​ Türkiye'nin Akil'sizliği / Haber / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Haziran '07

 
Kategori
Haber
 

Türkiye'nin Akil'sizliği

Türkiye'nin Akil'sizliği
 

12 Haziran 2007 tarihli Radikal’de, Neşe Düzel’in USAK stratejisti Sedat Laçiner ile söyleşisi yayınladı. Konu savaş gündemi idi. Metinler alıntı ve karşı yorum biçiminde sıralandı. Yanlış bilgilendirme artı bilmeme ve bildiğini bilmeme gibi, ölümcül iki hatanın bir uzman tarafından silsileler halinde nasıl yapıldığına örnek olsun diye bu söyleşi seçildi.

“… bunları söylemek, her tarafı kırıp dökmek demektir. Bu tür şeyler böyle kamuoyunun önünde, basının karşısında, kokteylde söylenmez. Alttan birileri söyler bunları. Karşı tarafa istihbarat dosyaları gönderilir ve bunlar medyaya sızar.”

Bakar mısınız yönteme? Soğuk Savaş dönemi takıntılarına…

“Eğer bir savaş veya düşük yoğunluklu çatışma, bir ülkenin seçim yapmasını engelleyecek olsaydı, Amerika tarihinde hiç seçim yapamazdı.”

Bir: Orayı zaten savaş lordları / zenginleri yönetiyor. İki: ABD o kadar çok savaşa girmedi, 231 yılında resmi savaş sayısı 12’dir. Daha çok darbe yaptırdı. Üç: Savaşta seçimler hemen tüm ülkelerde ertelenir. Ertelenmese ne olacak? Seçmenlerin yarısı cephede oluyor zaten.

“Aslında terör, silahlı bir meydan okuma değildir. Terör, fikri bir meydan okumadır.”

PKK, pseudo-marksizmden şeriatçılığa savrulan bir fikri mücadele içinde değil, Türkiye’den belli toprakları isteyen silahlı bir mücadele içindedir. Koçgiri Ayaklanması’ndan beridir Kürtler, Türkiye’den ayrılmak istemektedir. En azından o ayaklanmayı yapanlar, Kürtler’in ünlü yalan söylemini, Atatürk’ün Kürtler’e özerklik vaad ettiğini bile pas geçmekteler ve daha Milli Mücadele yerine oturmadan, Kürtler’in taa Sevr’den başlayarak ve onun maddelerine istinaden ayrılıkçılığını açık açık söylemekteler. (Koçgiri Halk Hareketi, 1919-1921, Kolektif Çalışma, Komal Yayıncılık, 120 sayfa, 1992.) Bizim stratejistimiz de, lafı kıvırıp durmakta.

“O dağa işini iyi yapan, komando eğitimi almış, SAT türü 35-100 James Bond gönderirsiniz, işi bitirirsiniz.”

Bakar mısınız hamasete? Peki, bu denenmedi mi? Denendi. Öcalan'ı öldürmek birden çok kez başarılamadı. Yukarıdakini söyleyen, bunu bilmiyor mu? Biliyor ama işte takılıp kalmış ‘Soğuk Savaş - James Bond’ söylemlerine.

“Batılı ülkeler, teröristle mücadeleyi asla orduyla yapmıyorlar. Polisin içinde bir birim kuruyorlar.”

Bu yapılmadı mı? Yapıldı. 15.000 kayıp, 15.000 faili meçhul oldu. Susurluk oldu. Üstüne, milyonlarca avro da AİHM cezaları ödedik.

Bir de şu gerçek var: ABD, Irak’ta ve Afganistan’ta polis mi kullanıyor, asker mi?

“Bugün Türkiye'nin dış ve iç güvenliği, siyaseti birbirinin içine girmiş ve çorba olmuş vaziyette.”

Savaş ve siyaset, savaş ve hile, savaş ve casusluk, siyaset ve casusluk, diplomasi ve casusluk, diplomasi ve savaş, diplomasi ve siyaset, hiçbir zaman birbirinden ayrılmaz. Hepsi içiçedir, birinden diğerine geçebilmen için de, öyle olması gerekir; asker kasaturasını da üzerinde taşır, tüfeğini de; uzak ve toplu döğüşte ikincisini kullanır, yakın ve teketek ve sessiz döğüşte ilkini kullanır. Öneri: Türkiye, her ne zaman ki PKK’ye yönelik Kürt sivil casusluğuna feyk atabilecek, yani onları yanıltabilecek, işte o zaman savaşı kazanmış olacak.

“Eğer karşı taraf size sıcak takip izni vermediyse, 'sınır ötesi operasyon' diye bir şey yoktur uluslararası hukukta.”

Kasım 2003 tarihli, İstanbul’daki 4 bombalama olayının hemen ardından çıkarılmış, bir BM kararı var: Türkiye’ye sınır ötesi operasyon hakkı veriyor.

(“BM Güvenlik Konseyi'nin önceki gün İstanbul'daki terör saldırıları üzerine aldığı 1516 sayılı karar Türkiye'ye meşru müdafa çerçevesinde gerekirse, sınır ötesi askeri harekâta girişme hakkı veriyor.”)

http://www.radikal.com.tr/index.php?tarih=22/11/2003

Uzman, bunu yok sayarak konuşuyor.

“Türkiye'de 'Asker eleştirilmez' diye bir gelenek, adap var.”

Eleştirirsin ama doğru eleştirirsin. Savaşmayı bilmediğini öne sürdüğün adama yanlış savaşma yöntemi önerisi getiriyorsun. James Bond ha? Adama gülerler yahu.

“Türk askerinin Barzani'yle çatışmayı göze aldığını düşünüyorum. Hatta Türk askeri Barzani'yle çatışmak istiyor da olabilir. Bu operasyonda hedef PKK mı, Barzani mi, ondan da emin değilim açıkçası.”

Son anda sadede gelindi. Açık bir sav: Talabani ve Barzani, yakalanacak ve uluslararası savaş divanı kurulup, insanlık suçundan idam talebiyle yargılanacak. İdam cezası alırlarsa da, Saddam gibi asılacaklar.

ABD ile de zaten silahlı olarak yüzyüze geldik ama iki taraf da geri çekildi şimdilik. ABD İran için bize muhtaç. Biz de henüz saldırmak için hazır değiliz. O günler de gelecek.

Sözü şunla bağlayalım:

“Ankete göre, Türklerin en büyük tehlike sıralaması şöyle: 1) ABD (% 35.6) ..”

http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=223801

Açıkça anlatabildik mi, ‘anlatsan da anlamaz’ akil kardeşimiz’?

Neşe Düzel söyleşisi: http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=223746

 
Toplam blog
: 2216
: 514
Kayıt tarihi
: 16.08.06
 
 

Serbest yazarım. 1960 doğumluyum. BÜ İşletme mezunuyum. ..