​ Uyuştuk mu alıştık mı (Pavlov'un köpekleri) / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Erdoğan Özgenç DOST MECLİSİ

http://blog.milliyet.com.tr/erdoganozgenc

01 Eylül '14

 
Kategori
Siyaset
 

Uyuştuk mu alıştık mı (Pavlov'un köpekleri)

UYUŞTUK MU ALIŞTIK MI?

Şu son on iki yılda akıllarımızda kalan birkaç önemli olayı anımsayalım isterseniz;

-“Analar ağlamasın” ya da “şehitlerin kanları yerde kalmayacak” denilmesine rağmen ne kanların akmasına engel olunuyor ne de anaların ağlamasına…

Kanlar hep yerde kalıyor bugüne kadar adam gibi karşılık verildiği görülmedi…

-Atatürk düşmanlığı sürekli işlendi bunun için Ergenekon ve balyoz davaları üretildi, yalancı şahitler sahte evraklar devreye sokuldu…

İnsanlar sabahın köründe evlerinden alındı, günlerce sorgulandılar ve mahkeme kararı olmadan hapse tıkıldılar.

-PKK denilen terör örgütüne mensup ya da sempatizanlar ülkenin önemli yerlerinde arabaları ateşe verdiler polis ve askere taş molotoflar attılar…

Hepsini şöyle bir toparladığınızda aklınıza gelen “güvenlik zafiyeti” olur ve güvenliğinizin tehlikede olduğunu düşünürsünüz…

***

Bu arada şu anki Cumhurbaşkanı o zamanların başbakanı ne yapıyordu; ülkemizin tarihsel varlığını tartışıyor hatta kötülüyordu.

Zaten yetersiz eğitime sahip hatta cahil birçok kesimde ona inanıyor tarihimizi sorguluyorlardı.

İlginç olanı da; Başbakana inananlar ulusal tarihimizi “mahkum” ediyorlardı…

Beyefendi ve yandaşları bunları yaparlarken de yurt dışından “siz soykırımcı bir milletsiniz, Ermenileri katledip soykırım yaptınız” diyorlardı…

Biz ne diyorduk yıllarca; hayır, biz asla soykırım yapmadık o olay bir tehcir sonucudur…

***   

Bir de Kürt meselesi var birileri tarafından sürekli gündeme taşınıyor hatta tarihsel gerçekler saklanarak halkın duyguları kaşındıkça kaşınıyor ve adeta kanatılıyor…

Düşünsenize “misakı milli” bile umurumuzda değil resmen unuttuk önemsemiyoruz…

İsterseniz on iki yıldır neleri tartışmaya açtıklarını, neleri kaybettiğimize bir bakın, ne demek istediğimi daha rahat anlarsınız…

***

Şimdi buraya kadar okuduklarınızda aklınıza gelin bunları tartışalım, tartışmaya açalım geliyor, suçlu olduğunuza inanmıyorsunuz ve tartışmanın da lehinize sonuçlanacağından eminsiniz…

Ergenekon’dan Balyoza Ermeni soykırımından Camilerin ahır yapılmasına kadar yüzlerce suçlama ve tarihi kurumları karalama…

Ellerinde kanıt var mı? Yok! Elbette yok ama ortaya attıkları yalan büyük bir hızla yayılıyor zorunlu veya hayali gerekçeler yüzünden de inananlar artıyor. Böylece gerçeklerin üzeri örtülüyor…

Tam on iki yıldır yapılanların kısa özeti budur…

Yani bir kısım ortaya yalanlardan ibaret bir konu atıyor, bir kısmımız da hemen tepki gösteriyor ve tartışmaya başlıyoruz…

Açık bir tespit; tartışmaların hiç birinde adam gibi bir tepki yok…

***

Ünlü Rus fizyolog Pavlov, köpeklerine et verirken zil çalınca ve bunu çok kez tekrarlayınca, zil sesini işittiklerinde et görmeden de hayvanların salyalarını akmaya başlar.

İşte buna "şartlı refleks" denir.

Hayvanın "tabiatında olmayan" bir uyaran (zil sesi), onu "tabiatında olan" eti görmüş gibi heyecanlandırmaktadır.

Eğer sürekli olarak zil çalar ama hiç et göstermezseniz, bir süre sonra şartlı refleks söner.

Devamın sağlanması için arada bir et gösterilerek refleks pekiştirilmelidir.

