- Kategori
- Felsefe
Uyu yavrum uyu

Herkes burnu büyük olunca, ayırdedemez olduk neden olduğunu...
Bu masallar Yurdumdan.
Bu gün iyiyim.
Konuştukça “ne olacağını bu memleketin halini”,
Daha iyi anlıyorum…
Yaylayı serin tutmanın kerametini…
Haydi siz de nasiplenin…
Masal diye diyeceklerşmden.
Bazı yerler uymadıysa...!
Biraz da siz uydurun!…
... ..... .....
Masallarla büyütüldük, destanlarla uyutulduk.
Dinlerken yıllarca kaf dağının ardını, merakla
Zümrüdü Anka kuşunun kanadında söğüşlendiki
Geçti ömrümüz… “ahı” fazla gelir, sadece “vahla”.
Sonunda ne mi oldu?
Ne mi yaptık?
Nereye mi geldik?
Durun size anlatayım.
Neden "bir arpa boyu" yol alamadığımızı...
Leyla ile Mecnun evlendi, hem de dillere destan aşklarına kıyarak,
Şimdi boşanma davaları, şiddetli geçimsizlikten sürüyor.
Bunu gören Aslı, ” benim nerem eksik” demekte gecikmedi, Keremine,
Kuraklığı, bahane eder oldu Ferhat, Şirinine.
Korkarım bizi Avrupa Birliğine de almazlar,
Bulaşmasın diye bu hastalık Romeo ile Julietlerine.
Fatih, aday olmuştu ya son seçimlerde,
Mahalle muhtarı bile seçmemişler Fatihte…
Mimar Sinan dolaşır olmuş İstanbul üzerinde,
Tövbeler ederek mimar olduğuna…
“Kaçınca kantarın topuzu”, tersine dönüvermiş her şey.
“Bohçalamaya” başladığından beri başını, malum kız.
Kolunda çörek sepetiyle dolaşır olmuş şapka giymiş kurt…
Hem de showland açmış, eğlendirmek için Köpekleri.
Minik fare dev aynası alınca, çalım satar olmuş aslana.
Flörte başlamış makyaj yapan minik kuzu, manyak kurtla,
Eh böyle masal ülkesinde de olur;
Şarkıcılar pop star,
Türkücüler stand up’çı,
Yumuşakçalar as solist,
“Eklem bacaklı”lar! primadonna!,
Kaportası azıcık düzgünler ise “sanatkar”...
Kültür dünyamızda gecikmemiş modaya uymada;
Hoca Nasrettin, Nobeli reddetmiş ya,
Ondan geri kalır mı Temel, pende yemem diye…
Bari ben alayım demekte gecikmemiş "Koton",
Maksat ortada kalmasın niyetine...
Korkarım barış ödülünü de verirler Saddam’la Bush’a…
Hiç şaşırmam Barzani’nin hala Türk pasaporyla dolaşmasına.
Ninnilerle uyutmuştu anası, danasını
Büyüsün de, tıpış tıpış yürüsün diye
Gerçekten de büyümüş ve yürümüş
İhtisası da köşe dönme üzerineymiş.
Lafontenin heykelini hayvan mezarlığına dikerek
Andersenin adını masal dünyasından silerek.
Yazın gölgelikte yan gelip yatan ağustos böceği,
Kışın konser salonlarına atmış kapağı gülerek.
Ampuller de yaktık, yok etmek için kara günü…
Ak akçeye de ne gerek var bir çuval patates yeter...
Boşuna saklama samanı, nasıl olsa gelmeyecek zamanı.
Ders almadın mı yata yata çürüyen karpuzdan?
Dualara sığındık, pahalı gelince barajlar,
Akanı da kestik yağmadı diye yağmurlar.
Kolay geldi, salık vermek analarına ziyareti,
Eh… biz daha çok götürürüz bu tür ticareti
Ey milletim! Uyan uyan,
Ne masallar eski masallar,
Ne de masalcılar…
Değişim bile değişmekte…
Senin değiştiremediğin,
Masal dünyasında ısrar etmendir.
Yaşadığın gerçek ise,
Patates, soğan vereni seçmendir.
Israr edersen bu akılla gitmekte askere…
… hadi bakalım, …kolay gelsin!...