- Kategori
- Çocuk Psikolojisi
VAROLUŞ SANCISI OLARAK ÇOCUK
BİR GÜN BÜTÜN ÇOCUKLARDAN ÖZÜR DİLEYECEĞİZ
DOĞAN CÜCELOĞLU
Geçen akşam,''Çocuk sahibi olmak''diye garip bir şey duydum.Nesi garip? Diyeceksiniz,buradaki gariplik dil bilgisel bir gariplik değil.Dil bilgisel olarak Türkçede çocuk sahibi olmak diye mastarlı bir kullanım ZATEN yok,orası ayrı bir konu ama buradaki gariplik zihinlerimize ve duygularımıza yerleşmiş ''sahip olmak''ifadesi.ÇOCUK olunur,çocuk sahibi olunmaz,çocuğun sahibi kendisidir çünkü.Benim canım ülkemde 120 ay vadeyle ev satın alır gibi çocuk sahibi olunduğu için çocuk bizim nezdimizde daha doğmadan süslü püslü cinsiyet partileriyle cümle aleme canlı yayın yaptığımız doğduğu andan itibaren var oluşumuzun bütün anlamsızlıklarını üzerine boca ettiğimiz böylece varlığımızın anlam bulacağını zannettiğimiz bütün yetersizliklerimizin ve değersizliklerimizin reçetesi,görgüsüzlüğümüzün resmi belgesi en önemlisi topluma çocuk doğurabilmeyi kanıtladığımız hava atma aracımız olduğu için mutsuzluk akan suratlarımızı iyi bir maskeleme yöntemi aynı zamanda.Toplumsal bilinçaltı yansıması olarak bizler çocuğa sahip olduğumuzu zannediyoruz.Canlı bir oyuncak,oyalanma aracı çocuk...Değer kazanma yaygın tabirle prim yapma çabası çocuk..
Ağır mı geldi,geldi? Hiç gelmesin,üzerinde çok düşünülmesi gereken bir konu bu.Bu gerçeği ne kadar çabuk fark edersek o kadar çabuk kurtulacak çocuklar elimizden..
Daha ne kadar örteceksiniz çocuklarımızın milli görgüsüzlüğümüz haline geldiğini?
Kimdir çocuk? Bana bir tanımlasanıza,kimdir bu çocuk? KİM?
Alışveriş merkezlerinde kolundan bağıra çağıra sürüklediğimiz,doğar doğmaz şu hiç bitmeyen ''ellerin çocukları ''ile yarıştırdığımız uyuma aralıklarını boyunu kilosunu göz rengini bile kıyaslamaya imtina etmediğimiz ,yemek yemeği reddeden çocuğa iki yaşından itibaren istememe hakkını çok görüp ''ama küseeer sonra''diye ağzımızı büze büze konuşup kendi ellerimizle ''edilgen''yaptığımız iradesini elinden ala ala hakkını aramayı bilmeyen önüne gelene kuş gibi boynunu uzatan çocuğumuzla mütavazı diye övündüğümüz minicik yaşlarda karar verme becerisini baltaladığımız bir bakışımızla mum gibi ettiğimiz düğünlerde derneklerde prens ve prenses kılığına soktuğumuz konseptli doğum günlerinde zorla fotoğrafını çektiğimiz iradesini kıra kıra liseye getirdiğimiz ve -hadi şimdi seç bakalım bizi utandırmayacak ailemize yaraşır mesleğini seni en iyi okullarda okuttum dediğimiz ve tüm hayatını ipotek ettimiz bir nesne midir?
O kadar muktedirseniz ademiyetten ona kendisini bulmayı kendisi olmayı öğretin de çıkaralım şapka önünüzde.Evin bile 120 ay vadesi var etmeyin ağalar,Eski Türk filmlerinde bir replik vardı.''Nen var kuzum'' o geldi aklıma,sahi neyiniz var sizin,delirdiniz mi? Sizin hırsınız uğruna harcadığınız hayatlar çiçek gibi solup gitmekte..Sizin bu ülkedeki çocuk ve genç intiharlarından haberiniz var mı,internete kafasını gömen çocukların size hiç aidiyet hissedemediği için orda oyalanıp çürüdüğünden haberiniz var mı?
Çocuk KİMDİR?
Çocuk bu hasta toplumda var olmaya çalışan bireydir.Bu kadardır.Bir uzuv bir araç bir nesne bir mülkiyet tapulu bir mal değildir ve bu muamale onun hakkı da değildir zaten.O yüzden çocuk sahibi olunmaz,çocuk olunur.Doğan Cüceloğlu ''Gün gelecek ve biz bütün çocuklardan bir gün özür dileyeceğiz''demişti.Umarım yakındır o günler.
Hasta toplum kelimesi üzerinde biraz durmak isterim.Hasta toplum tanımı şudur,Duygusal,düşünsel davranışsal olarak herkesin aynı kabul edildiği ya da buna zorlandığı çerçeve programla tek tip insanın yaratılmaya çalışıldığı,kendisi gibi olmak isteyenin yüzüne bütün kapıların kapatıldığı toplum düzenidir.Bu toplumda unvan,mal,eşya statü konuşur.Yüzler soğuk,gülümsemeler donuk.Davranışlar sahtedir.İnsanlar kasa içindeki kokmuş ve sararmış biberler gibidir.Anlamlı olmayan hayatları başkalarının hayatları üzerinden değerlenir.Kapital sistem bunu sever.Geleneksel aile değerlerimiz değil.Bu toplumun hasta olduğunu kabul etmeyen bir anne baba uyanık olamaz,uyuyan anne baba çocuğunu kaybeder..Çocuğunu bu çarka teslim eder,yem eder kurban eder.Hangi pedagoji kitabında okudunuz herkes gibi olmanın iyi bir şey olduğunu..Dehalara,alimlere ariflere sanatkarlara zanatkarlara şairlere müzsiyenlere ressamlara mimarlara bakın kim benziyor ötekine,nerde sizin özgünlüğünüz??
Nitelikli çocuk,özüne ulaşmış çocuktur.ANNE-BABA VE ÖĞRETMEN o çocuğun özüne ulaşmasına rehberlik eder.Özünü bulan özgündür,mutludur.Kendisiyle evrenle doğayla hayvanlarla bitkilerle arkadaşlarıyla akrabalarıyla bütündür.Onun ,ne kendi adına meslek seçilmesine ne okula yönlendirilmeye ne özel derslere ihtiyacı vardır o çocuk kendi saygınlığı içinde yolunu zaten bulacaktır ,çatlağını bulan bir su gibi..Çocuğun içinde tılsımı vardır .Anne baba çocuğun içindeki tılsımı ona buldurmaya çalışan bir yol ustası hayat rehberidir.
YAPMAYA GİDEN YOL,OLMAKTAN GEÇER
LAO-TSE
Bir gün bütün çocuklarımızdan özür dleyeceğiz.
Olmadan yapmayı dayattık diye!