​ Ülkeye değerleri ile sahip çıkılır / Sivil Toplum / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Nisan '07

 
Kategori
Sivil Toplum
 

Ülkeye değerleri ile sahip çıkılır

Ülkeye değerleri ile sahip çıkılır
 

Demokratik toplumların vazgeçilmez unsurlarının ‘Siyasi Partiler’ olduğunu hepimiz biliyoruz. Ortak düşünce ve görüşteki kişilerin oluşturdukları politik topluluklar olan siyasi partilerin temel amaçlarının ise; yönetime gelmek, parti programlarını uygulamak, kısacası iktidar olma erkini ele geçirmek uğraşında olmaları da, varoluş nedenleridir.

Oysa gene biliyoruz ki, demokrasilerde siyasi partilerin iktidarı ele geçirmeleri; bir anlamda, çoğunluğun azınlık üzerinde bir egemenlik sağlaması anlamına da gelir. Ancak bu, demokrasilerde arzu edilen bir durum değildir. Dengenin sağlanması için düşünülen çözüm, güçlü bir muhalefetin de olması ve iktidarı denetlemesi sürecinde gizlidir. Bu, bir demokrasi dengesi olarak kabul edilir ve antik Yunan düşünürleri tarafından ortaya konulan demokrasi sürecinden günümüze kadar gelmiştir.

Modern demokrasilerde ise, bu dengeyi sağlamaya yönelik olarak, sivil toplum örgütleri de önemli bir işlev üstlenmiş durumdadır.

Gelişmiş ülkelerde, çeşitli gurupların bir araya gelerek oluşturdukları , ‘Sivil Toplum Örgütleri’ birer baskı gurubu olarak, yönetimlerin politika belirleme sürecinde etkili olmaktadırlar. Bu toplumsal örgütlenme, kimi zaman uluslararası bir nitelikte de olabilir. Tüm ulusları ilgilendiren ortak sorunlara karşı, ortak çözümler üretmek ve yönetimlerin bu amaçla dikkatlerini çekmek üzere kurulmuş uluslararası sivil toplum örgütleri de vardır. Ulusal sivil toplum örgütlerinin, diğer ulusların sivil toplum örgütleri ile iş birliği ve bilgi paylaşımı içine olmaları da kabul edilen bir davranış biçimidir. Nasıl ki, siyasi partilerin yabancı ülkelerin siyasi partileri ile görüş alış verişinde bulunmaları, konferanslar düzenlemeleri olağan karşılanıyorsa, bu örgütlerin de kendi benzeri yabancı sivil toplum örgütleri ile işbirliği içinde olmaları olağan bir süreçtir. Ancak, yabancı bir siyasi partinin bir başka ülkeye gelip, bir yerel partiyi desteklemeleri, belediye seçimlerini yönlendirmek üzere etkinliklerde bulunmaları nasıl egemenlik alanına saldırı olarak kabul ediliyorsa, yabancı bir ülkenin ya da uluslararası bir sivil toplum örgütünün de bir başka ülke de kendi çıkarları doğrultusunda, yerli işbirlikçileri ile oluşturacağı baskı grupları da egemenlik alanına saldırıdır.

1980 sonrasında toplumumuzda başlatılan “apolitizasyon” politikaları sonucunda, var olan sivil toplum örgütlerine ilgi azalmış, gündelik politikalarla uğraşmayan pek çok sivil toplum örgütü de bu uygulamadan etkilenmiştir. İsveç’te toplam nüfusun yedi katı oranında sivil toplum örgütü üyesinin bulunduğunu, yani bir İsveç Yurttaşının en az yedi derneğe üye olduğunu biliyoruz. Ülkemizde böyle bir araştırma yapıldı mı? Bilmiyorum. Bildiğim ise, benim de içinde bulunduğum Türk Hava Kurumu’nun bu günkü toplam üye sayısıdır ki, bu da; 35.314 kişidir.

Yetmiş milyonu geçtiği söylenen ülkemiz de, Atatürk’ün kurduğu, Cumhuriyetle yaşıt, her şeyi ile Ulusallık abidesi olan Türk Hava Kurumu’nun bu gün toplam üye sayısı ne yazık ki sadece 35.314 kişidir. Oysa bu rakam, 1928 yılında; 200.000, 1940 yılında ise; 500.000 kişidir. Bakın, 1940 yılı Türk Hava Kurumu Genel Kurulunda ( THK Kurultayı) yaptığı konuşmada, Konya Delegesi Dr. Osman Şevki Uludağ ne diyor. “ Raporda okuduğumuz veçhile kayıtlı aza (üye) mevcudu ancak yarım milyondan ibarettir. Bu yarım milyon vatani bir cemiyet için, zannederim çok azdır. 17 milyondan ibaret Türkiye halkı içerisinde 34’de birinin, daha yuvarlak bir hesapla %3’ünün Hava Kurumu’na aza olması, zannederim memlekette iyi bir propaganda yapılmamasından ve bu işlerin memleketin her tarafına layıkı veçhile (gerektiği gibi) yayılmamasından hasıl olmuş bulunuyor.

Memleketi icabında selamete çıkaracak ve onun müdafaasını temin edecek en mükemmel silahı yetiştiren ve memlekete bu türlü hizmette bulunan müessesenin (kurumun) başka tarzda çalışarak ve daha muvaffak (başarılı) yoldan yürüyerek nüfusu umumiyeye nazaran (genel nüfusa göre) hiç olmazsa aza adedinin üçte bir kadar bir yeküne yükselmesini istiyoruz. Eğer aza adedi bu miktara çıkmayacak olursa Hava Kurumu’muzun çalışmaları memnuniyet verici mahiyette olmayacaktır”

Sevgili blog’cular, ülkeye sahip çıkmak, onun değerlerine sahip çıkmakla olur. Sadece kurban bayramlarında deri bağışlamak ya da fitrelerimizi THK’ya vermekle bu sorumluluktan kurtulamayız.. Güçlü bir Türk Hava Kurumu için hepimiz el ele vermeli ve bu Atatürk mirası kurumu yüceltmeliyiz. Her kuruma üye olmanın bir bedeli olduğunu söylediğinizi duyar gibiyim. Türk Hava Kurumu’na da üye olmanın getirdiği bir ekonomik bedel elbette var. Bu bedel, bir paket sigara parasını geçmiyor. Yani THK’ya üye olmanın size yükleyeceği yük bir yıllık üç lira elli kuruş. Yanlış yazmadım 3 YTL, 50 YKRŞ. üyelik aidatı ödeyecek ve bir yıllık yükümlülüğünüzü yerine getirmiş olacaksınız. Tüm blog’cular haydi Atatürk kurumu, THK’ya üye olmaya…

Türk Hava Kurumu’nun sizin kentinizde ki şubesinin adres ve telefonlarını bulmak hiç de zor olmayacak sizin için. http://www.thk.org.tr/ adresinde , “şubelerimiz” sekmesini tıklayarak, ilimizi seçip gelen listeden kendi kentimizdeki, THK Şubesinin başkanının adını, telefon numarasını ve adresini bulabilirsiniz.

 
Toplam blog
: 182
: 2395
Kayıt tarihi
: 29.01.07
 
 

10 Kasım 1954 tarihinde doğdum. Sosyal Hizmet Uzmanıyım. Pilotum. (ultralight licence no:151)..