Vodafone, Telsim'i aldı. Rupert Murdoch'ın sahibi olduğu News Corporation, Ahmet Ertegün ile birlikte TGRT'yi satın aldı, Koç Grubu İzocam'da sahibi olduğu yüzde 61,19'luk hissesini lisansını kullandığı Fransız Saint Gobain Isover ile Kuveytli Alamana'ya 171,3 milyon dolara sattı. Biletix dünyanın en büyük bilet satış şirketlerinden Amerikalı Ticketmaster'a, Atlas Halı'nın yüzde 50,1'i de İsraillilere gitti.


İHRACATTA REKOR: 85 MİLYAR DOLAR

İhracat değerli YTL, yüksek üretim maliyetleri, vergiler ve istihdam üzerindeki yüklere rağmen yeni rekorlara imza attı. Kasım ayı ihracatı 8,6 milyar dolarla zirve yaparken 2006 yılı ihracatının da 85 milyar doları aşarak yeni bir rekor kırması bekleniyor.

EN BÜYÜK RİSK: CARİ AÇIK

Ekonomideki olumlu gelişmelere rağmen, geçen yıl olduğu gibi bu yıl da yüksek cari açık, en fazla dikkat çeken konuların başında geldi. Ekim ayı itibarıyla 28 milyar doların üzerine çıkan cari açık, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 67 oranında artarken ekonomi yönetimi finanse edildiği ortamda cari açığın sorun oluşturmadığı görüşünde. Merkezi yönetim bütçesi 2006 yılı Ocak-Kasım döneminde 64 milyon yeni lira fazla verdi. Böylece, 23 yıl aradan sonra ilk 11 ay itibarıyla fazla verilerek bütçe performansında önemli bir iyileşme kaydedildi.

İHRACATÇILARIMIZIN AYAK BASMADIĞI ÜLKE KALMADI

Dövizin TL karşısında değer kaybetmesinden kaynaklanan sıkıntıya rağmen ihracatçılar yurtdışı pazarlarda başarı göstermeye devam ettiler. Üç yılda ihracat rakamları ikiye katlandı.

İhracat gerçekleştirilen ülkeler arasında Almanya, İngiltere ve ABD ilk üç sırayı alıyor. Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı Oğuz Satıcı, Türkiye’deki şirketlerin ihracatın önemini kavradığını, büyük bölümünün ise sürekli yeni pazarlara açıldığını söyledi. Türkiye İhracatçılar Meclisi tarafından yapılan “Türkiye’nin en büyük bin ihracatçısı” araştırmasında ilk 10’da yer alan firmaların Türkiye ihracatının beşte birini gerçekleştirdiği belirlendi.

236 ÜLKEYE İHRACAT

Sayıları 38 bine ulaşan ihracat şirketleri, Türkiye’de ürettiği ürünleri aralarında ismini pek çok kimsenin duymadığı Cibuti, Burkina Faso, Sierra Leone gibi ülkelerin de bulunduğu dünyanın 236 ülkesine ulaştırıyor.

TÜRKİYE GLOBAL EKONOMİDE YERİNİ ALIYOR

TİM Başkanı Satıcı, ihracattaki gelişmelerin Türkiye’nin global ekonomideki yerini daha da güçlendirdiğini dile getirdi. Türkiye’nin etkin bir ihracat stratejisi çerçevesinde dış ticaretinde fazla veren bir konuma geleceğini belirten Satıcı, Türkiye’nin bu çerçevede yabancı yatırımları teşvik eden bir yapılanmaya geçmesi gerektiğini ifade etti. İhracatçıların başarılarının desteklenmesinin, Türkiye’deki ihracat iştahını artırmak demek olduğunu söyleyen Satıcı, bunun da ihracatın artarak ülkenin zenginleşmesi anlamına geldiğini dile getirdi. Satıcı, “Bugün Türkiye’de sayıları 38 bini bulan ve dünyanın her ülkesine giden ihracatçı şirket sayısının yüz binleri aşarak Türkiye’nin ekonomisini daha da ileri götürmesini temenni ederiz.’’ dedi.

TÜRKİYE 2005'TE 18 YILA BEDEL ÖZELLEŞTİRME YAPTI

Türkiye 20 yıla yaklaşan özelleştirme yolculuğundaki en hızlı dönemini 2005'te yaşadı. TAV’ın 3 milyar dolar karşılığında Atatürk Hava Limanı işletme haklarını 15 yıl için tekrar almasının ardından, Türk Telekom’un satışının da 6,55 milyar dolara tamamlanması ile gelir 11 milyar dolara ulaştı. Bu rakam aslında Türkiye’nin özelleştirme yoluna ilk çıktığı 1985’ten 2003 sonuna kadar bütün özelleştirmelerden elde ettiği gelire denk.

Özelleştirmelerin ekonomi üzerindeki olumlu etkisi sadece satışlardan elde edilen gelirle sınırlı değil. Eğitim, hukuk ve savunma gibi alanlarda devlete daha fazla hareket alanı sağlamasının yanında, özelleştirmeler, bazı kesimlerin iddia ettiğinin aksine istihdamı artırıyor, yatırım miktarını ve kalitesini yükseltiyor, ilgili sektörlere canlılık getiriyor ve devletin daha fazla vergi toplamasına imkân veriyor. Hazine’ye aktarılan gelirler ise kamu borçlanma gereğini azaltarak borçların çevrilebilirliğine katkıda bulunuyor. Gelen kaynak aynı zamanda bütçe açığı ve cari açığın finansmanına da önemli bir katkı sağlıyor.

DÖNÜŞÜM PERSPEKTİFİ

Yapı Kredi Bankası Başekonomisti Ahmet Çimenoğlu, özelleştirmeye genel bir çerçeveden bakılması gerektiğini belirterek, konuyu ‘dönüşüm perspektifi’ olarak değerlendiriyor. Özelleştirmelerin özel sektörün kamudan daha etkin ve verimli çalıştığı varsayımı ile yürütüldüğüne dikkat çeken Çimenoğlu, bunun da kısa vadeli faydalardan ziyade daha uzun vadeli kazanımlara işaret ettiğini söylüyor. Çimenoğlu, bir kamu teşebbüsünün satışından ne kadarlık gelir elde edildiğinden çok, satıştan sonra yatırım, istihdam, gelir ve vergi gibi kalemlerdeki artışın dikkate alınması gerektiğini vurguluyor. (Kaynak: Zaman Gazetesi)

 
Toplam blog
: 279
: 2488
Kayıt tarihi
: 09.09.06
 
 

Dr. Fahri Karakaş, Londra’da University of East Anglia’da görev yapmaktadır (Norwich Business Sch..

 
 
 
 
 

 
Sadece bu yazarın bloglarında ara