Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

kevser şekercioğlu akın

http://blog.milliyet.com.tr/kevser

29 Ağustos '12

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

www.yaratan.com.tr

www.yaratan.com.tr
 

Adı Badem


Allahım, her gün kısa cümleli dua monologlarım dışında o kadar uzun zaman oldu ki seninle konuşmayalı şimdi ne konuşacağımı bilemiyorum ama şiddetle ihtiyacım var. En zoru insanın kendini anlatması hele de yaratıcısına. Herkesi kandırabilirsin ikna kabiliyetin ölçüsünde ama senin karşında kalbim saydam, saklamak istediklerimi bile görüyor olman işi daha da kolaylaştırmıyor aslında. Ne zaman hiç sakınmadan konuşabilir insan acaba? Diğer yandan da kapalı cümlelerimin ne demek istediklerini en ince ayrıntısına kadar bilmen içimi rahatlatıyor.

Bazen bir hikaye anlatırsın misal vermek için, hikayeyi anlattığın kişinin anlama kapasitesine göre şekillenir konuşmanın rotası. Nasıl ben çocuklarımın konuştuklarının ne demek içerdiğini anlayabiliyorsam sende benim ne demek istediğimi anlıyorsun ya bu bana iyi geliyor. Bana, her açıdan o kadar fazla cömert davrandın ki sana bu yüzden her gün şükürler ediyorum. Senden her zaman bir istedim biraz gecikmeli olarak, zorlardan geçirerek sen her istediğimi iki verdin bana, acılarımın da katlamalı olması doğal geliyor sırf bu yüzden. Gülün dalındaki dikeni değil, dikenin içinden çıkan gülü görmek istiyor ruhum uzun süredir.

Ruhumu güzelliklerle terbiye etmeme izin ver lütfen diyorum ya, derslerimi çoğu zaman iyi çalışıyorum ve kimi zaman karnem yıldızlı pekiyi kimi zaman da sıfırlarla dolu oluyor. Hiçliği hissetmek yetmiyor insanın oldum artık demesi için. Daha genç olduğum yıllarda asıp kestiklerimi daha farklı gözlerle görmeye başladım ama bazıları hala aynı katılık da hiç yumuşamadan görünüyor gözlerime. Bana ait olduklarını düşündüklerimin aslında hiç bir zaman benim olmadıklarını da öğretti hayat bana. Sadece refakat etmişim bir süreliğine. Ruh nasıl terbiye edilir hala öğrenmeye çalışıyorum. Nedenlere, niçinlere kafa yormanın yorgunluğu var sırtımda iki küreğimin arasında, zaman zaman kayboluyor zaman zamansa katlanılması çok zor bir acı haline dönüşebiliyor.

Sen şahitsin yaşam adına gösterdiğim emek ve çabalara. Hiç birini baştan savma yapmadım ama bazen yetemiyor insan farkında olduğu tüm gücüne rağmen. İhmale uğrayabiliyor bazı sevdiklerim daha korunmaya muhtaç olanların yanında olmam gerektiğinde. Ve kaybediyor, kaybetmeyi göze alamadığı, kaybederse toparlayamayacağı sevgileri kimi zaman da... Uzun süredir zamana kafa yoruyorum, zaman bize göre farklı sana göre farklı bunu net söyleyebilirim. Nerede anılırsan oradasın, hangi yürek senin için atıyorsa sen oradasın aslında ve onunla birlikte yaşıyorsun rahat nefes alarak. Ve herkes kendisini içinde barındıran saf ve temiz bir yürek için yaşıyor. Ve insan en çok, ruhuna iyi gelen insan yanındayken kendine iyi davranıyor. İster kral çocuğu ol ister çoban, kaderinin güzelliği önce sağlığıyla sonra sevdiği insanla yaşadığı güzelliklerle ölçülüyor. Işığın üzerine karanlık çöktüğünde bile aydınlık oluyor insanın ruhu ve soğuktan bile korkmuyor her anlamıyla yanındaysa sevdiği.

Sana duyduğum sevgiyle ölçtüm her zaman her şeyi. Sana karşı gelirken bile içimdeydin taşıdığım tüm sevgilerin üzerinde bir yükseklikte. Hesaplarım kendime dönüktü ayağıma taş değdiğinde bile. Yıllar önce yolda yürürken biri bana, egomu harekete geçiren bir laf attığında çok hoşuma gitmiş kurumla yürümüştüm sonrasında ve az sonrasında da kapaklanmıştım dizlerimin üzerine. Yardıma gelenler üzülürken ben gülüp sana “Afedersin benim sandım bu görüntüyü” diyerek af dilemiştim. Ama bazen insanın da ruhunun okşanması gerekmiyor mu? Çok sevindiklerimi bile dile getiremiyorum sırf bu yüzden. Ne zaman fazlasıyla sevinsem bedeli ağır oldu sevindiklerimin. Dikkat ederek hiç bir şeyi bu yüzden sahiplenemiyorum. Yaşadığım anları bu yüzden özenle karartmamaya çalışmalarım ne kadar işe yarıyor onu bile anlamakta zorlanıyorum bazen.

