Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Aralık '07

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
523
 

Utanıyorum...

Utanıyorum...
 

2007 Türkiyesinin bir kurban bayramı arifesinde utanıyorum.

Sanata ve sanatçıya reva görülenler için utanıyorum.

Kibrit çöplerini tek tek kıranlar adına utanıyorum.

Sanki kalabalıkların ortasında sanrılar içinde çırılçıplak kalmışım gibi utanıyorum.

“Okularda müzik ve resim dersleri azaltılıyor , öğretmen açığı büyüyor “ diyen Fazıl Say’a karşı MEB ın açmış olduğu tazminat davası için utanıyorum.

O, ülkemin içinden çıkan , kendi imkanları ile yetişmiş bir müzik dehası. Aydın ve aydınlık işler yapan insanı. Dünyanın en iyi 500 müzisyeni içinde anılan insanı.

O, “ Türkiye rüyalarımız öldü. İslamcılar güç kazandı. İleride kızımı alıp ülkeden ayrılabilirim “ derken ,bir sanatçı duyarlılığı ve aydınlığı ile üzerine düşeni yapıyor sadece .

Uyarıyor ve demokratik tepkisini ortaya koyuyor.

Orhan Pamuk’da göç etmedi mi ?

Hrant Dink’in oğlu nerede şimdi ?

Üstelik , söylediği sözler , doğrudan yaptığı işle , sanatla alakalı.

Muhsin Ertuğrul tiyatrosunu yıkmadılar mı ?

İstanbul AKM ‘nin eli kulağında, can çekişiyor !

Kültür Bakanı , şimdi o tarafta değil de ,bu tarafta olsaydı…

Aynı sözleri söylemeyecek miydi ?

Yeni YÖK başkanının demeçleri ortada. .” Ben Anayasa Mahkemesinin üniversitelerde türbanı yasaklayan kararlarını tanımam”diyor !

Hukukçular ayakta. Oysa Anayasa Mahkemesi kararları parlamento için bile bağlayıcı. Üniversiteler için haydi haydi…

Atamın sanata ve sanatçıya verdiği değer, genç başkentimizde açmış olduğu tiyatro, opera binaları, okullar, sanatçıyı desteklemesi , baş tacı yapması , sanatın olmadığı bir ülkenin can damarlarından birinin kopmuş olduğu yolundaki deyişlerini düşünüyorum ve utanıyorum…

Fazıl Say, düşündüklerini tüm yüreği ile açıkça ortaya koymuş.

Binlerce resim , müzik öğretmeni boşta bekliyor. Orta öğretimde resim ve müzik dersi yok denecek seviyede. Gencecik beyinler , hiçbir yaratıcılığı olmayan şıklar arasında sıkışmış, yarış atları gibi , dersane eğitimlerine mahkum edilmiş durumda değiller mi ?

Eğer bu ülkenin içinden yetişen bir müzik dehası, bunu dile getiriyor ve getirdiği için hakkında tazminat davası açılıyorsa…

Bu iş bitmiş demektir !

Sanrılar içindeyim.

Kalabalıklar içinde çırılçıplak ve yapayalnızım bu kurban bayramı arifesinde.

Kurbanlık koyunlar gibi yalnız ve çaresiz…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

kaç kere okudum döndüğümden beri ne yazabilirim, nasıl bir yorumda bulunabilirim diye.. yoruma gerek yok.. ne yazmışsan öyle işte!! UTANIYORUM halimizden.. kurbanlık koyunlar gibi yalnız ve çaresiz dediğin gibi.. ellrine sağlık sevgili Neşe.. sevgiler.

sema öztürk 
 26.12.2007 9:15
Cevap :
Canım Yağmurum, ne zamandır yoğun çalışmaların arasında yanıtlayamadım yorumunu. Bunun için çok özür diliyorum öncelikle. Ve hala UTANIYORUM, aydınlıkları karartanlar adına. Işığımızı, yomuzu kesenler adına. Davadan geri adım attılar ama , zihniyet hala aynı. Yine de sevgiyle ve sevdiklerinle nice mutlu ve ayrdınlık yıllara...  31.12.2007 12:00
 

'' Sanatsiz kalan bir milletin hayat damarkarindan biri kopmus dmektir'' bu soz Sevgili nese anlatmakta degil mi cok seyi.. Simdi ki zihniyet Atamizin yerlestirdigi guzelllikleri silmek istemektededir yurdumuzdan ama bunu yapamiyacaklar.Biz ulusca devrimlerimizin ardindayiz... Aydinlarimizn yurdu terketmeyeceklerini biliyorum...SEVGIMLE

