- Kategori
- Mizah
Vatandaşa soruyoruz...

Milletimizin ne kadar akıllı, necip, okumuş ve dahi espritüel bir millet olduğunu anlamak için, sokaklara çıkıp herkese önemli bir soru soruyoruz. Bugünlerde çok ünlü olduğu için Hürrem’in kocasını soracağız. Muhabirimiz Perran Havada her önüne gelene sordu…
- Hey..siz …Bir dakika durur musunuz?
Hüsmen- Çok da acele işim vardı ama , size bir dakkamı ayırabülürüm.. Buyurun…
P- Ne böyle koşturuyorsunuz. Aceleniz ne ? Nereye gidiyorsunuz?
Hüsmen ağa- Arkadaşlar kahvede pişpirik için beni bekliyorlar. Dördüncü olmazsa olmaz… Onun üçün geç kaldım… tam koşuyordum ki, beni yakaladınız..
P- Çok güzel. Şimdi size bir soru soracağım, bilirseniz bizden bir kabak kazanacaksınız hem de Balkabağı…
Hüsmen- Yapma yav… Kabağı vermesen bile benim güzel ablacığım, senin güzel hatırın üçün sorunu cevaplarım. Buyurun sorun…
P. Biliyorsun şimdi önemli bir tarihi dizi var. O dizide Hürrem Sultan var… Peki , Hürrem Sultan’ın kocasının adı ne?
Hüsmen- Valla sabah sabah böyle zor soru sormak, müslümana eziyettir ba… ben nerden bileyim ablacığım… Gece gündüz Pişpirikten gözümüzü açamıyoruz ki… Nereden bileyim ben… Atayım bari… Acaba Fatih Sultan Mehmet’miydi? …
P- Maalesef bilemediniz. Kabağı da kaybettiniz…
Hüsmen- Sağlık olsun ba… Gelecek sefere İnşallah…
Dur bakalım… Şu türbanlı bayana soralım…
P-Sayın bayan size çok kolay bir sorumuz var. Cevaplar mısınız?
Afet- Buyurun sorun.
P. İstanbul ne zaman keşfedildi?
Afet- Onu bilmeyecek ne var? 1453-Fatih Sultan Mehmet…
P-Sayın bayan dikkat etmiyorsunuz. İstanbul Bizanslılardan ne zaman alındı demiyorum.. Ne zaman keşfedildi…?
Afet- Sizin türbanlılara kastınız mı var? Böyle cinai sorular soruyorsunuz… Terbiyesiz sen de…
Şuradan gayet süslü bir bayan geçiyor. Soralım bakalım… Sayın bayan, bi dakka lütfen…
Şirin-Buyurun ne istemiştiniz?
P-Bir şey istemedikte, bir soru soracaktık?
Şirin-Ha yarışma var… Peki , ödül ne?
P.Bir kabak. Adapazarı’ndan getirilmiş 10 kiloluk bir Balkabağı veriyoruz… Tabii bilirseniz…
Şirin- İyiymiş. Buyurun sorun…
P- Fatih’in büyük dedesinin adı neydi?
Şirin- Aman… Kabağınız da sizin olsun… sorunuz da… Bunu kim cevaplayabilir Türkiye Cumhuriyeti’nde … Zor..Çok zor… İmkansız gibi… Durun bakalım … acaba Çelebi Mehmet’ miydi?
P- Kusura kalmayın doğru cevabı ben de bilmiyorum… Merkeze soralım, onlar araştırma yapsınlar; cevap doğru ise, biz sizi koca İstanbul’da arar bulur, kabağınızı veririz… Hiç merak etmeyin. Hadi güle güle akıllı bayan… (Biz adama kolay kolay kabak verir miyiz…!)
Şimdi kime soralım acaba ? Şu kelli felli adam her şeyi bilir… Adamda ense kulak yerinde…
P-Sayın bayım bi dakika… Size bir sorumuz var. Sorabilir miyim?
Adem- Aaaa.. Siz Kanal P’den Perran hanım değil misiniz? Sizin için her şeyi yaparım. Ama önce bana bir telefon numaranızı verirseniz?
P- Şimdi benim güzel ağzımı açtırma… Yoksa , ağzını burnunu düm düz eder… çarşafa çeviririm be… Sabah sabah, bir soru soralım dedik; ettiğin halta bak … Ben şimdi senin…
Adem- Tamam abla… Kızma… ne var bunda… Ben senin eski hayranlarındanım… İstersen vur, istersen öldür… “Her yer karanlık… Pir nur o mevki…” Ben gidiyorum, ablacığım… Her şeyi anladım ama sendeki bu tafrayı .. Cık.. Cık..Cık… Bu gidişle evde kalacan be…
P-Defol git.. yoksa seni tepelerim…
Adem-Tamam abla… Kırıyoruz işte. Adem gider… Sen de böyle sokaklarda … Neyse söyletme beni şimdi…
Bak, sinirlerim bozuldu, her tarafım titriyor. Saçlarımı yeniden sarıya boyatmalıyım…
Karşıdan yaşlı bir teyze geliyor… Her halde yaşı 100’ü aşkındır… Ona soralım bari…
P-Ablacığım bir sorum vardı . Cevaplar mısın lütfen?
Mahinur- Buyurun sorun bakalım. Biz de de akıl kalmadı ama…Şu bastonumu da tutar mısın?
P- Hürrem Sultan’ın kocasının adı neydi?
Mahinur- Kanuni Sultan Süleyman… (Ahh Hürrem ah.... yaktın beni..!)
P- Kanuni Sultan Süleyman’ın babası kimdi?
Mahinur – Onu bilemiyecek ne var… tabii Yavuz Sultan Selim…
P- Peki, Kanuni Sultan Süleyman’ın Dedesi kimdi?
Mahinur- Ah rahmetli’yi tanımaz mıyım, çok dininde dinayetinde bir padişahtı… II.Bayezid .. Rahmetler olsun.
P- Siz öyleyse Kanuni’nin büyük dedesini de bilirsiniz…
Mahinur- Tabii.. Onu bilemiyecek ne var. Fatih Sultan Mehmet…
P-Bütün bu bilgileri teyzeciğim nereden biliyorsunuz?
Mahinur- Ben Enderun’da iken çok iyi bir Tarih öğretmenimiz vardı. Hacı Hüsrev Efendi.. O öğretmişti kızım… Ah kızım ah … bir de çeken bilir.. (O Hürrem’in elinden!)
P- Teyze çok akıllıymışsın. Biliyor musun, bir Bal kabağı kazandınız yarışmada… Hemen alabilirsiniz.
Mahinur – Ben ne yapayım kabağı… Kabak başınızda parçalansın… Gördünüz mü, benim bütün dertlerimi depreştirdiniz… O Hürrem’i bir görürsem…Ver benim bastonumu…