Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Aralık '08

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
746
 

Varolmanın dayanılmaz ağırlığı

Varolmanın dayanılmaz ağırlığı
 

Varolmanın dayanılmaz ağırlığı


Varolmanın dayanılmaz ağırlığı altında gün be gün daha çok eziliyoruz. Mutsuz, doyumsuz, insansı canavarlar haline dönüştük. Kimseleri sevemez, saygı duyamaz hale geldik. Çünkü aslında kendimizi sevemez, sayamaz olduk. Neden, Yüce Allah’ın ’’Ben insana ruhumdan üfledim.’’ dediği yaratılmış en şerefli mahlûk olan, tüm kainatın hizmetine sunulduğu insan, insan katına ulaşmaz ve mahlukat katında kalır? Neden, dağların yüklenmediği emaneti alır ve rabbine halife olur da çıkabileceği kat olan halifelik katına çıkmaz ve beşeriyet katında kalır? Neden, insan olmanın şerefine uygun yaşayacağı ve mutlu olacağı katları hedeflemez de, kendini bodrumlarına hapseder? Dr. Mustafa MERTER '900 KATLI İNSAN' adlı kitabında bu soruların cevabını şöyle veriyor: "Her yükseliş ve bir üst kata çıkış, terk edilen kattaki alt kişiliğimizin "ölümünü" temsil eder. O zaman usulca o kata inip o rolü oynayan oyuncunun kulağına sevgi, anlayış ve muhabbetle "Evet sen bensin ama ben sadece sen değilim!" diyerek hayatımızda o rolün hükmüne son verebiliriz. Hem onu aslında nefret ettiği bir varoluş tarzından kurtarmış hem de kendimize bir yükseliş imkânı sunmuş oluruz! Rolün yani alt kişiliğin terk edilmesinde ki en büyük engel, bir üst katın varlığını bilememek, yani rol giderse "boşluğa düşerim" kaygısıdır. Hâlihazırda öğretilen psikoloji, içimizde varolan potansiyele işaret etmediği için, ne yazık ki bizle rollere ve hallere kilitlenip kalırız. Bir üst katın varlığından habersiz olan modern psikoloji bilimi, bir bakıma bu kaygıyı tasdik etmiş olur." Sürekli kendiyle mücadele eden, psikolojik sorunlar ve somatize edilen hastalıklar ile varlıklarının ağırlığı altında ezilenler için, son derece işe yarar bir öneri. Mevcut katlarımızı fark ederek oradaki rollerimizle uzlaşıp bir üst kata çıkabileceğimize inanarak çaba sarf etmek; tıkanıp kaldığımız ve mutsuz olduğumuz katlardan kurtarır bizi. Aslımıza olan özlemimizi giderebilecek bir hedef oluşturur böylece.Hedefi olanlar ve ona ulaşabileceğine inanalar asla mutsuz olmazlar. Kendilerinin bulundukları ''HAL'' den daha iyi bir ''HAL'' e gelebileceklerini bilenler, kendilerine saygı duyarlar ve severler.Her şey BEN den başlar ve ÖTEKİNE ulaşır. Varolma sorunları içinde, kendimize dayanmanın dayanılmaz olduğu durumlardan aldığımız ilaçlarla ( İlaçlar gereksizdir ve önemsizdir anlamını asla kastetmiyorum) yaşadığımız sanal mutluluklarda ve huzurlarda bulan, madde kullanan, ''Ben değerliyim, benden daha değerli bir şey yok, öyleyse benime iyi bakmalı, onu yüceltmeli ve şımartmalıyım. Aslolan benim'' diyen, Özgürlüğü her istediğimizi yapmak olarak algılayan, çaresizlik içinde çıkış yolu ararken çırpınıp duran ve çırpındıkça bulunduğumuz katlardan da aşağılara iner hale geldik.Yüklerimizden kurtulmaya çalıştıkça özümüzden uzaklaştık ve kendimize yabancılaştık. Bu yabancılaşma içinde de gerçek BEN imizi kaybettik. Beni ben yapan Ben değerlidir. Elbette sevilip yüceltilmelidir. Ben olmayan BEN se yüktür. Ben imize ait olmayan davranışlarda bulunup, tarzlar edindiğimizde de, kendi özümüze aykırı düştüğümüz için asla bütünlüğümüze ulaşamıyor bilinçaltımızdaki kendinden nefret etme duygularıyla varlığımızın altında ezilip kalıyoruz. Oysa Dr. Merter in de ifade ettiği gibi insan bir tek kattan oluşmuyor her kattaki de zaten BEN olmuyor. Onlar BEN'imizin o katta sergilediği roller ve içinde bulunduğu haller. Tüm bunlar ise bir üst kata bizi taşıyacak donanımları elde etmemize yardımcı olacak egzersizler. Bulunduğunuz yer kalmanız gereken yer değil. Eğer fark eder ve istersek bir üst kata çıkmamız için gereken yol haritası da şu anda bulunduğumuz yer de. Haritanızı alın ve ''Evet sen bendin. ama ben sadece sen değilim 'diyerek basamakları çıkmaya hazırlanın. Böylece varlık yolculuğunuzu, kendinizle uzlaşarak ve severek sürdürürken, varolan kendinizden varolacak kendinize ilerleme umudunuzu hep canlı tutun. KEYİFLE...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yine döktürmüşsün. Fakat bunu nasıl yapacaklarını da anlatmalısın. Güzel bir yazı dizi olur. İlerde kitap bile olabilir.

Tecettin KIYICI 
 23.12.2008 21:29
Cevap :
çok teşekkür ederim:)) sizinle aynı fikirde olan paylaşımlar aldım. Çalışıyorum. sevgi ve saygılarımla  24.12.2008 10:04
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 32
Toplam yorum
: 67
Toplam mesaj
: 16
Ort. okunma sayısı
: 1682
Kayıt tarihi
: 16.09.08
 
 

1970 yılında istanbul'da doğdum. Marmara üniversitesi, Psikolojik Danışmanlık bölümü mezunuyum. Psik..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster