Ulusumuzun kutsallarına geleceği kucaklayabilmek için bakabilmek / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Nisan '08

 
Kategori
Güncel
 

Ulusumuzun kutsallarına geleceği kucaklayabilmek için bakabilmek

Ulusumuzun kutsallarına geleceği kucaklayabilmek için bakabilmek
 

Bugün 23 Nisan, Mustafa Kemal Atatürk’ün bir ulus yaratmak için attığı adımların en güçlüsünü, en derin izler bırakacak biçimde attığı, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılış ve Dünya üzerindeki milletlerin hiç birisine nasip olmayacak şekilde çocuklara bayram olarak hediye ettiği günün yıldönümü.


Evden çıktım öğlene doğru, sabahın erken saatlerinden itibaren çocukluğumun da geçtiği semtteki Gazeteci Âdem Yavuz ilköğretim okulunun bahçesinden gelen ve insanın içini neşe ve umut ile dolduran çocuk sesleri arasında. Tahmin etmişsinizdir; ben de o okuldan başlamıştım zorlu aydınlanma yolculuğuma.


Bu neşeli halimi de yanıma alarak, umudumu ve yaşama sevincimi daha da artırma düşüncesiyle kent merkezine ulaşmak için yola koyuldum; amacım kentte yaşanan neşeyi, umudu ve çocuk sesleriyle bezeli caddelerdeki, sokaklardaki saflığı-temizliği solumaktı. Evet, çocuklarımızda umut var, çocuklarımızda neşe var, çocuklarımızda güzel yarınlar yaşama hayali var. Onlar bu hayalleriyle, onları anlayabilen gönül gözü açık insanlara, daha çok çalışma azmi, onların geleceği için daha çok zaman ayırma aşkı ve onlara ve onlardan sonra dünyaya gelecek insanlarımıza daha yaşanılabilir bir ülke ve Dünya bırakma sevdası aşılıyorlar.


O sırada geldiğim Otobüs durağında, bayramdan çıkan bir çocuğun annesiyle arasında geçen bir konuşmaya kulak misafiri oldum. Aslında, konuşma dediysem de bir konuşma değildi o; anne bir şeyler söyledi ve çocuk ise sadece dinledi. O anda düşündüm, sahip olduğumuz kutsal değerlerimizle geleceğe bakan çocuklarımızın da geçmişe bağlamayı beceren bir toplum olabilmeyi becermekte nasıl da başarılıyız, hiçbir şeyde olmadığımız kadar. Sorun elbette ki o annede de değil. Sorun, sürekli olarak geçmişimize bakmamıza yol açan, geleceği planlamamızı engelleyen ve o an içinde hayatı yaşamak isteyen çocuklarımızın enerjisini bir adım ileri atmak için değil de o anda yaşadığı utanca yönlendirmesine de yol açan toplumsal düşünce yapımız.


Merak ettiniz değil mi annenin, hangi olay karşısında çocuğuna ne dediğini? Hemen aktarayım… Çocuğunun elindeki bayrağın yırtılmış olduğunu gören anne, söyleyeceklerinin belki de çocuğunun geleceğini dahi etkileyebileceğini düşünmeden “neden o bayrağı yırttın, ecdadından ve atalarından utamıyor musun?” dedi. Çocuk cevap veremeden kalakaldı öylece…


Yazdıklarımı takip edenler, beni yakından tanıyanlar, benim için bu toprağın kutsallarının ne kadar önemli olduğunu bilirler. Bayrağım, anavatanda yaşayan 75 milyon ve gurbette olan 6-7 milyon insanım, vatanım ve de vatanımın değerleri benim için hayatta ki her şeyden daha önemlidir. O nedenden, bu yazacaklarımın yanlış anlaşılmayacağını umuyorum.


Doğrudur, tüm kutsallarımız bize atalarımızın armağanıdır ve yüzyıllardır şekillenerek bugünkü hallerini almışlardır ki bu da insan gelişimi ile uyumlu bir değişimdir. İşte sorun da tam bu noktada çıkıyor ortaya… ‘Toplumuzun değişimi ileriye doğru mu, yoksa geriye doğru mu olacaktır?’, ‘kutsallarımıza geçmişimizin emaneti oldukları için mi, yoksa geleceğe taşımak zorunda olduğumuz bir mirasın simgeleri olduğu için mi saygı duymalıyız’ şeklindeki sorulara doğru yanıtlar verip veremediğimiz noktasında sorun yaşıyoruz gibi geliyor bana.


