- Kategori
- Siyaset
Utanıyorum!
Neredeyse Türk olduğumdan utanç duyacak durumdayım. Biz ne kadar dönek, ne kadar iki yüzlü bi toplusım olmuşuz böyle! Kendimden utanıyorum! Oy verecek yaşta değilim ama yine de bu seçimlerden çok umutluydum. İnsanların aynı hatayı tekrarlayacağını hiç sanmıyordum. Bu yazı belki de bana sorun çıkaracak ama yine de yazıp düşüncelerimi söylemek istiyorum. Sonuçta burası "ÖZGÜR" bir ülke.
Yoksa değil mi?
Eğer meclistekiler yolsuzluğun dibine vuracak kadar özgürse, eğer bir ülkenin başındaki kişi bankadan tek seferde 200 bin ytl kredi çekebilecek kadar özgürse, eğer teröristlere destek verenler meclise girebilecek kadar özgürse; eminim ben de bunları yazacak kadar özgürüm!
Diğer yandan da eğer bir karikatürist çizdiği mizah için davaya verilecek kadar bağımlıysa, eğer insanlar bir pirince bir ekmeğe muhtaç olup dağıtan kişinin yaptıklarına rağmen tekrar seçilmesini sağlayacak kadar bağımlıysa, eğer bir rapçi ana avrat söven şarkılar yazarken bir öğrenci yazdığı şarkının sözleri uygun olmadığı gerekçesiyle davaya verilecek kadar bağımlıysa, eğer hala insanların hayatı 3 saat 15 dakikaya sığdırılıyor, gençler siyasette aktif rol alamıyor ve bir devlet diğer bazı devletlerin izini olmadan hareket edemeyecek kadar bağımlıysa sanırım ben de o kadar bağımlıyım ve sorunlarla karşılaşacağım.
Bir devlet, bir millet vardı hani. Yaptıkları düşman gözünde bile kahramanlık sayılacak başarılara sahip, sadece bir kaç yıl içinde yıkılan bir imparatorluğu yabancı devletlerden kurtarıp bir cumhuriyet kuracak kadar büyük güç sahibi, bu gücü de öyle dev ülkelerden değil damarlarındaki asil kandan alıp bunları başaran, kadınların özgür ve başı açık, erkeklerin iyi giyimli ve kibar, ve bütün insanların laik olduğu... Bu millet, bu devlet nereye gitti?
Sokakta karşılaştığımız kadınlar hep erkeğin bir adım gerisinden yürüyen "sıkmabaş"lara ne zaman dönüştü? Ne zaman cübbe ve çember sakal, badem bıyık resmi kıyafetimiz oldu? Tüm bunlar ne zaman oldu da, tüm dünya Türkiye denen laik cumhuriyeti böyle insanlarla tanımaya, böyle insanlarla görmeye başladı?
Ve ne zaman bu kadar körleşti ki tüm bu insanlar hala aynı şeyleri yapmakta, kendini, devletini, resmi kuruluşlarını satmakta? İşte bunları aklım almıyor. Hani nerde o cumhuriyet mitinglerinde "Türkiye laiktir laik kalacak" diyenler? Nerde o meydanları doldural kalabalıklar? Nerde tüm bu insanlar ki demokrasiyi araç olarak kullanan, bir dediği bir dediğini tutmayan, yüce şehirlerimize kelle, askerlerimize yan gelip yatıyor ve köylümüze "ananı al git" diyen kişiler hala başımıza gelebiliyor? Tüm bunlar yaşanalı çok olmadı. Bu sözler yıllar önce söylenmedi. Sadece bir kaç ay önce... İnsanlar açlıktan, yoksulluktan kırılırken, gençler üniversiteye girmek için adeta savaş verirken, her gün yeni şehitlerimiz canlarını yok pahasına verirken, oğlu amerikada okuyup, askere gitmeyip, üstüne bir de "gemiCİK" alan biri bu insanların aklını nasıl çeliyor? Bu kadar kör müyüz? Bu kadar saf mıyız biz?
Zaten kısa aralıklarla 2 kere askeri darbe yaşamış bir ülkede bir insan eğer "Darbe yapılsın" diyecek konuma geldiyse, dış borç artarken, Büyük Başkan Bush'un peşinde dolaşan, belki bize de verir yediğinden diyen kediler, köpekler gibiyse insanlar, nasıl yaşanır bu ülkede?
Tüm bunları söyleyen öyle çok görmüş geçirmiş değil, 16 yaşında bir kız sadece. 16 yaşında bir kız eğer annesine "Gidelim bu ülkeden" diyecek kadar umutsuz duruma düştüyse nasıl yaşanır? Yalnızca o kız değil bunları düşünen ve söyleyen. Yalnız değilim biliyorum. En azından benim gibi düşünen insanların var olduğuna dair umudumu yitirmedim. Ama eğer sonuna kadar okumayı başardırsanız bu yazıyı siz de düşünün biraz. Sadece düşünün...
Önümüzdeki 5 yılı, 24 terörist destekçisi bulunan bir meclisi, laik Türkiye'yi dış ülkelerde türbanlıların temsil ettiğini, tüm bunların çok değil bir kaç yılda olduğunu düşünün bir. Düşünün ve karar verin. Hala bir ampüle ihtiyacımız var mı?
Aman ha! Dikkat edin ki bu ampüle direk bakmak gözünüzü kör etmesin, görün!Tüm gerçekleri görün ki birileri bu gidişe dur desin!
Umudum kalmasa da, "Bu cehennem, bu cennet bizim!"
-
Dörtnala gelip Uzak Asya'dan
Akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan
Bu memleket, bizim.
Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak
ve ipek bir halıya benziyen toprak,
bu cehennem, bu cennet bizim.
Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın,
yok edin insanın insana kulluğunu,
bu davet bizim.
Yaşamak
bir ağaç gibi tek ve hür
ve bir orman gibi kardeşçesine,
bu hasret bizim...
Nazım Hikmet RAN