- Kategori
- Güncel
Üç iyi insan gitti...

garipresimler.tr.gg
Ne yazık ki, iş hayatımızın vazgeçilmez üç ismi Mustafa Koç’u; büyük yazar, düşünür Tahsin Yücel’i ve nihayet siyaset hayatımızın Don Kişot’u Kamer Genç’i birbiri peşi sıra aynı günlerde kaybettik.
“Üç iyi güzel insan gitti .. dedim. Bunu Mustafa Koç, Tahsin Yücel, Kamer Genç öldü.. dememek için , söyledim.
Hatırlarsınız, Nurullah Ataç : “Ölmekten korkmam da, öldükten sonra arkamdan “Vefat etti” diye yazmalarından, korkarım,” diyordu.
Bu birbirinden değerli üç insanın adlarını öldükten sonra, bir araya getirmek ne kadar acı. Oysa her üçü de zamanında bu ülkeye değer katmış, onur katmış ve onu yükseltmiş insanlardı.
Mustafa Koç (1960-2016) 56 yaşında bu dünyadan ayrıldı. Gerçekten çok erken. Çünkü Mustafa Koç, dedesinden sonra, babasından devraldığı Koç ismini, şirketler topluluğunu çok ilerilere götürmüş; Türkiye’nin en dev şirketler topluluğu haline getirmişti.
Bugün Türkiye’de yüzbinlerce işçi, Koç sayesinde ekmek yiyor. Ve Türkiye durmadan kalkınan bir ülke olduysa bunda Koç şirketlerinin payı çok büyüktür. Mustafa Koç, dirayetli yönetimiyle işleri çok büyütmüş; Koç onun sayesinde dünya ölçüsünde büyük bir şirketler topluluğu olmuştur.
Tabii, iş bununla bitmiyor. Koç, Türk eğitim hayatına yaptığı açık ve gizli katkılarıyla bilinir. Koç’lar Türkiye ye yüzlerce okul, yurt, spor sahası.. gibi sayısız tesis kazandırmış. Verdiği burslarla, binlerce gencin okumasına, ileri gitmesine neden olmuş. Örneğin, Sayın Prof.Dr. Aziz Sancar’a ilk Üstün Başarı Madalyası’nı vererek, Nobel’den önce onlar keşfetmişlerdir.
Bilirsiniz, Ankara’da Maltepe’de yolun kıyısında bulunan “Koç Öğrenci Yurdu”, Ankara’da okuyan binlerce gence huzur vermiştir.
Ayrıca, Koç ailesinin eğitime kazandırdığı “Koç Üniversitesi” değerini bütün dünyada kanıtlamaktadır. Kendisine rahmet diliyoruz.
Sayın Prof.Dr. Tahsin Yücel (1933- 2016)’de 83 yaşında aramızdan ayrıldı. Son derece önemli, değerli bir öykücü, bilim adamı, denemeciydi.. Bir düşünce adamıydı.
Kendisiyle, Varlık Dergisi’nde Sayın Yaşar Nabi’yi ziyaretimde tanımıştım. O vakitler hem üniversitede okuyor, hem de Varlık Dergisi’nin genel sekreterliğini de yürütüyordu. Yanında Derginin yazı işyerini yürüten Sennur Sezer ve Nursel Duruel’de vardı. Yaşar Bey’le kısa bir görüşmemizden sonra , Sayın Tahsin Yücel, Sennur Sezer ve Nursel Duruel’de sohbet ettik. Benim öykülerim Varlık’ta yayınlanmıştı. Teşvik ettiler. Güzel sözler ettiler. Çok mutlu olarak ayrılmıştım.
Tahsin Yücel hep ileri gitti. Birbiri peşi sıra son derece güzel romanlar, hikaye kitapları ve denemeler kaleme aldı. Önceleri yazıları Varlık’ta yayınlanıyordu, daha sonra bir çok tanınmış dergide yayınlanmaya başladı.
Tahsin Yücel, Fransızca’yı çok iyi bilen bir insandı. Bir çok yazılar, kitaplar çevirdi. Ve nihayet kendisi de Fransız Dili ve Kültürü alanında Profesör oldu.
Gerek edebi yazılarıyla, gerek dil üzerine kaleme aldığı makaleleriyle ve dilbilim alanında her zaman yol gösterici oldu.
İstanbul kültür hayatının ve Türkiye’nin en seçkin edebiyat ve dilbilim uzmanlarından biri sayıldı. Kitapları birbiri peşi sıra sayısız ödüller kazandı.
Böyle bir insanın kaybı ne kadar büyüktür. Bunu bilen bilir…
Üçüncü kaybimiz, Sayın Kamer Genç (1940-2016); 76 yaşında ölen Genç, muhalefetin adeta Don Kişot’uydu. Her zaman tek başına haksızlıklara, yanlışlıklara karşı çıktı. AKP’ye çoğu zaman “İllallah” dedirtti. Kendi kentinin sorunlarını her zaman dile getirmekle birlikte, Türkiye’nin genel sorunları için de her zaman için hazır kuvvet olarak, en ön çephede savaştı.
Bir ara öyle ki, kendi partisi bile Kamer Genç’ten bizar olmuştu… Çünkü zaman zaman Meclis’i çalışmaz hale getirebiliyordu.
Bu üç güzel insan o güzel atlarına binip gittiler.
Artık ne bir ses var, ne bir nefes… Ne yazık ki, güzel, değerli anılarıyla yaşamaya zorunluyuz.