Portakal Çiçeği ve FISILTI 
 25.12.2007 23:51
Cevap :
Sevgili Serap, önce sanatı ve Atamızın kurduğu kültür değerlerini yok etmek telaşındalar. Ki , karanlıkta kalan aydınlıkları yok etmek kolay olsun !Umutlarımız, karanlıkları yok etmeye yetecek mi ? Yine de sevgiyle ve sevdiklerinle nice mutlu ve aydınlık yıllara...(Seni tanımak , dokunmak, sarılmak harikaydı...)  31.12.2007 11:58
 

Şu yazıya bayramdan beri yorum yazamadım ya yanarım yanarım buna yanarım.:) Blogdaki sorun biraz çözülmüş galiba. Fazıl Say konusunda aynı fikirdeyiz ama sayımız mı azaldı biz mi birlik içinde değiliz bilmiyorum? Şunu biliyorum sadece; bir ülkeden gitmek isteyen bunu elbette isteyerek yapmaz, yapamaz! Bulunduğu ülkeyi terk etmek zorunda kalmak çok kolay ve herkesin istediği bir şey değildir. İçinde yaşanılan koşulları sanatçı daha çabuk fark eder ve daha derin yaşar. O da gitmek istemeyecektir aslında ama ya yapılan haksızlıklar? Güzel günler görmek umuduyla canım Neşem, güzel aydınlık günler. Sevgilerimle... Not: Çok şükür yazdım yorumu inşallah gönderirken sorun yaşamam:)))

Özlem Akaydın 
 25.12.2007 16:32
Cevap :
sevgili Özlemim , inan ki yorum yazmak ya da MB de yaşanan sorunlar konusunda hiç bir bilgim yok. Malum yıl sonu ya, gece gündüz ,harıl harıl çalışıyorum, gece yarılarına kadar. Sizler de neler yazdınız onları bile okumaya fırsatım yok ve çok özledim yazılarınızı ve sizleri. Yorum gayretin için çok teşekkür ederim.Bu yazım da , çok hissederek, inanarak yazdığım bir yazıydı ve 100. bloğumdu aslında. Sonradan farkettim ben de. bölük pörçük, paramparçayız işte. ÖVrgütlenmekten ve aynen onlar gibi çalışmaktan, tek vücut olmaktan başka hiç bir çaremiz yok. Gitsek de , kalsak ta bu memleket bizim. Gidenler dönmediler mi? Ya da memleket hasreti çeke çeke yitip gitmediler mi? Çıkan yakarılara kulak vermek ve anlamak gerek ,yargılamak değil. Sevgiyle ve sevdiklerinle yine de aydınlık yıllara...  26.12.2007 2:08
 

Planın önemli parçalarından birisi bence. Tam da istenilene ugun yürüyor her şey. Önce "sanat" kavramının içini boşaltmayla başladılar işe. Nerede sağını solunu açan ya da magazin dünyasında parlayan insan varsa, kendini sanatçı olarak adletmeye başladı. Onların pespayeliğini izleyenler ise "sanatçı böyleyse olmaz olsun!" der hale geldiler. Tabii bu arada asıl sanatçılar kendi çabalarıyla bir şeylere tutunmaya çalıştılar. Yok sayıldılar, başarılarına burun kıvrıldı. Plan başarıyla sürüyor Neşeciğim. Ne yazık ki...

Yeşim Özdemir 
 25.12.2007 15:28
Cevap :
Dünya var olalı beri , toplumun önünde giden, onun yolunu açan ilerici insanlar hep kurban olmuşlar. Sokrat gibi, Galile gibi, Jan Dark gibi, Nazım Hikmet gibi, Sabahattin Ali Gibi, Deniz Gezmiş gibi, Uğur Mumcu gibi...Fazıl say'da tek başına aslında çoğunluk ( % 53) olduğu halde azınlık gibi duran, bölük pörçük, paramparça insanların sesi oldu. Anlayana tabii. Mesele siyasi örgütlenmede, tek vücut olma da, seslerimizin gür ve örgütlü çıkmasında. Başka hiç bir çare yok ! Sevgiyle ve sevdiklerinle yine de aydınlık yıllara Yeşom...  26.12.2007 2:02
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 171
Toplam yorum
: 3375
Toplam mesaj
: 406
Ort. okunma sayısı
: 2308
Kayıt tarihi
: 15.02.07
 
 

Düşünen, üreten, kendine, insana, çağına sorumlu, tavırlı, taraflı , çağdaş ve yüzü aydınlığa dön..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster