​ Veysel Sönmez / Eğitim / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Şubat '07

 
Kategori
Eğitim
 

Veysel Sönmez

“Olur mu efendim? Bizim öğretmenimiz bir sayfalık Günlük Planı zorla yazıyor. Siz tutup, iki sayfalık bir ders için dört daktilo sayfası -üstelik çift sütün yazılmış- bir plan yaptıracaksınız. On dakikalık plana zaman ayırmak istemeyen öğretmen, bir-iki saatlik plana nasıl zaman ayırır?”

Program Geliştirme dersinde, “Ders Planlarının Nasıl Yapılacağını” işlerken gösterdiğimiz tepkiydi bu. Hocanın derse hazırlıklı gelmesi, alanında yetkin olması, işini yaparken zevk duyması, sorularımıza doyurucu yanıt verebilmesi için yetmiyordu. Yetse bile, ilkokul öğretmenliğinden gelmediği için, anlattıklarına somut örnekler veremiyordu. İşte bu zamanlarda, “Veysel Sönmez gelip, bize bir-iki saat ders veremez mi?” diye haber yolladık, Hocayla.

Bizim uzun diye nitelendirip karşı çıktığımız plan; aslında, “Plana ne gerek var?”, “Dersin planı öğretmenin kafasındadır”, “Her ders için aynı şeyleri, her gün yazmanın alemi ne?” diyen bir mantığın, değişik bir şekilde yansımasıydı, bizim gösterdiğimiz tepki. Buna rağmen, şunu söyleyebilmiştik: “Madem ki, Veysel Sönmez’in İlkokul Öğretmenliği de var. Öyleyse gelip, hem sorularımıza karşılık versin, hem de bizi ikna etsin.”

Veysel Sönmez sert girdi derse. Bağırıyordu, çağırıyordu. Arkadaşlar, kafanıza takılan bir yer olduğunda, hemen sözümü kesip soru sorabilirsiniz, diyordu. Bilmediklerimizi, anlamadığımız yerleri, sözünü kesip sorduğumuzda, plağını durduruyor, sorumuzu en ince ayrıntısına kadar yanıtlıyor ve kaldığı yerden tekrar plağını döndürmeye başlıyordu. Bir konudan diğerine geçeceği zaman, mutlaka -sözlü- yoklama yapıyor, eğer istenilen yanıt geliyorsa, sonrakine geçiyordu. Bütün sınıf, pürdikkat O’nu izliyorduk. Bağırıp çağırdığı halde, hiç zorumuza gitmiyor, ağzından çıkan her sözcüğü kapmaya çalışıyorduk. Kıştı, hava soğuktu, geceydi. Hemen herkesin ulaşım sorunu vardı. Veysel Sönmez’in “bilimsel şölen”inin yanında, hiç bunların sözü mü olurdu? O yıllardan beri topladığı bilgileri, bilmem kaçıncı imbikten geçirerek bize aktarıyordu. Şüphesiz böyle bir şölende, acılı, ekşili yemekler de bulunacaktı.

Bilgeliğine ve ders anlatış yöntemine hepimiz hayran kalmıştık. Eğer bekçiler gelip de -saat 20.30’da- “Hocam, artık kapatacağız” demeseler, “şölen” sabaha kadar devam edecekti şüphesiz. Çünkü kimse, dersin -20.00’de- bittiğinden ve gitmekten söz etmiyordu. Memleketten, “Veysel Sönmez Cuma günü derse gelecek” diye, Cumartesi-Pazar’dan vazgeçip Ankara’ya dönmüştüm. Meğer dönmekle ne iyi etmişim.

Derste “Programlı Öğretim” (veya öğretimin programlanması) hakkında yeterli bilgiyi verip, bizleri aydınlattığından, planın neden uzun yapıldığını anlamıştık. Buarada son görev yerimde, çok çalıştığım halde, bir türlü istediğim başarıyı neden gösteremediğimi İlköğretim Müfettişime sorduğumda, “Yönteminizi değiştirmelisiniz hocam” sözlerinin altında yatan gerçeği o gece kavramıştım. Veysel Sönmez de, “Bana nasıl öğreteceğini söyle, sana neyi öğretebileceğini söyleyeyim” özdeyişinden hareket ediyordu. Geçen sene, “Neden bize derse gelmediğini” sorduğumuzda, “Hastaydım arkadaşlar” deyince, Gazililerin hepsinin boynu “bir suçlu gibi” bükülmüştü.