Ecdadım benim ecdadımdır, onların özverileri sayesinde ben buradayım ve tüm dayatmalara, içsel ihanetlere rağmen başım dik gezebiliyorum. Ancak onlar görevlerini tamamlamıştır ve onların en önemlisi ise Tanrı’nın bu topraklara hediyesi olan ve hâlâ şükranla ve minnetle andığımız, Cumhuriyetimizi hayal eden, kuran ve şekillendiren Mustafa Kemal Atatürk’tür. En önemlisidir, çünkü izlenmesi gereken yönü tarif eden, hatta yaşayandır. En önemlisidir, çünkü milletin ancak ve ancak çağdaş bir eğitimle bağımsız olabileceğini ve bağımsızlığının sonuna kadar savunucusu olabileceğini dillendiren, hatta o yolda en büyük emeği harcayandır. En önemlisidir, çünkü tüm Dünya ile akılla ve mantıkla dogmalar olmadan ilişki kurulması gerektiğini söyleyecek kadar geleceği gören ve mirasını da öyle dağıtandır.


Tüm bu izahattan sonra, çocuklarımıza sahip olduğumuz kutsallarımızı ileriye taşımamız gereken emanetlerimiz olarak sunabileceğimiz bir toplumsal düzene, toplumsal yapıya ve toplumsal uyanışa kavuşabileceğimiz ortamları yaratmak zorunda olduğumuzu belirtmek istiyorum. Bu ortamları, onların çocuk yaşlarda sahip oldukları neşelerini, saflıklarını, geleceğe ait taşıdıkları umutlarını taze tutmak, onların kapasitelerini, birikimlerini ve güzelliklerini kendimize dayanak ederek ileriye doğru gitmemiz için kullanmamız gerektiğinden yaratmak zorundayız.


Onlara o çocuk saflığıyla gelen güzel enerjileri yok etmemek, gördükleri güzel hayalleri körleştirmemek için böylesi ortamlar yaratmalıyız. İnsanın sürekli olarak gelişen, evrimleşen, bilinçlenen bir canlı olduğunu unutmadan, geçmişe takılıp kalarak ya da o günleri hayal ederek bir yerlere gelinemeyeceğini, Dünya’daki değişimin lokomotifi ya da öndeki vagonlarından birisi olamayacağımızı aklımızdan bir an dahi olsun çıkarmadan, bu değişimin önündeki tüm engelleri yıkabilmeliyiz.


Yani özetle ifade edecek olursak, çocuklarımıza, toplumun sahip olduğu kutsalları kendilerini geleceğe taşıyacak azmi veren semboller olarak baktırmayı becerebilmeliyiz. O emanetlere saygının, kendilerinin de geleceğinin garantisi olduğunu onlara aktarmanın önündeki tüm engelleri kaldırabilmenin zorluklarını aşabilmeliyiz. Çocuklarımızı, geçmişteki yaşam şekillerinin, insanı bağlayarak, kişiliğini bastırarak, üretmesini engelleyerek, yaşamdan zevk almalarını zorlaştıran her türden muhafazakâr baskısından uzak tutmalıyız. Tutmalıyız ki önlerindeki engelleri, çukurları ve kapanları görüp, geleceğe daha güvenli bir biçimde yelken açsınlar; bu ülke için daha fazla üretsinler; bu ülkeyi dünya üzerinde yer alan tüm milletlerin fertleri karşısında başları dik, zihinleri açık, akıl dolu ve duygusallıktan uzak olarak temsil etsinler.


Cumhuriyetin değerinin ve kutsallarının toplumun tüm kesimi tarafından tamamen anlaşıldığı ve Cumhuriyetin her bir ferdinin, Cumhuriyeti ve kutsallarını kendi geleceğinin garantisi olarak görebildiği nice nice 23 Nisanlarda buluşmak umuduyla…


Son sözümde çocuklarımıza; siz bakmayın büyüklerin toplumu bu hale getirdiklerine, hiçbir kuralı tanımadıklarına; kızmayın da onlara, siz sadece hayallerinizi kendiniz, ülkemiz ve tüm insanlık için görmeye devam edin… Sizlerin saflığı, temizliği ve güzeli arzulama isteğiniz, çok kısa bir süre içerisinde büyüklerin yaptığı kirli tabloları ortadan kaldıracaktır… Çıkarken yukarı, onların da ellerinden tutmayı unutmayın, çünkü onlar doğruları göremedilerse bu onların suçu değildi, sadece hayat şartlarının keşmekeşi ve son 30 yıldır bizim biz olamayışımızdan göremez bir duruma geldiler olanı-biteni. Hepinizin bayramınızı en içten dileklerimle kutluyor, sizlere daha fazla yardımcı olabileceğim yarınlara ulaşma arzumu bir an olsun aklımdan çıkarmadığımı sizlerle de paylaşarak, gözlerinizden öpüyorum.

 
Toplam blog
: 128
: 898
Kayıt tarihi
: 26.01.07
 
 

Kimim? Nereden gelir, nereye giderim?29 Kasım 1970 tarihinde Türkiye'nin Doğu-Batı geçiş yolunun en ..