Ben, benden memnunum genelde ve bunun bile bazen şımarıklığa girdiğini biliyorum ama bu böyle. Senin verdiklerine ihanet etmemek adına iyi bakmaya çalışıyorum, kendime, evime, evimin içinde yaşayan canlarıma. Kimi zaman (Son zamanlarda biraz fazla), kendimi kapatılmış, eli-kolu bağlanmış hissediyorum yaşadığım durum sebebiyle. Ne kadar değerli olduğumu unutmadan yaşıyorum bunu ve bu çelişki beni yoruyor. Elbette yaptıklarımın-baktıklarımın zorluğunun ve kolaylığının farkındayım. Bir istedim iki evlat verdin yaşamımın son düzlüğünde. Öbür ikisiyle de karşılaştırıyorum yaşadıklarımı hiç bir şeyi unutmadan. Sağlıkları için milyonlarca şükürler olsun. Ama bu süreci geçirirken kendim için yapmak istediklerimi de yapmak istiyorum izninle. Zamanı ne kadar iyi değerlendirirsem değerlendireyim yetemediğim-ertelediğim şeyler oluyor kendim adına. Kararsızlıklarım-kararlarım değişken oluyor zaman zaman ve hangisi kaderi oluşturuyor şaşırıyorum sanki kader benim elimdeymiş gibi.

Sevinçlerimin-acılarımın-sevgilerimin-kızgınlıklarımın-kırılganlıklarımın oranını bütün bildiklerime rağmen hala kontrol edemiyorum. Bir şey biliyorsun ki bu kadar yoğunluk vermişsin bana yaratırken. Şikayetçi miyim? Bazen oluyorum, biraz daha orta halli olsam fena olmazdı diye belki o zaman daha az yorulurmuşum gibi geliyor ama sorgulamak bana düşmez tabi ki. Hayatın içinde gelişen koşuşturmacaya eş koşmalarım, yetişemediğim çok az şey var sadece kendime yetemiyorum gün içinde. Dedim ya son zamanlarda kendimi biraz geri kalmış, unutulmuş ya da ihmale uğramış gibi hissediyorum. Evin içi insanı köreltiyor, dört duvarın kendi kısır döngüsü, hiç bitmeyen tekrarlar bıkkınlık verebiliyor. Düzeni, düzenli tutmak adına emeklerim helal olsun ama yazmak istediğim o kadar fazla şey var ki! Zaman her zaman geçiyor benim hızımı, yetişemiyorum. Ne zaman yazmaya otursam ya aklımdakiler kaçıyor ya da uykum ağır basıyor. Bu da bir süreç mi yoksa ben mi erteliyorum yapmak istediklerimi bilemiyorum. Bana yardım et lütfen.

Verdiklerini ihmal etmeden, zamanı iyi kullanarak yazmak kendimi her açıdan iyi hissettiriyor bana.  İste vereyim diyorsun bu yüzden istiyorum. Bir sebep bir yol açar mısın? Ya da açtığın yolu göremiyorsam gözlerimi açar mısın? Yazının hayatımdaki yerini ve anlamını çok net biliyorum ve fazlalaştırmak istiyorum. Hem kendi sorumluluklarımdan vazgeçmeden hemde hayatımın anlamının anlam bulması için. Hayatımın anlamını kurcalamayı bırakalı hanidir, gün ve getirdiklerini yaşıyorum hem bilinçli bir bilgelikle hemde acemi bir anlayışla. Beyaz ve siyah diye ayırmıyorum da... Bazen, kalakalıyorum hala görmeyi hiç ummadığım bir güzellik ve/veya çirkinlik karşısında. Zamanı herkes kendi içinde kendince yaşıyor. Kimi zaman tembel bir uykucu kimi zaman da ışık hızıyla geçiyor nefes alma süreçleri ve zaman hiç telaş etmiyor kendini tüketirken.

Görünenlerin hep bir arka sahnesi var, anlamların içinde hep başka anlamlar yüklü. Yorgunum, saçımın ucundan ayak parmaklarıma kadar uzun bir mesafede ama bu yorgunluklar acıtmıyor artık yüreğimi. Yüreğimin acısını bir tek sana sunuyorum hiç çekinmeden. Verdiğin üç gören göz için de milyonlarca kere şükürler ediyorum aklıma geldiği her an, bu bazen canımı fazlasıyla yaksa bile. Sağlığımı elimden almadan uzun zamanlar istiyorum yaşamak adına bunu kendim için değil, verdiğin küçücük eller-ayaklar-gözler için ve büyük elleri-ayakları-gözleri olan ama yürekleri hala yanımda çocuk olanlar için. Elbette herkes yaşar bir şekilde ama bensiz yaşasınlar istemiyorum. Babam öldüğünden beri aciz-yetim hissediyorum, bu yaşımda bile en ufak bir şey olduğunda babasızlık daha da acıtıyor canımı. Sanki yaşarken her işimi babam hallediyormuş gibi. Annesizliğin ne demek olduğunu, annem yaşarken bile biliyorum bu yüzden dördü birden iyice büyüyene kadar süre ver bana lütfen.

Benimle yaşlanmak istediğini söylüyor yüreğimin senden sonraki sahibi, inanmak istiyorum gelecek zamanlarda da, yaşlanmak süresinin ne kadar olduğunu bilmiyorum ama istiyorum canı gönülden. Burada konuşurken bile yüreğimden geçenleri biliyor  olman inanılmaz iyi geliyor, ne demek istediğimi sen anlıyorsun ben her halimle kendimi sana teslim ediyorum. Enerjimi-sağlığımı elimden alma ne olur, izin ver yeteyim şimdiye kadar nasıl yettiysem

 
Toplam blog
: 374
: 869
Kayıt tarihi
: 15.01.07
 
 

1965 Akçakoca doğumluyum. Evli ve dört kız annesiyim, küçük bir kızın  anneannesiyim. A.Ü. Halkla..