Veysel Sönmez’i, Hoca, kendi deyimiyle şöyle tanımlıyor: Veysel Sönmez=Ve Saire. “Öğretim elemanı/Öğretmen nasıl olmalı?” sorusunu da şöyle yanıtlıyor Veysel Sönmez:

- Öğretim elemanı, sınıfta, okulda demokratik olmak zorundadır.

- Eğitimde ceza kullanılmamalıdır. Eğitimde ceza kullanılması durumunda, suç bastırılır fakat, fırsat bulunduğu anda tekrar ortaya çıkar.

- Öğretim elemanı ne söylüyorsa, onu yapmak zorundadır. Yani tutarlı olmalıdır. Aksi halde iki yüzlü insanlar yetiştirir.

- Eğitimde taviz, öğrenciliği götürür, diyen Veysel Sönmez, eğitimde hep tavizin karşısında yer alıyor. Belki de, bir yerlere gelemeyişimizin sebebini “taviz” olarak görüyor.

“İnsan olmak için bir kafa bir yürek, bilim adamı olmak için bir buçuk kafa bir buçuk yürek, sanatçı olmak için binlerce kafa binlerce yürek gerek” diyen Veysel Sönmez’in birçok dersini izlemeye, daha doğrusu “bilimsel şöleni”ne birkaç kez gittik Safinaz ile. Çünkü her dersi, “bilimsel şölen”den farksızdı. Eleştirenler de oldu tabi. Hatta birinde, dramatik sahneler de yaşadık: “Bizi bu soğuk kış gününde oralara atan neden neymiş?”

Derslerin birinde, Duyuşsal Alan ile ilgili yaşama dönük hedefler yazdık:

- Kısa yoldan köşeyi dönmeye kendini adamışlık(!)

- Başkalarını faka bastırmaktan zevk alış(!)

- Başkalarının hakkını gasp etmeye kendini adamışlık(!)

- Kopya çekmeyi kendine iş ediniş(!)

- Sorunlu çocukların eğitimi için yapılan çalışmalara kendini veriş.

- Toplulukta sigara içmemeye kendini adamışlık.

- Eğitimde bilimsel yöntemin önemini takdir ediş.

Odası, diğer hocaların odasından farklıydı. Duvarlarda resimler, kartlar, el işleri, şiirler ve özlü sözler. Bir de pencerede, boydan boya, öğrencilerden gelen kartlar ve sanat-edebiyat kitapları. Odasına hemen her gidişimizde, bir veya birkaç öğrenciyle dertleştiğini görürüz. Bir keresinde bize, “Bana Y. Doç’luk veriyorlar, kabul edeyim mi arkadaşlar?” diyebilecek inceliği dahi gösterebilmişti. İşte bu günlerde, uzunca bir çabanın ürünü olan “Program Geliştirmede Öğretmen Elkitabı” çıktı. Kitap, gerçekten “öğretmen el kitabı” idi. Okudukça, “Bu kitabı okuyan bir öğretmenin başarılı olmaması için bir neden yok” yargısı bizde, gittikçe kuvvetleniyordu. Safinaz’a, “Bu kitabın tanıtma yazısını sen, Veysel Sönmez’in duyuşsal Yönünü ben yazayım” dediğimde, “Zaten hasta diyorlar, hele ölsün bir bakalım” dedi. Safinaz, her ne kadar işi espriye döktüyse de, aslında bir gerçeği dile getiriyordu: Bizim toplumumuzda insanlar, öldükten sonra yükseltilip, hatta, sürgünde ölenlerin cenaze töreni Meclis’te yapılmaz mıydı?

“Benim gerçek öğretmenlerim, öğrencilerimdir” diyor Veysel Sönmez. Ah, bu sözü bir de diğer öğretmenler söyleyebilseler. “İnsan yetiştirmek, büyük laf. Önemli olan, insanla yetişmek.”

İşte bu nitelikte bir insan, Veysel Sönmez.

 
Toplam blog
: 425
: 3089
Kayıt tarihi
: 06.12.06
 
 

Gazi Eğitim Fakültesi, Eğitim Bilimleri Bölümü, Eğitim Yönetimi, Teftişi, Planlaması ve Ekonomisi..