- Kategori
- Güncel
Ücretli ''Kur'an bülbülleri''

Yıllar önce bir televizyon kanalında tesadüfen gördüm. İlahiyatçı akademisyen, doçent. Sonradan Profesör oldu. Yumuşak, duygulu, hüzünlü haliyle dini hikayeler anlatıyordu. Sahabelerin hayat hikayeleri.
Türkçesi pek net değildi. Anlattıkça anlatıyor, ağzından bal akıyordu. Dinleyenleri, sahabe olmadıkları için hayıflanıyordu.
Daha sonra şöhreti yakaladı, programlarını ücret karşılığı yapmaya başladı. Reytingi iyiydi tabi.
Programı sonuna kadar izlemedim, kanal değiştirdim. Dini duygular kabardıkça oylar da bir adrese gidiyordu tabi.
Bilimsel bir kitabı var mı, bilmiyorum. Vardır herhalde. Bu kadar dini bilgi yoğunluğu olan bir akademisyenin kitabı olmaz olur mu?
Yakın geçmişte Akçakoca'da ilan panolarında bir afiş gördüm. Hocamız bol yıldızlı lüks bir otelde dini konferans verecekmiş. Giriş paralı, ücreti on sinema ücreti kadar. Belki de beş kitap parası.
Konferansta çekilen videoyu izledim. Salon tıklım tıklımdı. Çoğunluğu muhafazar kesimden dar gelirli insanlardı.
Neler anlattı acaba hocamız bu konferansta bilemiyoruz. Yazıya dökülmüş bir metin olsaydı değerlendirme yapabilirdik.
Acaba insanların verdikleri o kadar paraya değdi mi?
O insanlar Kur'an'ın Türkçe mealini okumuşlar mıydı?
Dini bilgilerin ücret karşılığında verilmesi caiz midir?
Bu konuda Diyanet İşleri Başkanlığının bir fetvası var mı?
Son zamanlarda çok tuhaf konularda tartışmaya yol açan fetvalar verilmektedir.
Haram nedir, helal nedir kafalar kariştırldı.
Kaç asır önce Yunus Emre söylemiş;
'İlim ilim bilmektir
İlim kendin bilmektir
Sen kendini bilmez isen
Bu nice okumaktır'
Doğru bilgiye ulaşmak için okumalıyız. Yosa ağızdan öğrendiğimiz bilgilerin doğruluğundan emin olamayız. Sürü toplumu olmaktan kurtulamayız.
Kur'an'ın ilk emri de 'oku' diyor, dinle demiyor. Öyle değil mi?