Birgün Pavlov' un enstitüsünü su basar. Köpeklerin bir kısmı boğulur, bir kısmı da günlerce korkuyla titreşir çünkü ölümden zor kurtulmuşlardır…

Kurtarılabilenler tekrar enstitüye toplanır. Pavlov zil çalar, köpeklerde “tık” yoktur.

Şu müthiş sonuca varır Pavlov:

Ağır travmalar şartlı refleksleri ortadan kaldırmaktadır. Hayvan en doğal, en ilkel durumuna geri dönmektedir…

***  

Emperyalist ülkeler çoğu zaman psikolojik savaşı denerler. Öncelikle milli duygularımızı ve değerlerimizi yok ederler…

Bizler dünyaya “insan” olarak geliriz Türk Kürt Yunanlı Laz, Sünni ya da alevi Katolik olarak gelmeyiz.

Birileri bize bunları öğretir, bunlar bir nevi şartlı reflekslerdir.

Ve eğer “pekiştirilmezlerse zamanla “sönerler…”

Hapisler işkenceler, yalanlar talanlar soygunlar haksız zenginleşmeler dayatmalar ve hakaretler insanda büyük travmalara neden olabilir.

Tıpkı Pavlov’ un köpeklerinin yaşadıkları ağır travmalar sonrasında reflekslerinin kırılması gibi bizlerinde refleksleri kırılır…

***

Bize uzun zamandır neleri tartışmamızı istediler, hiç birini bizler isteyerek tartışmaya açmadık onlar koydular önümüze…

Kırmızıçizgilerimiz vardı ne oldu?

Dünyanın en fazla kullanılan dillerinden biri olan Türkçemize ne oldu?

Federasyon tartılıyor Kürtlere “toprak” verilmesi isteniyor.

Hatta iktidardaki birçok vekil ve bakan Ermenilerden özür dilememiz gerektiğini bile söylüyorlar…

Kısaca ulusal varlığımıza ilişkin birçok şeyi kaybetmiş durumdayız…

***

Atatürk’ü tartışıyoruz yıllardır hatta anasını bile, ama bunun anlamı şudur; o tartışma sonrası sizin de ananızın tartışılması demektir…

Nedir bu düşmanlığın temeli nedir kökeni? Bu apaçık ABD gibi emperyalist ülkelerin, kendileri için tehlikeli olacaklarına inanan ülkelerin ulusal duygularını aşındırmak amacıyla “iktidarlar” eliyle yapılan operasyonların adıdır; daha da özü “milli duyguların” yok edilmesidir…

Özellikle yandaş TV’lerde iktidarın amaçlı ortaya attığı konular fütursuzca tartışılıyor ve resmen iktidarı ve dış odakları destekler bir görünüm sergiliyorlar…

***

Hasan Tahsin’i hatırlayan ya da onu anlayan kaç kişi var aramızda. Şu anda kaç kişi bir Hasan Tahsin’in çıkacağına “ilk kurşunu” atacağına inanıyor, hepimiz öküzün trene baktığı gibi bakıyor ülkenin işgal edilmesine milli değerlerimizin paramparça edilmesine uyuşturulmamıza bakıyoruz…

Hiçbir insan anasına babasına kardeşine küfür edilmesine bayrağının atasının aşağılanmasına tahammül edemez…

Çocukluğumuzda bunları yapanlara sessiz mi kalıyorduk, küfür eden kim olursa olsun tokadı ya da yumruğu basıyorduk.

Bu tıpkı Hasan Tahsin gibi bizim en doğal ve insani yanımızdır. Ve milletleri ayakta tutan da işte bu “insani” yandır…

***

Bu uzun yazı size karmaşık gelebilir ama özü şudur; hayali zenginleşmeler kanımıza enjekte ediliyor, asılsız mesnetsiz tartışmalarla uyuşturuluyor yersiz ve zamansız savunmalarla da yeniliyoruz.

Demokratikleşme paketleri, barış süreci, yeni anayasa, 77 milyonu kucaklayacağız, şimdi de iki tuhaf sloganla Yeni Türkiye ve restorasyon devam edecek yalanıyla uyutuluyoruz.

Sıra da ne var onu da bilmiyoruz…

Ve çok daha acısı; aşağılanmaya hakaret görmeye ve küfür yemeye alıştık, Pavlov ’un köpeklerine taş çıkarıyoruz…

İyi haftalar…

Erdoğan ÖZGENÇ

Adana 01.09.2014 12.45

 
Toplam blog
: 846
: 425
Kayıt tarihi
: 26.06.12
 
 

Emekli banka müdürüyüm ama kart vizitimde "insan" yazıyor. Adana'da ikamet ediyorum. Herk..