Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Aralık '09

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
370
 

UFO (Unidentified Flying Objects)

UFO (Unidentified Flying Objects)
 

Kaynak:seslimanken.com


UFO’lar konusunda şaşkınlığım yıllar öncesine dayanır; İzmir Karataş Lisesi’nde İngilizce öğretmenliği stajımı yaparken lise son- özel sınıf denk düşmüştü, o dönemler özel sınıf demek not ortalamaları yüksek öğrencilerden katılmak isteyenlerin ağırlıklı öğrenim gördüğü sınıftı.

Derslerden birinde konu Unidentified Flying Objects idi, her bir öğrencinin cin gibi olduğunu bilmeme rağmen söz hakkı alarak konu hakkında, hem de çok düzgün bir İngilizce ile, görüşlerini ifade etmelerini unutmam mümkün değil!

Yıl 1985 idi ve tanımlanamayan uçan cisimler için cin gibi gençlerin genel görüşleri uzayda yalnız değiliz sanırım şeklindeydi.

Benim şaşkınlığım ise UFO’lar konusundaki görüşlerinden ziyade, onlardaki muhteşem dinanizmi keşfetmekti!

Yoksa, UFO’ların beni şaşırtması mümkün değil, heyecanlandırır elbette, hem de acayip bir şekilde, ancak “Vay be! Harbiden varmışlar!...” diyemem!...

Neden diyemem; zira benim aklım koskoca evrende bitki, hayvan ve insan türü dışında canlı olmamasını, hele ki bunun yalnızca dünya ile sınırlı kalmış olmasını almıyor!

Bir düşünün, koskoca evrende dünya bir kadar bir yer, bir kadar yerde binlerce tür bitki, hayvan, türlü ırklarda insan varken, mümkün müdür sizce diğer gezegenlerde yaşam olmamasın?

Bizim anladığımız anlamda olmayabilir, yani “insan” özelliklerini taşımayabilir, ancak kim bilebilir ki “insan” başka yaşamsal varlıklar için bir mikroorganizma değildir!

Biz aya, marsa keşifler yapıyoruz, gezegenler arası bir araştırma ise bu, diğer gezegenlerin de yapması olasılık dışı değildir, yani…

Elbette bu yazdıklarım şahsi görüş ve düşüncelerimdir, hoş, bilim insanları dahi bilimin standartları ölçüsünde yine de kendi görüşlerini ortaya koyarlar, görüşlerinin bilimsel kanıtını oluşturmak için yıllarını harcarlar; iyi ki de harcarlar ki, bir zamanlar akla dahi gelmeyen çözümler üretirler.

Şahsi görüşümdür dedim, bu düşünceye varmama neden olan öncelikle evrenin büyüklüğünü algılamamdır, en basit hali ile ise yarasalardır!

Yarasalar, bilirsiniz, çığlık atarak yönlerini bulurlar; seslerinin kendilerine dönüşüdür onların gözleri, hadi sorayım şimdi size, hiç yarasa çığlığı duydunuz mu diye?

Duyamayız ki!

Öyle güçlü bir desibele sahipler ki, biz insanların işitme algılarının çok üzerinde olduğundan, onları duyabilmemiz mümkün değildir!

Kulağımız ve beynimiz algılayamaz, zira kodlarımızı aşar!

Kapasitemizin üstündeki sesleri algılayamıyorsak, görme, hissetme, düşünme gücümüzün üzerindekileri, ya da belki de altındakileri algılayamamamız bana pek normal gelmektedir.

Hani, mikropları göremiyoruz, lakin var olduklarını biliyoruz. Bilmediğimiz dönemler de vardı, o da ayrı…

Sonuç itibariyle, gözümüzün görme yeteneğinin, kulağımızın, algılama kapasitemizin dışındakiler evrende yoklar diye de düşünemeyiz, bana göre bu konu bu kadar açık ve basittir!

İnsanın mutlak güç olduğunu düşünenler ise zaten yaşadıkları yerin içine etmektedirler, vallaha da başka bir izahatı yoktur!

Dar pencereler, üstüne çekilmiş kalın perdeler… Düz düşünceler, kısıtlı sevgiler ve maksatlı alış-verişler; kendine ediyor insan öncelikle, sonra etrafındakilere…

Evrende var oluşunu sevgiyle kutsamadıktan sonra, hasetle, kinle, nefretle bulandıktan sonra, yani kısaca yaşadığın sürece acı çektirdikten sonra kendine, ister bitki ol, ister insan, ya da tanımlanamayan bir varlık, ne fark eder, evrende bir kum tanesi kadar olduğumuzu, ancak yine de evrenin tüm gücünün bizde var olduğunu anlamadıktan sonra…

Neyse… Sonuçta öyle ya da böyle bir şekilde yaşamı deneyimliyoruz, kim bilir deneyimleyen adını, varlığını bilmediğimiz nice varlıklar gibi!

