- Kategori
- Siyaset
Türkiye İsrail'e muhtaç, ya İsrail?

Yarım asırlık Türk-İsrail münasebetlerinde ülkemizin birçok mevzuda hususiyetle Amerika Birleşik Devletleri ile alakalı diplomasisinde İsrail ile var olan siyasi ilişkilerinin hayati derecede olduğu bu yüzden de Türkiye’nin İsrail ile münasebetlerini daima iyi seyirde tutmak zorunda olduğu tezi işlenmekteydi. Hatta bu tezde İsrail’den neredeyse Türkiye’nin vazgeçemeyeceği bir ülke olarak bahsedilmiş, bu ülke ile ikili münasebetlerin kötü yönde seyretmesi halinde ülkemizin dış politikası kapsamında da çok kötü istikamette etkilenebileceği fikri ulusumuzun kafasında içselleştirilmiştir. Bu tez bir yönü ile doğru olmakla birlikte aynı şekilde İsrail içinde Türkiye’nin Kıymet-i Harbiye’sinin çok büyük bir ehemmiyete malik olduğu yadsınamaz bir hakikattir.
İsrail’in dünya arenasında hususiyetle güçlü lobisi kapsamında tesirli olduğu tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de bilinmekte. Bu açıdan baktığımızda da yıllarca Amerika Birleşik Devletleri’nde ki Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi’nde aleyhimize getirilen “Ermeni Soykırım Paketi”nin yıllarca İsrail Lobisi sayesinde kanunlaşamadığını biliyoruz. Fakat son getirilen tasarının Türk-İsrail Münasebetleri’nin kötüye gitmesi seyri ile bu istikamette karara bağlandığı da bir gerçek. (Yani Türkiye’nin soykırım yaptığı bir bakıma tasdik edilmiştir.) Buradan da Yahudi Lobisi’nin son gelişen gelişmelerle artık bu mevzuda Temsilciler Meclisi’ne yeterince baskı yapmadığı neticesini çıkarabiliriz. Bütün bunlar cereyan ederken Türk Dış Politikası’nın İsrail’e adeta bir taassup içinde muhtaç olduğunu düşününler aynı zamanda İsrail’in de Türkiye’ye o derece muhtaç olduğunu unutmamalı ve gözden kaçırmamalıdırlar. Buna kanıt olarak İsrail’in var olduğu coğrafya da ki konumuna dikkati çekmek mümkün. Hepimizin malumu olduğu üzere İsrail, Ortadoğu Coğrafyası’nda kendisine yönelik daimi bir “Soğuk Savaş” yaklaşımıyla hareket eden ülkeler ile yaşamakta. Yani o coğrafyada birçok ülkenin (Buna örnek olarak; Suriye, Lübnan, Filistin ve İran’ı göstermek mümkün), İsrail ile münasebetlerinde bu yaklaşım egemen. 1967 ve 1973 Savaşları’nda Mısır, Suriye, Ürdün ve Lübnan’ın İsrail’le savaştığı biliniyor. Buna ilaveten Filistin’de etkin olan El Fetih ve Hamas ile yıllarca süren çatışmalar ve Lübnan ile 2006 Temmuzunda cereyan eden savaş, İran’ın var olan tehditkâr tavrı İsrail’in bu ülkelerle olan münasebetlerinin ne kadar pamuk ipliğine bağlı olduğunu bize göstermekte. Bu itibarla İsrail’i bir mahalle de tüm komşularıyla kavgalı olan ve anlaşamayan bir aileye benzetmek mümkün.
Bu zaviyeden hadiseye yaklaştığımızda Türkiye’den bu Müslüman ülkeler arasında ve bunların var olduğu Ortadoğu Coğrafyası’nda İsrail ile en yakın münasebetleri ve karşılıklı birçok siyasi, askeri ve iktisadi münasebetleri olan ülke olarak bahsedebiliriz. Türkiye hatta İsrail ve Suriye arasında arabuluculuk yapmak suretiyle bu coğrafya da barışın imarı için çalışan tek Müslüman ülkedir. Tüm bunlar malumken İsrail’in de Türkiye’yi siyaseten kaybetmeyi göz alması tabir-i caizse büyük bir çılgınlık olur. Netice itibariyle; Türkiye ve İsrail tarih boyunca çok sıkı siyasi, iktisadi ve askeri işbirliği olan ve bu işbirliği hayati derecede önemli iki müttefik ülkedir. Bundan dolayıdır ki “İsrailsiz bir Türkiye’nin düşünülemeyeceği fikrini analiz edenler, aynı şekilde Türkiyesiz bir İsrail fikri üzerinde de titizlikle durmalı ve bunun ne gibi neticelere yol açabileceğini düşünmek durumundadırlar.
