- Kategori
- Gündelik Yaşam
Vicdani ret…
En insanca bir duygu, bir düşünce, yaşam şekli: “Bir başka insana zarar veremem!
Gerekçe savaş dahi olsa! Bu nedenle vicdanım rahat olamaz ve askerlik yaparken eğer ki öldürmem gereken bir durum olursa bunu başaramam! Milletime istemeden zarar veririm, lütfen beni bağışlayın!...”
Vicdani reddin açılımı budur!
Sokaklarda yerlere tükürmeyen, bir elinin baş parmağını burnuna götürüp de yol ortasında sümkürmeyen; efendime söyleyeyim, gördüğü her kadını taciz etme hevesine düşmeyen, tecavüz gibi; bazı coğrafyalarda pek sıradan olan eğilimlere asla ve asla yeltenmeyen kültürlerin pek iyi bildiği bir kavram.
Çok insanca!
Kadınlarına el kaldırmayan, boşanmak isteyen kadınlarını sokak ortasında delik deşik etmeyen toplumların en insani hakkı!
Nasıl yapar da vergileri ödemeyiz diye düşünmeyen insanların yaşadığı toplumlardan söz ediyorum; jeton yerine buzdan jeton üretenlerden değil!
Mesela, töre öyle buyurdu diye kız kardeşini öldüren biri sırf askere gitmemek için vicdani ret isteyebilir, hüküm giymediyse eğer…
Yani, bu tarz hükümlüler için bir düzen olacaktır elbet; olmazsa hangi vicdan diye sormak lazım!
Gündemden bir türlü düşmeyen Türk, Kürt ayrımı söz konusu!
Bir Kürt çıkıp da, “Türk ordusunda asker olarak görev almam vicdanen mümkün değil!” dediğinde ne olacak?
Hoş, zorunlu olarak askerliğini yaptığında yarar mı, yoksa, zarar mı verdiği vereceği de ayrı bir konu!
******
Pek insanca, pek akıllıca olan durum yeterince insan olmayı başaramayan, yeterince aklını kullanamayan toplumlar için standart dışı bir giysi olup da, fazla bol gelebilir mi?
Korkum bu!
Hani, bir takım kararlar çıkıyor, bir takım kişiler gayet güzel yararlanıyor, bazılarına gelince “Dur!” deniliyor da, hani vatandaş dumura uğruyor!
Mesela, maaş ayarlamaları memur kesimine yansıyamadı! Üst düzeylere yönelikti, alt düzeydekiler havasını aldı!
******
Daha önce de yazmıştım: Devleti yönetenlerin hiç birinin ciğeri terör katliamları nedeniyle yanmadı! Şehit olanlar, zira, hep garibanlardı!
Hal böyle olunca, hangi gariban aile çocuğunu askere göndermek ister?
Delikanlı istese de, “Bak, bilmem kimin oğlu öldü gitti, ben seni ölesin diye yetiştirmedim ki!” diyen analar-babalar olacaktır! Yani, bir oğul anası olarak kaygılarını anlamamam mümkün değil!
******
Zorunlu bir gündem, kol kırılıyor yen içinde kalıyor; AİHM’e ne kadar doğru bilgi aktarılıyor ülkemiz hakkında? Avrupa ülkeleri içinde yer alacağız diye Güldünya’lar, Güldünya’nın yedi yıl sonra töre cinayetine kurban giden sevdiği raporlanmıyordur, herhalde!
Yoksa; niye zorlasınlar bizi vicdani ret için?
Vicdanın olmadığı bir ülkede normal şartlarda işler mi ki bu mekanizma?
******
Gönül istiyor pek medeni olalım, şartlar el vermiyor!
Bana, sana değil, Doğu ille de kan istiyor!
Kızının bekaret kanını görmek istiyor!
Namusu onura değil de, kana endeksliyor!
Onuru kan!
Ve de para!
İnsani değer namına bir nebze taşımayanların “Vicdani ret” den dolayı askerlikten yırtmalarını; kazandıkları zaman zarfında bir-iki kişinin daha canını alabilecekleri bir coğrafyadayız!
******
Gerçekten naif olan insanlara oluyor, ne oluyorsa…
******
Oğlumu yetiştirirken şiddetten uzak olması için elimden geleni yaptım!
Hatta, anaokulunda dayak yiyerek geliyordu Barış’tan; ısrarla şiddet yerine konuşmayı tavsiye ettim diye bir ton azar işittim eski kocamdan; oğlum da suçladı yeri geldiğinde: “Anne, keşke sen de vur ona deseydin!” diye…
Babasını dinlediğinde, acayip bir özgüvenle gelmişti eve!
“Bu kez ben Barış’ı dövdüm!” diye…
******
Kurtlar sofrasına kuzu ikram ediyor gibiydim, ne yalan, ben de korkmuştum bir aralar; düzenin üstesinden gelen bıçkın, bencil, empatiden yoksun bir çocuk yetiştirsem daha mı iyi olurdu diye!
Yıllar gelip geçtikçe, doğru yolda olduğumu anladım!
Oğlumdan kimseye zarar gelmez! Kimse de inanmadığı bir şeye inandıramaz!
Kişiliği tam oturmamış gençler hedef alındı hep: Din ile beyinleri yıkandı, en azından yirmi yıldır, on yaşındaki çocukların; dağlara çıkartıldı aynı yaştaki başka çocuklar Kürt’sün, Kürt kalacaksın! Denilerek!...
******
Bu ülkede anneler ve babalar çocuklarını sevmiyorlar diyorum; sevseler kendi kızlarını kendi oğullarına vurdurmazlar!
Töreye karşı durmak bu kadar zor mu?
Akraba evliliği sonucu sakat doğacak bebeklerin olduğunu bilerek, sırf tarlalar, araziler başkalarına gitmesin diye ille de akraba çocuklarını evlendirmek vicdana ve de sevgiye sığar mı?
******
Kol kırılıp da yen içinde saklanan gerçekleri bilse AİHM, önce başka yaptırımlar konusunu öne alır!
Çok insani bir yaptırım, yani vicdani ret, maalesef, bizim toplumumuzda fazlaca kötüye kullanılacak!
Aynen kola makinelerine atılan buzdan jetonlar gibi!
gulgun_2006@hotmail.com
http://twitter.com/Gulgunkaraoglu