- Kategori
- Siyaset
Türkiye’nin de bir hikâyesi var…

Türkiye’de yaşadığımız “Terör” belasının iki boyutu var…
Birincisi; ne yapıp edelim de Türkiye’yi bölüp parçalayalım. Bu amacın taşeronu, hiç kuşku yok ki PKK örgütü ve onun Türkiye içinde yuvalanmış uzantıları.
Uzantılarını ise her yerde görebilirsiniz, televizyonlarda, gazetelerde, TBMM çatısı altında, her yerde. Tabi “Arazi” üzerinde doğrudan PKK örgüt elemanlarını saymıyorum…
İkincisi; bölgenin ekonomik azgelişmişliği…
Birinci unsurlar, bu “Azgelişmişliği” ortaya sürerek amaçlarına ulaşmaya çalışıyorlar.
Hadi diyelim ki dışarıdakileri bombaladın, içeridekileri kovaladın ve yakaladın, ikincisi için ne yapıyoruz? Çünkü “Esas” konu bu…
Doğu ve güneydoğu bölgesinde yaşanan eylemlerin, İstanbul, Mersin gibi illerde de yaşanması “Azgelişmişlik” sorununa bağlı…
O bölgede “Yıllarını geçirmiş” birisi olarak “Kardeş” bildiğim, “Dost” bildiğim birçok kişi var. Hemen hepsiyle de zaman zaman görüşür, konuşuruz. Dert, “Kürtçülük” peşinde koşanların dediği gibi değil. Ancak propaganda ile o yola sürüklendi. Esas dert, iş ve aş…
Sınır ötesi harekât için BDP’den Selahattin Demirtaş: “Güvenlik güçlerinin ateşkese rağmen saldırıları PKK’yı alarm durumuna getirdi. Oysa güvenlik güçlerinin saldırıları sonucu ölen PKK’lıların da bir hayat hikâyesi var. Hayatını kaybeden askerin, polisin de bir hayat hikâyesi var ve onlar tüm Türkiye’nin acısı haline geliyor. Oysa PKK’lıların hikâyesi sadece bu bölgeye ait kalıyor. Türkiye’nin batısı burada olanları anlayamıyor” diyor…
Sözde bir doğru var: Terör uğruna şehit olanların da hayatlarını yitiren terör örgütü militanlarının da birer “Hayat hikâyesi” olduğudur.
Bu gerçeği anlamamak için “İnsan olmamak” bir yana “Canlı” olmamak gerek. Belki de “Cansız” diye tanımladığımız dağlar, taşlar ve onların kanlarını döküldüğü topraklar bile anlıyordur.
Ne var ki BDP, PKK ve “Kürtçülük” yapanların anlamadığı bir gerçek var…
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin de bir “Kuruluş hikâyesi” var, onu anlamıyorlar, anlamak istemiyorlar. Anlayabilseler, kabul edebilseler, çözüm için ilk adım atılmış olacaktır.
Daha dünkü günlerde olanca şehit vermişken, Selahattin Demirtaş PKK’nın yaptığının doğru olmadığını açlıklarken, bugün BDP Batman Milletvekili Ayla Akat Ata, DTK tarafından alınan karalardan(!) söz ediyor. Ve “Alınan kararlar arasında ligden (Futbol ligi) eğitim merkezi kurulmasına kadar birçok proje var, 6 ay içinde konferanslarla demokratik özerkliği dünyaya ve Türkiye’ye ilan ederek hayata geçireceklerini” söylüyor.
Demek ki kim anlamamakta ısrar ediyor, anlamıyor? Kim veya kimler Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin de bir “Kuruluş hikâyesinin” var olduğunu kabul etmiyor, edemiyor?
Evet… Ortak aklı ortaya koymak gerek. Bu vatanın her karış toprağında, bu topraklarda yaşayan her vatandaş eşit biçimde ortak. Sözünü ettiğim “Ortak”lık bu biçim bir ortaklık…
Hikâye; gerçek olayların anlatılması olduğu gibi, “Hayallerin” de anlatılmasıdır.
Bir “Gerçek hikâye”den söz ederken siz ayrılıkçı davranış içinde olanlar “hayal” hikâyelerden söz ediyorsunuz.
TSK, uçaklarını kaldırdı, vurdu…
Neyi vurdu, nereyi vurdu, sonuçta “Kazanç” ne oldu? Bu kadar asker “Şehit” olurken, onları şehit edenlere n’oldu?
Şu anda öğle ezanı okunuyor yukarda (Ankara Kocatepe Camiinde) ve Şehit Binbaşı’nın tabutu da musalla taşında, görebilmenizi isterdim…
Evet, çözüm “Ortak” akıda da, önce birilerinin aklını başına alması zorunlu…
Ne “akılsız talepler” ile ne de dağı taşı bombalamakla bir yere varmayız, bu belli…
Belli olmayan ise, biz her santimetrekaresini savunmaya çalıştığımız vatan toprağı üzerinde oyun oynatmamaya kararlı iken, gerek içeriden, gerekse dışarıdan hala “Oyun heveslilerinin” varlığı, sorunu belirsizliğe ve çözümsüzlüğe doğru götürüyor…
19 AĞUSTOS 2011
İBRAHİM PEKBAY