- Kategori
- Gündelik Yaşam
Ya içindesindir çemberin ya da dışında...

Bir haftayı yoğun, sıkıcı, yorucu bir şekilde geçirdikten sonra, haftasonuna planlar yapılır. Herkes için değişir bu planlar. Evde keyifli dinlenerek geçirilebilir, sinemaya gidilebilir, arkadaşlarla pikniğe gidilebilir, aile ziyareti yapılabilir gibi örneklerle çoğaltılabilir bu planlar… Alternatifler çoktur, hepsini bir kenara bırakıp ‘ bu hafatsonunu kendime ayırıcam, gazete, kitap okuyabilir, uzun telefon konuşmaları yapabilir, tv de, internette takılabilirim’ gibi bir planda yapılabilir.
Benim haftasonu planım sekmez hep aynıdır, alternatif yoktur çünkü. Yapılacak en büyük etkinlik arkadaşlarla bir köye ya da subaşına gitmek. Klasikleşmiş haftasonu yaşantısının en renkli kısmı birkaç arkadaşla ev de takılırken, internetten film, skeç türü şeyler izlemeyerek eğlenmeye çalışmak filan.
Tüm bu olağanüstü haftasonu planını bozacak pek bir şey olmaz. Olağandır herşey, sade, sıradan. Programlanmamış bir misafir ya da sürpriz yapacak bir oluşum yoktur.
Herşey olağan akışında giderken, ters gidecek tek şey elektiriklerin kesilmesidir ki, bu haftasonumu mahveden de her zamanki yine elektiriksizlikti. Mum ışığında arkadaşlarla yemeğe oturmak kulağa hoşgelebilir ama inan ki çok sık tekrarlanmasından ve zorunluluk olmasından, işkenceye dönüşebilir bu durum. Hayatla bir ilişki içinde olduğumu hissettiğim tek bağlantı telefon ve internet. Herkesten uzaktayken hayatta olup bitenlerden haberdar olabileceğim telefon ve internetin elinde olmaması kabus etkisi yaratıyor bu bünyede. Gazete okuyabilmek için öyle gidip bir büfeden alamazsın burada, gazete gelmez ilçeye, internetten okuyacaksın. Elektirikler kesilirse o da yok. Üstelik giden elektirik öyle birkaç saatlik kesinti de değil, gitti mi kendini unuttarana kadar gelmez. Onsuz yaşamı kabul edeceksin, onsuzluğu tadacaksın ki, geldiğinde şükredesin. Karakterlidir bizim buranın elektiriği bildiğiniz türden değildir yani… Öyle kesilen elektirikte bir nefeslik jeneratör bağlantısı hayat verir. Tek prizden iki saatlik elektirk bağlantısına verilen sevinç çığlıkları hiçbir yerde duyulmaz türdendir. Çığlıkla beraber ‘oley’ nidaları arasında, tek prize yüklenebilecek ölçüde birkaç seyyar çekerek, mum ışığından hallice bir lambanın, laptop, telefon şarjlarının yüklenmesiyle sevinç çığlıklarını bir kapı sesi bozar. Korku filmlerinden fırlamış, elinde fenerle belirlenen bir abimiz ‘ hocam, çok mu yüklendiniz elektiriğe, prize çok şey takmayın, aman allah mazot biterse ortada kalırız’ söylevleriyle biraz gölgelensede çok da bir etki yaratmaz hani…
Bir mum yakıp aydınlatırsın karanlığı da, zihninde ki karanlığı aydınlatacak bir mum yoktur maalesef…
Ya içindesindir çemberin ya da dışında!
Burası öyle bir çemberdir ki dışında kalamazsın, fiziken buradayken ruhen başka yerde olman imkansızdır. Ya buradasındır bu çemberde ya da tamamen dışarda. Ara da kaldığındaysa isyanda…