- Kategori
- Gündelik Yaşam
Kızıma laf söyletmem!
Rus kızlarını kıskandıracak güzellikte bacakları, upuzun kirpikler ile bezenmiş güzel gözleri olan, pembecik göğüslü kızıma laf söyletmem, bugün!
Yarı bellerine kadar pencereden sarkan sokak sakinlerine “Şişşttt… Bugün sakin olun…” diyebilirim, göğsümü gere gere!
İlginçtir, evlerinde sürekli kavga eden sokak sakinleri kızımın iki sözü karşısında aslan kesiliyorlar; “Susturun şu hayvanı!” diye veryansın ediyorlar…
İnsan susmayı beceremiyorken hayvan nasıl sussun?
Bırakın iki hav desin, durduk yerde bağırmıyor ya; ya sizin kavga seslerinizi duyuyor, ya apartmana giren yabancıya havlıyor!
Bir de sokaktan geçen bazılarına…
O bazılarının da evinizi gözetlemediği ne malum!
Hayvanlar duyguların safiyane olup olmadığını biz insanlardan daha kolay anlıyorlar; zira ne kapitalizme kaptırıyorlar kendilerini ne de doğalarını reddediyorlar!
Neyse…
Bugün dünya hayvan haklarını koruma günü, en azından bugün kızıma laf ettirmem!
******
Aslında biliyor musunuz, son sekiz sene öncesine kadar hayvanlardan acayip korkan bir insandım!
Hele ki köpekler!
Minicik köpeğini dolaştırıyordu yıllar önce bir hanım, tasmasını gevşek tutuyordu, korktuğumu anlayınca bir güzel paylamıştı beni, hiç unutmuyorum: Bu kadarcık köpekten de korkulur mu?
Çok gençtim, o nedenle kendimi belki de tam ifade edememiştim!
Ya da o hanım zaten anlamamak istemekteydi, bilemiyorum; lakin bu konuda şanslı insanlardan biriyim ki hem o korkuyu iliklerine kadar yaşamış, hem de şu an köpek kızıyla aynı yatağı paylaşanlardanım!
Ne oldu, nasıl oldu da o korkumu yendim diye merak edebilirsiniz, kısaca yaşam işte diyeceğim; bir “Bizim Evin Hallerinde” anlatırım ama, zira hem kişisel gelişim hem de aşk ile ilintilidir!
Korkan birini azarlayamayacak olmak önemlidir, her anlamda, bu bir tahammüldür!
Tahammül için ise perspektifleri, demek ki, iyi bilmek gerekmektedir!
******
Hani, insanın en çok canını sıkan şey: Sokak köpekleri bütün gece havlasa da aç mıdır, susuz mudur diye düşünmeksizin havlamalarına ses çıkarmayan sözüm ona sokak sakinleri, sahipli bir köpek havladığında dayanamıyorlar!
Köpeğe mi tahammülsüzlüktür, sahibi komşu kadına mı, bilinmez!
Ya da sokak köpeklerinin havlama hakları vardır da sahipli olanların yok mudur, garip bir durum!
******
Diyanet İşleri Başkanı imamların sosyal hayata müdahale eden kanaat liderleri olması gerektiğini ifade etti, şahsi görüşü müdür, yoksa etüt edilmiş bir durumun ifadesi midir, bilmiyorum!
Lakin, şahsi görüşü olmasını temenni ediyorum, naçizane…
Din, inanç ve ibadet konularının kişinin kendisi ve inandığı değer, yani Allah, Tanrı, Yaradan arasında kalmasının en doğrusu olduğunu düşünmekteyim.
İnsanın varlığı öncelik beslenme, barınma, üreme, öğrenme ve güvenilir ortam yaratma üzerine kurulmuştur; inanç tüm bu değerlerden sonra bireylerin manevi ihtiyaçlarını desteklemektedir!
Eğer beslenme, barınma, üreme, öğrenme ve güvenilir ortam yaratmanın önüne geçerse dengeler bozulur; insanın doğasına terstir!
Ya insanlığını inkar eder hale gelir, ya inanç desteğinden uzaklaşır!
******
Oğlum geçenlerde dedi ki: Anne, son yıllarda iyice inançlarından vazgeçtin sen…
On dokuz yaşında bir genç, doğru gözlemlemiş…
İlle de bir kalıba sokulmak istemiyor insan, doğal olarak tepki veriyor; bireyselliğim, vatandaşlığım inançlarım ile ölçülüyorsa ve buna sebep olan din ise kimse kusura bakmasın ki Allah ile aramda olan bağı ne dine ne siyasete harcarım!
O zaman, kendi akıl ve gönül yolumda devam ederim, eee yani çok şükür aklım da, yüreğim de var!
Ama tabii ki bu bastırmaların bir kötü tarafı var: Eskiden Müslüman’ım diyordum, şimdi Allah, Tanrı, Yaradan, adının önemi yok, O’na inanıyorum diyorum!
******
Eski iş yerimde dekarlarca arazisi olan bir adam demişti ki “Allah korkusu olmadan kim kime iyilik eder?
İşte, ben bu korkuyu anlayamıyorum!
Yahu, sen insan olarak akıl, vicdan sahibi olamamışken, Allah korkusu ile üç kuruş zekat vermişsin, yılda bir koyun kesip de çoğunu dondurucuna atmışsın ve de bunları Allah korkusu ile yapmışsın, öyle mi!
Kim kimi kandırıyor, belli değil!
İnsan insanı din ile kandırmaya kalkışıyor, işin komik tarafı kendini de kandırıyor, peki bu kandırmacalardan kim ne medet umuyor?
Korku ile değil de, korkmadan vicdan, akıl ve yürek ile yapılanların erdem olduğunu ve bu erdemin de yapan ve yapılan, hadi bilemediniz Allah’ı da katarsak en fazla üç kişi arasında olduğunu anladığımızda amaçlanan doğruyu ancak buluruz!
Allah’ın insanoğlunu korkuya sevk etmek istediğini hiç sanmıyorum, yalnızca sen gibi milyonlarcası var diyor, haddini bil! Evrende bir kum tanesisin sonuçta; ama her kum tanesi de kendine münhasırdır; ne kendini fazla üstün gör ne de fazla alçak!
******
Mesele budur işte!
Ne hayvan hakları günü, ne sevgililer günü, aslen birer vesile…
İnsanlığımızı kavrayamadıktan sonra…
Her şey nafile!