​ Uzaylılarla tanıştım (Devam 01) / Öykü / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Ekim '11

 
Kategori
Öykü
 

Uzaylılarla tanıştım (Devam 01)

Tekrar AYNÜD gezegenimde geçirdiğim zaman dönelim ve İlverög’ü dinleyelim:

Sizin gezegende bizimle sizin aranızdaki ilişkiyi en güzel açıklayan kişi bir bilim adamı değildir,aksine bir gönül adamıdır. O kişi Yunus Emre adlı ozandır. Ne demişti, Yunus Emre?

 “Ete, kemiğe büründüm; Yunus diye göründüm.”

Sizin bilim adamları bu konuda cilt cilt kitaplar yazsalar, bukadar doğru ve doğru olduğu kadar sade bir açıklama getiremezlerdi. İşte siz busunuz, maddeye hapsolmuş. Maddeye esir düşmüş durumda dünya yaşamınızı tamamlıyorsunuz. O konuya daha sonra gireriz ama şu kadarını ileteyim, bu Kutsal Kitaplarınızda apaçık yazılı.

Haydi, bizim eve gidelim. Seni ailemle tanıştırayım.

İçeriden dışarısı ile arasında duvar olmayan fakat dışarıdan bakıldığında içerisi gözükmeyen yerden çıktık. Doğru ya bulunduğumuz yere bir bina diyemezdim. Oturmak için koltuk, sandalye, tabure gibi bir şey de yoktu. Ama yorulmuyordum.

“Burada madde olarak bulunmadığın için yorulmazsın” dedi Liverög.

Yine bir ışık hüzmesine girdik ve anında Liverög’ün evindeydik. Bir oğlu ve bir kızı vardı. Eşi Asin modern, hoş bir hanımdı. Oğlu Niglib 5-6 yaşlarında görünen, cin gibi bir çocuktu. Kızı Mınah oğlundan 1-2 yaş daha küçük sevimli, cim cime bir şeydi.

“Hasan, dikkat ettin mi, biz burada yemek yemeyiz su tüketmeyiz. Madde ile ilgimiz olmadığından bunlara ihtiyaç da duymayız. Senin de karnın acıkmadı ve susamadın. Biz burada bilgi ve sevgi ile besleniriz. Bunların enerjiye dönüşümü bizim yaşam gücümüzü sağlar. Esasen biz üç boyutta yaşarız. Bunlar bilgi,sevgi ve zamandır. Siz zamanı da katarsak 3+1 boyutta yaşıyorsunuz. Matematik olarak ele alırsan sizin yaşam seviyeniz bizimkinden üstün gibi algılanabilir ama konuya sadece fiziksel olarak bakmak doğru değildir.”

İlverög’ün anlattıklarını hayretle dinliyordum.Birden aklıma Cern Laboratuarında atom parçacıklarını da parçalayarak Tanrının Sırlarına erişmeye çalışan bilim adamları geldi.

O küçücük ağzını oynatmadan kahkahayı bastı İlverög: “Yanlış, tamamen yanlış. Üç boyutlu maddenin içine zihinlerini de hapsetmişler,esir düşmüşler, bunun dışına çıkamıyorlar. Madde üzerine çalışarak Tanrı’yı anlamak ya da araştırmak. Olacak iş değil!”

İlk defa İlverög’ü heyecanını dışa vurmuş olarak görüyordum.

“Bak, ilim Big Bang’den (Büyük Patlama) bahsediyor. Çok doğru. Kutsal kitaplarınız da bunu destekliyor,biliyorsun. Tanrı Big Bang’den önce de vardı.. Patlamanın tesiri ile büyük bir karışıklık oldu ve her şey kaçıştı ve halâ kaçışıyor. Yalnız evrenlerin kaçışması entropi dediğimiz bir eksi enerji yaratıyor ki bu da evrenlerin soğumasına neden oluyor. Belli bir enerji kaybından sonra madde yaratıldı. Maddeden oluşan uzay cisimleri de kaçışıyorlar ve enerji kaybediyorlar.

Eski Ahid’de bu apaçık var. Yeni Ahid de bunu destekliyor. İslam da Kal-û Bela da bunu anlatıyor. Tüm evrenleri yarattıktan sonra, henüz madde yok iken. Allah soruyor “Ben Kimin?” Her şey dehşete kapılıp kaçışmaya başlıyor ve büyük bir karışıklık oluyor. Buna KAOS deniyor. Ta ki bir ruh “Alemlerin Rabbine Hamd Olsun” deyinceye kadar. O ruhun adı seçilmiş anlamında olan MUSTAFA dır. O yanıttan sonra kaçışma düzene giriyor ve ruha Mustafa adının yanında hamd eden anlamında MUHAMMED adı veriliyor. Bu dezene girmeyi gezegeninizde Batılılar olarak tanımladığınız kişiler ORDO AB CAOS yani karışıklıktan sonra düzen olarak adlandırırlar. Bu gün evrenler belli bir düzen içinde hareket ederler, dininiz bunu böyle anlatıyor. İlim de bunu kabul ediyor. İkisi de birbirini tamamlıyorlar.”

Belli ki burada bulunacağım sürede kafamda oluşan bir çok soruya yanıt bulacağım. Kim bilir belki de yani sorularla döneceğim.

 

 
Toplam blog
: 15
: 1777
Kayıt tarihi
: 30.03.11
 
 

Avusturya Lisesi ODTÜ Kimya MÜH., B.Sc.,M.SC. lastik ve plastik malzemelerin üretiminde yaklaşık 40 ..