- Kategori
- Sinema
X Men Origins Wolverine

Wolverine
Sinema dünyasının süper kahramanları keşfetmesi ile hemen hemen her yıl bir çok kahramanı beyaz perdede görmekteyiz. İlginçtir ki çoğunun çocuklara yönelik olduğunu düşündüğümüz çizgi romanlardan yola çıkarak hazırlanan filmler inanılmaz gişe başarısı yakalıyorlar. Artık öyle bir noktaya gelindi ki süper kahramanlar bile kendi aralarında gruplanır oldu. İyiler, kötüler, tek başına olanlar veya grup olarak çalışanlar.
Son olarak beyazperdeye giren X-Men Origins:Wolverine filmi de X-Men serisinin devam filmi gibi olmasa da dördüncü film olarak nitelendirilebilir. X-Men karakterlerinden en çok sevileni şüphesiz Logan yani Wolverine olduğundan yeni seriye Wolverine ile başlamak oldukça mantıklı. Yanılmıyorsam diğer kahramanların geçmişini aydınlatacak devam filmleri de gelecektir. Yapımcıların ilk arakter olarak başlarda Magnotuyu düşündükleri sonrasında ise sevilen yanından dolayı seçimlerini Wolverineden yana yaptıklarını da belirtmek lazım.
Wolverine filmi tüm dünya ile aynı anda 1 Mayıs tarihinde ülkemizde de gösterime girdi. Filmin şanssızlığı montajlanmamış hali olan "Workprint" denilen kopyasının niyeti kötü kişiler tarafından internete sızdırılması oldu. Ama eminim ki bir çok X-Men hayranı en azından X-Mene ihanet etmemek adına bu yola başvurmamıştır.
Gelelim filmin konusuna; X-Men karakterlerinden Wolverine olarak bilinen Logan'ın asıl adıyla James Howlett'in hikayesinin anlatıldığı filmde, Logan'ın nasıl hafızasını kaybettiği de gün ışığına çıkıyor. James Howlett, küçük bir çocukken babası olarak bildiği kişiyi öldüren adamı ellerinin üzerinen çıkan pençelerle öldürür. Ama aslında öldürdüğü kişinin gerçek babası olduğunu anlar. Victor yani Sabretooth ile evden uzaklaşmak zorunda kalan James, Victor ile bir çok savaşa katılırlar. Bir gün Victor ile anlaşmazlığa düşen Logan, sakin bir kasabada odunculuk işiyle uğraşır. Sevgilisi Kayla ile oturmaktadır. Düşüncelerine hakim olamayan Victor'un Kayla'yı öldürmesi sonucu intikam almak için William Stryker'in önderliğindeki Weapon X projesine katılır.Vücudu tamamen adamentium elementiyle kaplanan Logan, kendi kendini iyileştirme özelliğine sahiptir ve adı artık "buz porsuğu" anlamına gelen Wolverine'dir.
Hikayenin buradan sonrasını izleyerek görmenizi istiyorum. Gelelim filmin artı ve eksi yanlarına. Eğer fantastik filmleri seven bir sinema severseniz, bu filmi eminim beğenerek izleyeceksiniz. Ama benim gibi bir X-Men hayranı iseniz muhakkak beklentileriniz çok daha farklı olacaktır. En önemli detay X-Men filmlerinde göremediğimiz Remy LeBeau yani Gambitin bu filmde rol alması. En çok sevilen karakterlerden birisi olmasına rağmen nedense filmlerde yer almıyor. Bu sevindirici bir durum olmasına rağmen, ben Gambiti canlandıran aktörü nedense pek yakıştıramadım bu role. Johny Depp'in Charlie ve Çikolata Fabrikasındaki hali gözümün önüne gelince bu rolde olsa mükemmel olurmuş demek lazım.
Wolverine çizgi romanlarında boyu en fazla 1.70 enlemesine geniş olan bir karakterdir. Filmde canlandıran Hugh Jackman'in boyunun 1.89 olduğu düşünülürse pek bir uyum yok gibi. Ama Hugh Jackman, bu sorunu mükemmel karakter uyumu ve oyunculuğuyla göstermiyor bile. Bu son filmi için doğal yollardan vücut geliştirdiğini okumuştum bir yazıda. Anlaşılan işini o kadar ciddi yapıyor ki aslında bir hayvan olan Wolverine rolü ona çok yakışıyor.
Filmin daha iyi olurmuş diyeceğim yönleri ise şöyle. Wolverine, yaşadığı savaşlar sonucu bu kadar acımasız ve umursamaz oluyor. Filmde bu savaşlar o kadar hızlı gösteriliyor ki sanki filmi doldurmak için yapılmış gibi. Bir diğer olumsuzluk, tezat gelecek ama Gambit karakterinin bu kadar etkisiz gösterilmesi. Hani olsa da olur, olmasa da olur gibi. Üzerinde biraz daha çalışılsaydı daha güzel olurmuş. Tabi film Wolverine'nin hikayesini anlattığına göre Gambitin çok fazla ön planda olmamasına gayret etmiş olabilirler. Eh bu da haliyle mantıklı bir yaklaşım.
