- Kategori
- Gündelik Yaşam
Vira

İlişkilerdeki bu ilişkisizliklere hayret etmeyi bıraktım artık. Bakıyorum niye diye, beyaz örtülerde porselen tabaklar yerine fastfood plastik tabaklara yenildi tüm aşklar.
Fark etmeleri yitirdi insan oğlu denizin kumsalla fısıltılı sevişmesini, gün doğumlarının umutlu uyanışını, gün batımlarının hüzünlü bitişlerini uğurlamayı. Melankolik tatlar bunlar diye hastalıklı algılandı. Hastalıklı olmaktı duymak-hisetmek. Ama sevgililer günü hediye peşinde koşarken hadi ordan bu kapitalist söylemlere kapılmayın derken de metaryalist olmakla da suçlanmamış mıydı benim neslim.
Şimdilerde sevgililer günü de neymiş diyenlerce...
Üstümüzden bir garip ömür geçti biz bakakaldık, bizim söylemlerimizin içini boşaltıp kullandı bizden sonra gelenler.Bir metre kare alanlarımızda yaşadık, çok kimseye niye demeden nasılı sorguladık kendimizce. Ekmeğimizi bulmak evimize taşımaktı tek amacımız. Oysa ne düşlerimiz ne çok ideallerimiz vardı hepsini gerilerimizde bırakıp soyunmadık mı ekmek uğraşına.Tavizlerimiz değil miydi bizi biz olmaktan uzaklaştıran ekmek peşinde.
Ne kadardır kendimiz gibi olamadık ve ne kadardır üstlendiğimiz sorumluluklarla kararlar verdik ve ezilip gittik. Sonra ardımızdan kendiyle olabilenler çıktı ve biz yenildik...
Yenildik biz sorumluluklarımızla taviz verdiğimiz için, yaşamayı unutup nefes almakla yetindiğimiz için. Can verip çocuklarımıza, ayrı kaldık.
Cumartesi babaları dendi bize hani o alışveriş merkezlerindeki oyun salonlarında kızlarıyla oğullarıyla oynayanlardık.
Biz vermedik o adı ve sevmedik de çünkü pazartesi salı ve diğer günlerde babaydık.
Şimdi artık bir çoğumuz sakiniz, artık kendimize bakma dinginliğine vardık yorgunuz yazamıyoruz eskisi gibi. Ama biliyorum ben gibi titriyor kalemlerimiz haydi yaz gene diye yaz yaz...
Alargada yaşamanın miskinliği sindi üzerimize hele bir vurduk mu kuzey rüzgarının soğuk nefesine, biz buluruz yolunu denizin uzağını....
Vira bismillah...
04.03.2007