Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Haziran '08

 
Kategori
Anılar
 

Umutlar yeşerirken

Anılardan öyküler

Umutlar Tükenince 2 den devam


Pusulasız, yıldızsız ummanda yüzen gemi misali okuldan atılan ve böylece sefiller arasına katılan Kenan bir gün, Ankara’da bir arkadaşına rastladı. Beraberce Santral Kahveye gidip sohbet ettiler.

Arkadaşı mezun olmuş, genç bir mühendis olarak bir inşaat firmasında çalışıyordu. Kenan ise; bulunduğu ummanda iradesizce yüzerken; Anadolu’nun ücra bir kösesinde bir çiftliğe gidip, boğazı tokluğuna, ırgat olarak çalışmayı düşünüyordu.

Arkadaşı ona bürolarına gidip patronla konuşmalarını önerdi.

Patron Kenan’a iki firma ismi verdi.

Bunlardan birinin sahibi ayni okuldan mezun orta yaslı bir mühendisti.

Kenan’ın macerasını dinleyince ona yardımcı olmak istedi. Ama o andaki kadrosu buna uygun değildi. Yanında çalışmakta olan Teknik Üniversite mezunu genç bir mühendis:

- Abi arkadaş belediyeye başvursa orada ihtiyaç var.

- Remzi belediyeden verecekleri 250–300 lira o da arkadaşı tatmin etmez.

Bu sözleri duyan Kenan’ın ağzı açık kaldı.

O ayda 100 liraya, hatta boğazı tokluğuna bile çalışmaya razıydı. İstiyordu ki; hayatta biraz acı çeksin ve hocaya karsı gelmenin ne demek olduğunu öğrensin. Eğer kendisinde biraz kabiliyet varsa sıfırdan başlayarak, bir yerlere varabilsin.

Hocaya karşı gelişine çok pişman olmuştu.

Anası, babası, abisi, ablası hepsi üzerinde titremektelerdi ama o hiç birinden en küçük bir yardım istemiyordu. Zaten ailenin en küçük bir bireyi olarak o zor şartlarda, kendisini ailesine bir yük hissetmekteydi.

Boynu bükük bir durumda o inşaat bürosundan ayrılıp diğer büroya gitti.

Ama içinde bir ümit ışığı parlamıştı. Okullarından mezun olan mühendis ağabey 250–300 liranın Kenan’ı tatmin etmeyeceğini söylemişti. Demek ki onun gözünde Kenan’ın değeri daha yüksekti.

Bu ümit ışığıyla öteki büronun kapısını çaldı.

İçeride orta yaşın biraz üstünde babacan biri oturuyordu. Bu kişi her hali ile iyi niyet sahibi olduğunu belli eden ağır başlı, biri olarak görünüyordu.

Mütevazı bir odada tek başına oturmuş çalışmaktaydı. İleride Türkiye’de isim yapmış oteller zincirinin sahibi olacaktı.

Belli başlı bir eğitimi yoktu ama inşaat isçilerine seyyar köftecilik yapmaktan işadamı olmuş bir Kayseriliydi

Kenan’ın getirdiği selamı kabul ettikten sonra arzusunu öğrendi ve başka bir odadaki mühendisini çağırdı.

- Sedat bak genç bir arkadaş iş istiyor.

Mühendis Sedat Bey, Kenan’ı şöyle bir süzdükten sonra;

- İhtiyacımız yok Kemal Bey

- Canim hani işlerimiz çok yetiştiremiyorum diyordun al sana genç bir arkadaş çalışsın.

- Siz bilirsiniz.

- Tamam yarin gel işe başla.

Kenan o gün oradan ayrılmadı. Ne vereceksiniz ne kadar ücret alacağım demek yok. Canla basla çalışmaya başladı.

Birkaç gün sonra parası bitti. Çekine çekine Kemal Beyin odasına gitti.

- Efendim bana beş on lira avans verebilir misiniz?

Kemal Bey kasasından 100 lira çıkarıp Kenan’a uzattı

- Yeter mi?

- Yeter efendim. Çok bile.

Kenan bir daha Kemal Beyin kapısını çalmadı.

Ay sonu gelince Kenan’ı Kemal Beyin odasına çağırdılar. Mühendis Sedat Bey de oradaydı. Kemal Bey gayet müşfik bir sesle

- Gel bakalım delikanlı sana ne ücret vereceğiz?

Kenan korka korka ve çekingen bir sesle

- 350 lira efendim.

- Net mi brüt mü?

Kenan’ın netten brütten haberi yoktu. Ama net demenin daha uygun olacağını düşündü.

- Net

- Çok istedin Kenan Bey ama senden memnunuz hadi işine devam et.

Devam edecek.

 
Toplam blog
: 104
: 722
Kayıt tarihi
: 11.04.07
 
 

6 Mayıs 1927 Simav doğumlu, İstanbul Yıldız Teknik Okulu’nun ( Bu günkü Yıldız Üniversitesi) son sın..