- Kategori
- Resim
Uzanan Çıplak - İbrahim Çallı

Yanındayım. Dön. Rüzgarım. Yağmur.
O gün için kırmadı beni İstanbul ; yağmura sarılıp uzandık.
Bakıyordu bana. Yok, bakmıyordu. Uyuyordu. Uyumuyordu. Yorgundu. Değildi. Canlıydı. Rahattı. Uzandı, çıplaktı. Ayaktayım. Bekleyenim. Son fırça darbesinden sonra....
Saçlar? Saçlama, gel şöyle yanıma, otur ve anlat; nasılım?
Yanındayım. Yağmurum. Rüzgar. Açık pencere. Soğuk. Yüzün....hüzün...gözlerin...kolların....Parça parça dolaşıyorum...Gece. Halin gece.
Bana bakınca....
Sana bakınca....Nerden başladığımı düşünüyorum. Unutmuşum. Son gözlerini çizdim, boyadım, boyandım gecelerce. Geçti. Geçtin.
Sen, içine girmişsin. Ben, için henüz dışındayım, içimin.
Devam edecektim. Döndün sırtını. Döndüm yüzüme. Kırmızı ağır geldi. Taşıyamadım maviyi. Olabilir mi? Hafifleyebilir miyim düşlerimde?
İzinsiz giremezsiniz, hemen çıkınız tablomdan!
Girdim. Uzandım. Rahattım. Rahatlığım yansıdı yüzüme. Güldüm. Hafif kırmızı, özgür bir maviydim. Çıplak? Hangi çıplak? Kim çıplak? Karşındaki ben mi, seyreden sen mi?
1. Not: Öncesi ve sonrası var elbet, var olduğu için varsın, varız; giyinebilirsin.
2. Not:
Uzanan çıplak,
mavi kal, kırmızı,
dün,
taşınma şimdiye,
istersen, dilersen,
yarın tutsun ellerinden;
ama sen yine de kal,
orada kal.
Ş.Y.