​ Üzgünüm / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Ekim '08

 
Kategori
Güncel
 

Üzgünüm

Üzgünüm
 

Cumhuriyet bayramımız kutlu olsun.

Kutlamamızın sebebi unutulan hürriyetimizdir. Düşmanlarımızı topraklarımızdan attık ve hürriyetimize kavuştuk. İşte bunun bayramıdır.

Hangi hürriyet acaba?

O zaman elde edilmiş bir hürriyet varken bu gün acaba o hürriyetten bahsetmek mümkün mü?

Kendi topraklarımızda artık yabancıların bekçiliğini yapar olduk. Onların mallarını korumak uğruna çekmediğimiz çile kalmıyor.

Her şeyden önce, Türk-Kürt savaşı çıkartarak ülkeyi bölmeye çalışıyorlar. Başaramamaların sebebi Türk de Kürt de artık birleşmiş durumda. Böyle bir ayrıma hiç gerek yokken, var gösterilerek sınırı sıcak tutmak onların işine geliyor. Böylece Türkiye, Irak, İran, Suriye gibi ülkeler potansiyel silah alıcıları olup yolunacak kaz durumuna düşmektedirler. Ellerinde ki haritalara bakılınca, kurulması planlanan Kürt devleti orta doğunun merkezi ve hiç kullanılmamış petrol rezervlerinin de merkezi. Yeni kurulması planlanan Kürt devletinin topraklarına emperyalist ülkeler gelip askeri merkezlerini kuracak, petrol işletmelerini hazırlayacak ve tüm orta doğuyu elinde tutacaktır. İşte bu sebep ile gencecik askerlerimizi toprağa veriyoruz. Oynanan oyunlar o kadar büyük ve uzun vadeli ki nerede nasıl biteceğini kestirmek bile çok güç. Kanunlarımızla oynadılar, şimdi tecavüz eden, kapkaç yapan çıkıyor içeriden. Yok olmadı bir af çıkıveriyor zaten.

Tüm tarlalarımıza nerdeyse el kondu. Onların istedikleri ekilip biçiliyor. Tohumlarını veriyorlar bize ektiriyorlar. Tohum vermeyen bitkiler toprakları da mahvediyor. Ülkenin en iyi ve de güzel yatırımlarını satın aldılar. Tüm Türkiye’nin geleceğini satın aldılar. F16 ların cihazları, yedek parçaları olmadan uçamaz ve o derecede bağımlılık yarattılar. Üstüne üstlük bu pozisyon da olmamıza sebebiyet veren bir devlet yönetimi ve anlayışı ve yöneticileri. Bizim hak ve özgürlüklerimizi tartışmak ise sadece ağzımızı yorar hale getirdiler. Fiiliyatta yapılacak bir şey bırakmamak için dört koldan saldırıyorlar. Para ise parayla satın alıyorlar. Tehditse en iyisini yapıyorlar. Öldürmekse, rahmetli Turgut Özal tam Türk-Kürt sorununu hallederken kalp krizi geçirdi. Bu ülke, Uğur Mumcu, Çetin Emeç gibi gerçek vatanseverlerin katillerini bağrına bastı.

Hak ve özgürlük, üstüne Demokrasi ve Cumhuriyet, öyle mi?

Bu ülkenin vatandaşları televizyonda dizilere tutsak edildi. Parasız işsiz bırakılıp, kömür ve yiyecek dağıtılarak sevgi ve oy kazanılma savaşı verildi nice sorunlar dururken. Hak etmediğimiz ve bilmediğimiz bir oyunun içine çekildik. Herkes sadece bekliyor oyun nasıl bitecek diye. Oyunun bitişi Türk Devletinin parçalanmasıdır. Uyuyan bedbaht bir halk olduk. Küçük sesler çıkıyor ve onlarda hemen bastırılıyor.

Saygı duyduğum en büyük yer Türkiye Büyük Millet Meclisidir. Ama orada bile aponun af pazarlığı yapılmakta. İşte bana bu çok acı veriyor.

Anamızı da alıp nereye gideceğimizi bilmeden, türbanı çıkarınca donunu da çıkarmış gibi olunca, abdest bozan şeyleri de öğrenince başka bir şey yapmaya gerek var mı, kapitülasyonlar hazır geri gelmişken.

Avrupa ne derse biz onu yapıyoruz. Amerika ne isterse onu yapıyoruz. Kukladan hiçbir farkımız kalmadı.

Özgürlüğümüz elimizden tamamen alınınca belki akıllanırız. Blog yazılarını kapattılar. Sebebi siyaset zannettik meğerse paraymış. İzinsiz maç yayınlamanın cezasıymış çektiğimiz. Ama niye roj tv hala var bilinmez. Altına bakınca Belçika ortaya çıkıyor. Hangi taşı kaldırsanız altından bir Avrupa ülkesi çıkıyor zaten.

Ben Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’ni arıyorum. Yöneticisi ile, Başkanı ile, halkı ile, sözü ile sevgisi ile.

10. yıl nutkunu ve Gençliğe hitabeyi lütfen tekrar okuyun. Bu gün etrafımızı saran düşmanlar için gerekli her şeyimiz mevcut. Asil kanımız buna muktedir, inanın bana.

Cumhuriyet bayramı kutlanırken acaba ne kadar özgürüz?

Cumhuriyet bayramınız kutlu olsun.

Üzgünüm.

 
Toplam blog
: 51
: 628
Kayıt tarihi
: 12.04.07
 
 

Hayatı farklı gözle bakmayı seven, haksızlığa tahammül edemeyen, olaylara sessiz kalıp yerinde mü..