Daha önce de dediğim gibi bu tür filmleri sevenler için oldukça eğlenceli bir film iken biraz daha X-Menle haşır neşir olanlara "eh işte" dedirtecek ama yine de güzel bir izlenim verecek film.
Son olarak beyazperdeye giren X-Men Origins:Wolverine filmi de X-Men serisinin devam filmi gibi olmasa da dördüncü film olarak nitelendirilebilir. X-Men karakterlerinden en çok sevileni şüphesiz Logan yani Wolverine olduğundan yeni seriye Wolverine ile başlamak oldukça mantıklı. Yanılmıyorsam diğer kahramanların geçmişini aydınlatacak devam filmleri de gelecektir. Yapımcıların ilk arakter olarak başlarda Magnotuyu düşündükleri sonrasında ise sevilen yanından dolayı seçimlerini Wolverineden yana yaptıklarını da belirtmek lazım.
Wolverine filmi tüm dünya ile aynı anda 1 Mayıs tarihinde ülkemizde de gösterime girdi. Filmin şanssızlığı montajlanmamış hali olan "Workprint" denilen kopyasının niyeti kötü kişiler tarafından internete sızdırılması oldu. Ama eminim ki bir çok X-Men hayranı en azından X-Mene ihanet etmemek adına bu yola başvurmamıştır.
Gelelim filmin konusuna; X-Men karakterlerinden Wolverine olarak bilinen Logan'ın asıl adıyla James Howlett'in hikayesinin anlatıldığı filmde, Logan'ın nasıl hafızasını kaybettiği de gün ışığına çıkıyor. James Howlett, küçük bir çocukken babası olarak bildiği kişiyi öldüren adamı ellerinin üzerinen çıkan pençelerle öldürür. Ama aslında öldürdüğü kişinin gerçek babası olduğunu anlar. Victor yani Sabretooth ile evden uzaklaşmak zorunda kalan James, Victor ile bir çok savaşa katılırlar. Bir gün Victor ile anlaşmazlığa düşen Logan, sakin bir kasabada odunculuk işiyle uğraşır. Sevgilisi Kayla ile oturmaktadır. Düşüncelerine hakim olamayan Victor'un Kayla'yı öldürmesi sonucu intikam almak için William Stryker'in önderliğindeki Weapon X projesine katılır.Vücudu tamamen adamentium elementiyle kaplanan Logan, kendi kendini iyileştirme özelliğine sahiptir ve adı artık "buz porsuğu" anlamına gelen Wolverine'dir.
Hikayenin buradan sonrasını izleyerek görmenizi istiyorum. Gelelim filmin artı ve eksi yanlarına. Eğer fantastik filmleri seven bir sinema severseniz, bu filmi eminim beğenerek izleyeceksiniz. Ama benim gibi bir X-Men hayranı iseniz muhakkak beklentileriniz çok daha farklı olacaktır. En önemli detay X-Men filmlerinde göremediğimiz Remy LeBeau yani Gambitin bu filmde rol alması. En çok sevilen karakterlerden birisi olmasına rağmen nedense filmlerde yer almıyor. Bu sevindirici bir durum olmasına rağmen, ben Gambiti canlandıran aktörü nedense pek yakıştıramadım bu role. Johny Depp'in Charlie ve Çikolata Fabrikasındaki hali gözümün önüne gelince bu rolde olsa mükemmel olurmuş demek lazım.
Wolverine çizgi romanlarında boyu en fazla 1.70 enlemesine geniş olan bir karakterdir. Filmde canlandıran Hugh Jackman'in boyunun 1.89 olduğu düşünülürse pek bir uyum yok gibi. Ama Hugh Jackman, bu sorunu mükemmel karakter uyumu ve oyunculuğuyla göstermiyor bile. Bu son filmi için doğal yollardan vücut geliştirdiğini okumuştum bir yazıda. Anlaşılan işini o kadar ciddi yapıyor ki aslında bir hayvan olan Wolverine rolü ona çok yakışıyor.
Filmin daha iyi olurmuş diyeceğim yönleri ise şöyle. Wolverine, yaşadığı savaşlar sonucu bu kadar acımasız ve umursamaz oluyor. Filmde bu savaşlar o kadar hızlı gösteriliyor ki sanki filmi doldurmak için yapılmış gibi. Bir diğer olumsuzluk, tezat gelecek ama Gambit karakterinin bu kadar etkisiz gösterilmesi. Hani olsa da olur, olmasa da olur gibi. Üzerinde biraz daha çalışılsaydı daha güzel olurmuş. Tabi film Wolverine'nin hikayesini anlattığına göre Gambitin çok fazla ön planda olmamasına gayret etmiş olabilirler. Eh bu da haliyle mantıklı bir yaklaşım.
Daha önce de dediğim gibi bu tür filmleri sevenler için oldukça eğlenceli bir film iken biraz daha X-Menle haşır neşir olanlara "eh işte" dedirtecek ama yine de güzel bir izlenim verecek film.