- Kategori
- Futbol
Vurun Daum ve Bilica'ya

Pazar gününden bu yana medyamızda , alınan istenmeyen sonuçların başlıca sorumlusu olarak Daum gösteriliyor ve Bilica’ya da çok ağır tepkiler yağıyor.
Daum’un en çok eleştirildiği nokta Deniz’den sağ açıkta yaratmasıydı. Peki sorarım size Deniz çok mu kötüydü? Tamam ilk başlarda yerini yadırgadı ve hatalı paslar yaptı ama ilk yarının sonlarına doğru da o kulvara alışmaya başlamıştı. Nitekim 45.dakikada güzel bir gol de attı. Hakem iptal etti golü. Ya etmeseydi? O zaman ne olacaktı? Daum ve Deniz’le ilgili yorumlar ne olacaktı acaba çok merak ediyorum. Tahminimce “Dahi Daum yeni bir sağ açık yarattı”, “Joker Deniz her mevkii de oynayabiliyor”. Vs vs... Nitekim toplum olarak her konuda abartmayı çok seviyoruz.
Hakem bizi yaktı dendiğinde, önce kendinize bakın “sanki gol attınız da hakem mi vermedi” klişesi vardır ya, işte bu bile gerçekleşti bu maçta. Bu kadar hatalı kararlar sonrası, istediğini elde eden Aydınus en kısa zamanda düdüğünü asmalıdır.
Peki Deniz sağ açık oynamamalıydı da kim oynamalıydı? Formsuz Semih mi? Sakatlıktan yeni çıkmış ve hazır olmayan Deivid mi? (Gerçi takıma zarar veren taraftarların Deniz’i ıslıklayıp bitirmesi ile ikinci yarı onu sokmak zorunda kaldı Daum.). Ya da Önder’i sağ beke çekip Gökhan Gönül’ü mü öne almalıydı. Bunu Bursa ve Lille maçlarında denemiş ama sağ kanadın her iki yönünün de bu eşleşmeden olumsuz etkilendiği görülmüştü.
Bir kesim de Daum Alex’i çıkartmalıydı diyor. Alex’i çıkartınca yerine oynayabilecek tek adam olan Özer kenarda oturuyor olsa bu görüşü bir nebze anlarım ama şu pozisyonda durum 1-1 giderken, Fenerbahçe’nin son 5 senedir attığı gollerin yarısında payı olan bir adamı çıkartmak intihardan başka bir şey değildir. Ama Alex hakeme kızıp kırmızı kart gördü ya, şuursuz kalemler hemen Alex çıkmalıydı yorumunu yapıştırdılar.
Gelelim Bilica’ya. Bursa maçında yaptığı faul sonrası Fenerbahçe gol yedi ve yenildi. O pozisyonu gözünüzde canlandırdığınızda Bilica o topa müdahale etmese Bursa’lı oyuncu kaleci ile karşı karşıya kalacak. Onun şanssızlığı serbest vuruşta topun önüne cansiperane atlayan Cristian’a topun çarpıp garip bir şekilde kaleye gidip gol olmasıdır. Lille maçında Fenerbahçe’nin sol kanadından Lille takımının oyuncusu topla giderken ceza alanının çok dışında rakibini düşürerek olası bir gol pozisyonunu çok uzaktan duran topa çevirdi.. Yine şanssızdı, çünkü Volkan efendi çıkıp topu almadı. Kabak yine başına patladı..
Neymiş efendim çok dengesiz giriyormuş rakiplere. İki senedir Türkiye’de top oynuyor ve şu ana kadar sakatladığı bir oyuncu var mı? Defans oyuncusu tabii ki hırsının da etkisi ile biraz sert olmalıdır. Riskli ve dikine oynuyormuş. Doğru riskli oynuyor, ama biz hep kızmıyor muyuz düz oynayıp yanındaki adama pas atan düz oyunculara.. Kaldı ki Bilica bir defans oyuncusu olarak tekniği oldukça üst düzey bir oyuncu.İBB maçında hakemin son adam olmasına rağmen Belediye’li Ekrem’e kırmızı kart vermediği pozisyonda Guiza’ya 60 metreden o milimetrelik pası kim attı dikkat eden var mı acaba? Ama önemli değil o pası atması çünkü Bilica hep gereksiz fauller yapıyor ve Fenerbahçe’yi hep yakıyor zaten !!!! Lugano’nun yokluğuna rağmen Fenerbahçe’nin oynadığı son 6 maçta rakip takımlara maç başına ortalamada sadece 2, 5 pozisyon verilmiş. Rakiplere Bu kadar az pozisyon verilmesinde Bilica’nın hiç mi katkısı yoktu allahaşkına. Rakibe verilen pozisyonların %80 oranında gol ile sonuçlanması ayrıca değerlendirilmesi gereken bir konudur.
İBB maçında yenilen golde herkes hatalı arıyor ve tüm yorumlarda hatalı olarak genelde Bilica, bazıları da Selçuk ve Vederson’u gösteriyor.. O kadar yorum dinleyip, köşe yazarı okudum ama bir allahın kulu o pozisyonda Volkan’ın her zaman olduğu gibi hatalı çıktığını ve İskender’in rahatlıkla onu geçip topu boş kaleye yuvarladığını görmüyor veya görse de dile getirmiyor. Çünkü onlara göre, pozisyonu vermişsin ya artık kaleci ne yapsın? Volkan kalesinden ayrılmasa ve iyi bir kalecinin yapması gerektiği gibi açıyı uygun bir şekilde kapatsa (arkadan Bilica ve Bekir de geliyor) net söylüyorum o pozisyonun gol olma ihtimali %30’u geçmez.
Fenerbahçe’de mutlaka bir iyileştirme alanı aranıyorsa öncelikli olarak sakatlıkların neden bu kadar sık yaşandığı araştırılmalı ve Selçuk, Ali Bilgin, Volkan Demirel gibi kapasiteleri sınırlı oyuncuların bu takımdaki gelecekleri sorgulanmalıdır.
Türk toplumunda iletişimde etkileşim çok üst düzeyde. Okurlar ve dinleyiciler genelde okuduklarına ve dinlediklerinin doğruluğuna çok inanıyorlar ve bu görüşleri etraflarındaki kişilere de yayıyorlar. Sanırım en kolayı bu oluyor ve kendileri düşünüp yorumlamak yerine nasıl olsa başkaları düşünüp, yorumluyorlar ve insanlar da bunları kullanıyorlar.. Yani tembellik maalesef düşünce üretmede bile insanımızın içine iyice işlemiş durumda.
En ufak başarısız sonuçların alınmasından sonra en kolay yolu seçerek hemen TD ve bazı yabancı oyuncuları hedef alan (Türk oyuncular mutlak kalıcı oldukları için kendilerine düşman seçmeyi pek tercih etmiyorlar) yorumcu ve yazarların Türk futboluna faydadan çok zarar getirdiğini bilmek gerekir. Birkaç başarısız sonuç sonrası bu ülkeden Löw, Hiddink gibi dünya çapındaki hocaların medya/kamuoyu baskısı ile göndertildiğini unutmamak gerekir.
Hepimiz futbolu ve takımların dinamiklerini Teknik Direktörlerden daha iyi biliyoruz!! Getirsinler Ömer Üründül’ü veya Sergen Yalçın’ı Fenerbahçe’yi şampiyon yapsınlar!!
Saygılarımla,
Muhittin KAYAKIRAN