- Kategori
- Futbol
UEFA’dan “kupa” bekleniyordu, uyarı geldi: Herkes, kendi işine baksın!

İnsanlar, bazen bir “hayal”in ardına düşerler. Ulaşılması zor olanın, kolay yoldan geleceğini düşünenler de o insanın ardına... Çünkü “yıldızlar kadar uzak” olan, elini uzattığın zaman yakalanacakmış uzaklıkta olur!
Umut işte; şair Orhan Murat Arıburnu’nun dediği gibi tükenir mi hiç?
“Dünya döndükçe
Umut, fakirin ekmeği
Ye Mehmet ye
Ye Mehmet ye!..”
Umutsuzluk ise kötü, çok kötüdür!.
Umutsuzluğun olduğu yerde “umut tacirleri” vardır. Gelecekten umudu olmayanlar, bunların “acılısı”dır.
****
UEFA dendi mi akla iki kişi gelir:
UEFA Başkanı Michel Platini, UEFA Genel Sekreteri Gianni Infantino...
Bu "ikili", “şike” sözkonusu olduğu zaman, Fenerbahçe’den söz etmeyi Allah’ın emri sayarlardı sanki. Hele, Infantino, etrafını “100 mumluk ampul” gibi aydınlatırdı.
Gün geldi, ünlü yönetmen Nuri Bilge Ceylan’ın Cannes’da dediği gibi, ”yalnız ve güzel ülkem Türkiye”de bir şeyler, beklenmedik bir anda değişmeye başladı. Buna koşut olarak, bize dıştan bakanlar da, bundan etkilendiler.
Ayıktılar desek mi demesek mi?
UEFA’nın “ikilisi” ne de olsa Batılı!..
Bu “ikili”, Kazakistan'ın başkenti Astana'da, “Kupa, Avrupa’dan yola çıktı” denmesine “Herkes kendi işine baksın!” anlamına gelecek açıklamalar yaptılar.
Daha önce söylenenlerle bugün söylenenler farklılık gösteriyordu.
******
Bir gazeteci Platini’ye soruyor:
“Genel Sekreter İnfantino, Türkiye’deki şike süreci ile ilgili olarak 'Bu iş bizim için bitti. Cezaları verdik konu kapandı' açıklamasını yaptı. Siz ne diyorsunuz?”
Ne desin Platini?
“Gerekeni söylemiş. Ben, yanıt vermesi için yine sözü ona bırakıyorum.”
İnfantino, bir gün önce söylediklerini yineliyor:
“UEFA Disiplin Kurulu, Tahkim Kurulu ve Uluslararası Spor Tahkim Mahkemesi CAS gerekli cezayı verdi. Bizim için konu kapandı.”
(Konu kapandı, gerçekten her şey bitti mi?)
Gazeteciler, hazır bulmuşken Platini’ye başka bir soru soruyorlar:
“Türkiye Futbol Federasyonu şike ile ilgili olarak kulüplere ceza vermedi. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz.”
Yanıt mı?
“Bunu bana değil Türkiye Futbol Federasyonu’na sorun. Biz, bu konuda üzerimize düşeni yaptık; konu kapandı.”
(Bir haberden “alıntı”:
“Trabzonspor Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu'nun, ‘UEFA'nın TFF'ye şike olaylarıyla ilgili yaptırımda bulunacağı’na ilişkin açıklamalarının aktarılması üzerine de Infantino, ‘Hacıosmanoğlu'nun UEFA Disiplin Kurulu'nun değil, Trabzonspor Kulübü'nün başkanı olduğunu’ kaydetti.”)
*****
Bazen insan, kendi sesini başkasından duymak ister. Bazen de bununla yetinmez, kendi sesini başkasının sesi olarak yansıtır. Kafa karışıklığının, kafa karıştırmanın yaygın olduğu zamanlarda, geçici de olsa, bir şeyler elde edilir.
Kişilerde hep kendine yontma eğilimi vardır ya!..
Etkilenen etkilenir, yanılan yanılır, gün gelir saflar keskinleşir, yine gün gelir kesinleştiği sanılan saflar ayrışır!..
(Dün, İstiklal Caddesi’nde tur atıyordum. Bu, İstanbul'un değil, Mersin'in caddesi. Baktım, bir adam kaldırımda ağaç gölgesine oturmuş. Elinde saz, çalıyor. Daha yanına varmadan türkü karşılıyor sizi. Türküdeki ses, hiç de yabancı değil, ama adam, o sesin adamı değil. Yanına varınca, alıcı gözle bakınca, gördüm ki, adam saz çalma numarası yapıyor, dudaklarını kımıldatıyor. Türkü, yanındaki çantaya yerleşitrdiği bir cihazdan yayılıyor.
Yani?
Ses, türkü, başkasının; görüntü adamın!..
Adam, başkasının sesini, kendi sesi diye yutturuyor.)
Kimilerinin UEFA’ya bakışı, saz çalan/ türkü söyleyen adamkine, bilmem ki, benziyor mu?
*****
Bugün geldiğimiz aşamada, gündemin vazgeçilmez maddesi şu:
Bağımsız mahkemelerde “adil yargılanma”...
Gerçekler başka nasıl çıkacak su yüzüne?
“Bekle gör” demişler, bu durumda, izleyiciler için başka yol yok!
Son söz:
Gelecekten umudu olmayana, ulaşılması, elde edilmesi zor olan, “yıldızlar kadar” uzaktır.
http://www.facebook.com/turgutcelik