- Kategori
- Ben Bildiriyorum
Vakti saati gelmeden

Temel’in çocuğu olmuş, adını koyamamışlar bir türlü…Temel demiş ki; ula uşağım, adını Temel koyun ben kendime başka ad bulurum!
Siyasilerin inadı ve polemikleri yüzünden ülkemde doksan dokuz çeşit kriz yaşanıyor. Ne adlarını değiştirmek ne de tansiyonu düşürmek mümkün. Sonrada kalkıp “ortamı germeyelim” türünden beyanatlar vererek güya istikrardan yana tavır sergilemeleri hiçte inandırıcı gelmiyor insana.
Bu iş, belirsizlik ortamından beslenen bir takım çıkar çevrelerinin ve bu işi meslek haline getirip kanal kanal dolaşarak kendine göre komplo teorileri üreten laf ebelerinin işine yarıyor sadece…
Belirsizlik ortamının ilk ortaya çıkması Başbakan’ın türbanla ilgili olarak İspanya’da sarf ettiği “velev ki simge olsa ne olur” saptamasıyla olmuştur.
Özellikle (!) atanmış YÖK Başkanın bu görüşleri destekler nitelikteki girişimleri ve söylemleri tansiyonu iyice yükseltmiştir.
Anayasa değişikliği ülke gündemine girer girmez ortam gerildi, saflar belirlendi, kılıçlar çekildi. Belirsizlik ortamından beslenenler fırsatı kaçırmadılar. Zamlar geldi, borsa çöktü, altın ve döviz yükseldi, aylıkla geçinenlerin cüzdanı da iyice bir hafifledi!
Ardından Kuzey Irak’a yapılan kara harekatı ve geri çekilmede yaşanan siyasi polemik ve gerginlik politikası ile vatandaşlar arasındaki kutuplaşmanın önünden bir taş daha kaldırılmış oldu.
Yetmedi efendim…Yargıtay Başsavcısı bir yıldır topladığı delillerle AKP’ye kapatma davası açarak, zaten % 47’nin getirmiş olduğu güçle, kendi görüşünde olmayanlara dik ve mağrur bakan iktidarda büyük bir paniğe yol açtı.
Bitmedi…. Ergenekon diye bir oluşumdan ve bunun arkasındaki karanlık güçlerden bahsedildi. Tanınmış siyasetçiler ve kimi bilim adamları, emekli askerler ve yazarlar hiçte hoş olmayan yöntemlerle göz altına alındılar.
Nevruz bahanesi ile ortalık savaş alanına çevrildi. Ortam iyice gerildi. Üniversiteler karıştı, öğrencileri yine kavga ortamının içine çekilme gayretleri arttı.
Yapılan sağ duyu ve diyalog çağrıları da bir işe yaramadı. Siyasetten dalga dalga topluma yayılan bu gerilimin nerde duracağı da bilinmiyor.
Ne zaman ki topluma ve önderlerine “biat etme” anlayışı yerine demokrasi anlayışı yerleşirse ancak o zaman kavga ve kaos ortamından çıkılabilir. Yoksa, güç ben de anlayışı hüküm sürdüğü müddetçe taşların yerine oturması daha da zor olacaktır…..
Son olarak...Herkes bulunduğu yerden bir adım geri atmalıdır ve buna mecburdur…….