İsrail’in dünya arenasında hususiyetle güçlü lobisi kapsamında tesirli olduğu tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de bilinmekte. Bu açıdan baktığımızda da yıllarca Amerika Birleşik Devletleri’nde ki Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi’nde aleyhimize getirilen “Ermeni Soykırım Paketi”nin yıllarca İsrail Lobisi sayesinde kanunlaşamadığını biliyoruz. Fakat son getirilen tasarının Türk-İsrail Münasebetleri’nin kötüye gitmesi seyri ile bu istikamette karara bağlandığı da bir gerçek. (Yani Türkiye’nin soykırım yaptığı bir bakıma tasdik edilmiştir.) Buradan da Yahudi Lobisi’nin son gelişen gelişmelerle artık bu mevzuda Temsilciler Meclisi’ne yeterince baskı yapmadığı neticesini çıkarabiliriz. Bütün bunlar cereyan ederken Türk Dış Politikası’nın İsrail’e adeta bir taassup içinde muhtaç olduğunu düşününler aynı zamanda İsrail’in de Türkiye’ye o derece muhtaç olduğunu unutmamalı ve gözden kaçırmamalıdırlar. Buna kanıt olarak İsrail’in var olduğu coğrafya da ki konumuna dikkati çekmek mümkün. Hepimizin malumu olduğu üzere İsrail, Ortadoğu Coğrafyası’nda kendisine yönelik daimi bir “Soğuk Savaş” yaklaşımıyla hareket eden ülkeler ile yaşamakta. Yani o coğrafyada birçok ülkenin (Buna örnek olarak; Suriye, Lübnan, Filistin ve İran’ı göstermek mümkün), İsrail ile münasebetlerinde bu yaklaşım egemen. 1967 ve 1973 Savaşları’nda Mısır, Suriye, Ürdün ve Lübnan’ın İsrail’le savaştığı biliniyor. Buna ilaveten Filistin’de etkin olan El Fetih ve Hamas ile yıllarca süren çatışmalar ve Lübnan ile 2006 Temmuzunda cereyan eden savaş, İran’ın var olan tehditkâr tavrı İsrail’in bu ülkelerle olan münasebetlerinin ne kadar pamuk ipliğine bağlı olduğunu bize göstermekte. Bu itibarla İsrail’i bir mahalle de tüm komşularıyla kavgalı olan ve anlaşamayan bir aileye benzetmek mümkün.
Bu zaviyeden hadiseye yaklaştığımızda Türkiye’den bu Müslüman ülkeler arasında ve bunların var olduğu Ortadoğu Coğrafyası’nda İsrail ile en yakın münasebetleri ve karşılıklı birçok siyasi, askeri ve iktisadi münasebetleri olan ülke olarak bahsedebiliriz. Türkiye hatta İsrail ve Suriye arasında arabuluculuk yapmak suretiyle bu coğrafya da barışın imarı için çalışan tek Müslüman ülkedir. Tüm bunlar malumken İsrail’in de Türkiye’yi siyaseten kaybetmeyi göz alması tabir-i caizse büyük bir çılgınlık olur. Netice itibariyle; Türkiye ve İsrail tarih boyunca çok sıkı siyasi, iktisadi ve askeri işbirliği olan ve bu işbirliği hayati derecede önemli iki müttefik ülkedir. Bundan dolayıdır ki “İsrailsiz bir Türkiye’nin düşünülemeyeceği fikrini analiz edenler, aynı şekilde Türkiyesiz bir İsrail fikri üzerinde de titizlikle durmalı ve bunun ne gibi neticelere yol açabileceğini düşünmek durumundadırlar.