“Unidentified Living Heart”

ULH

“Tanımlanamayan yaşayan enerjiler (Yürekler)” , ben uydurdum şimdi!...

Tanımlanan ve tanımlanamayan tüm yaşamsal varlıklara sevgilerimle…

Gülgün Karaoğlu

Aralık,19/09

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yalnız Samanyolu'nda 200 milyar yıldız olduğu sanılıyor. Demişler ki bunun %6'sının bizim dünya gibi bir gezegeni olsa 12 milyar eder. Mars'ta bile hayat olma ihtimali varmış. Evrende milyarlarca Samanyolu, milyarları milyarlarla çarpma durumu var. Ama iş bir gezegenden ötekine gitmeye gelince orada biraz zorlanıyoruz :). Yine de gitmemiz gerekiyor, çünkü şunun şurasında birkaç milyar yılcık sonra dünya diye bir gezegen kalmayacak. Konu çok derin. Bir düşünceye göre de genlerimiz buna programlanmış, yani dünyadan ayrılmaya.

Hasbihalci 
 07.01.2010 20:11
 

Yanıtınızın haberi gelmedi bana, o nedenle ancak şimdi, tesadüfen okudum. Hımm, işi bana yüklediniz demek... Alacağınız olsun! Soruyu sorarken yanıtını gerçekten bilmiyordum; evet, gönül, keder, hüzün, mahzun gibi Osmanlıcada derinleşmiş kavramları İngilizceye hakkıyla çevirmek çok zor; örneğin hüzün için -en azından- bir paragraflık bir açıklama gerekiyor. Fakat İngilizceye son 20-25 yılda çevrilen Mesnevi, Tasavvuf felsefesi ve uzakdoğu mistisizmi sayesinde "gönül" sözcüğünü artık 2 kelime ile açıkladığımızda ne dediğimiz (mistik hâlleri anlamış birinin) anlaması mümkün olabilir.* 1985 yılında Prens Charles'ın bulup bir konuşmasında kullandığı "inner" sözcüğü İngilizceye hemen girdi ve çok kullanılmaya başlandı. Inner London tamlaması Londra'da yaşayan; ama gözlerden saklı, ihmal edilmiş bölgeler için kullanıldı. Ama çarçabuk "daha derin", "daha derindeki", "daha giz'li" anlamında kullanıldı. Eh, gönül de, yüreğin daha derinindeki soyut alandır. "inner heart" nasıl?.. Selam ve sevgyl

Mehmet Sağlam 
 24.12.2009 9:07
Cevap :
"Inner" kelimesini çok severim, "Inner Heart" güzel olmuş... Beyninize sağlık Mehmet Bey'ciğim! Çok selam ve sevgilerimle... :)  24.12.2009 23:36
 

HİSLER; nerede başlar nerede biter? yaşamayı var eden enerjilerin odağını bilen varmı?

Kadri KANPAK 
 21.12.2009 12:14
Cevap :
Bence başlangıç noktası sevgi... Az bulunması kırgınlık, küskünlük, kıskançlık gibi duyguları yaşatıyor, fazla oluşu küçümseme, ukalalık gibi duyguları... Ancak, sözünü ettiğim sevgi gerçek sevgidir, kişinin kendisini sevmesini de içerir, kendine bulduğun hakların bir başkası için de geçerli olduğunu bilmeyi... Saf sevgiyi anlatabi lmek bu nedenle pek zordur, zira kişi olduğu kadarını anlayabilir ancak! Katılımınıza çok teşekkürler, selam ve sevgiler Kadri Bey...  21.12.2009 21:46
 

Ve bizden bilmem kaç ışık yılı uzaklıktaki bir mesafede belki bizim gibi belki de bizden farklı canlıların olması da olasıdır. Bu yüzden ufolar bizi şaşırtmamalıdır. Şaşırmamızın sebebi ise bu tür mevzulardan habersiz bırakılmamızdır. Doğanın tüm enerjisi yardımcınız olsun. Saygılarımla...

Ali Haydar ÖZKAN 
 20.12.2009 20:00
Cevap :
Haklısın, bazı bilgiler saklanıyor, bazıları da henüz insan olmayı çözememişken başka varlıkların olmasını bir türlü kabul edemiyor... Katılımına çok teşekkürler, selam ve sevgiler...  21.12.2009 21:41
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1269
Toplam yorum
: 4372
Toplam mesaj
: 226
Ort. okunma sayısı
: 1338
Kayıt tarihi
: 18.09.07
 
 

İzmir, 1963 doğumluyum. Dokuz Eylül Üniversitesi İngilizce bölümü mezunuyum ve özel bir şirkette ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster