​ Aşk acısını depreştiriyor bu türküler! / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Ekim '10

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Aşk acısını depreştiriyor bu türküler!

Aşk acısını depreştiriyor bu türküler!
 

Kaynak:hasretin sirtimdan vurdu vuracak(damar)


Saat gecenin sabaha yakın bir vakti, İzmir üşüdü güz gecelerine yakışır şekilde…

Kötü yaptım, türkü dinledim bütün gece; hoş ne dinlesem yüreğime dokunurdu muhtemelen, ah ama bu türküler yok mu, mahvediyor işte bazen insanı!

Yüreğime vuruyor davulun sesi, öyle, içeriden…

Folklor oynamakla ilintili bir şey midir, bilemiyorum, aynı duyguları duyuyor insan zira…

Unutulsa da bazı figürler, dizler izin vermese de çökmeye, o ritim, ekip duygusu, coşku kalıyor işte hep bir yerlerde…

******

Kötü yaptım dediğim zeybek oynamaya kalkışıp da dizimi falan incittiğimden değil, bir süre öncesinde bırakmıştım zaten yere diz sürmeyi bir-iki kalkamadıktan sonra…

Aşk acılarını hatırlatıyor türküler insana…

İlle ayrılıktan dem vurmaları gerekmiyor, saçının teline kurban olduklarından söz ederken saçını süpürge etmeye hazır olup da umurunda olmayanlar da geliyor insanın aklına!

Ahh, diyor, o teline kurban olunanın yerinde olmalıydım!

******

Aşk acısı denince yüreğime karabasanlar çöküyor, o ne garip bir acıdır, yüreğin binlerce elin arasında sıkıştırılır, boğazına bir merdiven dayanır ki bin kişi o merdivene sıralanır!

Sabah kalkarsın ilk o gelir aklına, gece uykuya dalmadan önceki gibi…

Bir illettir, git desen gitmez; inatlaşırsın, nafile…

Bir şarkı…

Bir söz…

Bir film…

Çözülürsün!

******

“Yok! Aramayacağım artık!” dersin, aramak için bahaneler peşinde koşarsın!

Bir sözü ile ayyuka çıkıp, bir sözü ile yerin yedi kat altına girersin; aldığın kararlar, döktüğün gözyaşları ya da gülümsemeler anlıktır; zaten en çok can acıtan tarafı da o değil midir: Asla yapmam dediğimiz şeyleri yaparız!

Yapmamışsak eğer, ola ki, yapsaydım bunlar zaten başıma gelmezdi deriz…

İlle de bahanelerimiz vardır, aslında içten içe biliriz bahane olduklarını ama kondurmak ne mümkün!

Çok zor bir dönem, kabul etmek lazım!

******

Geçiyor hakikaten de, lakin yaşayana söylememek gerek!

Zira, anlaması muhtemel dışı bir şey!

Hatırlıyorum da, son aşk acısı çektiğim zaman bir türkü barda otururken bu türküyü bana o söylesin demiştim, pek özlem dolu bir türkü denk gelmişti ki Eminoş “ Böyle hissetseydi yanında olurdu!” demişti

Off, ne bozulmuştum!

Oysa dediği pek doğruydu, gereksiz ümitlere kapılmamı önlemek istiyordu; hele ki fal niyetine tutulan bir türkü ile…

Hiç de komik diyemeyeceğim o zamanlar yaptığıma, yapıyor vallaha insan, korumak isteyen arkadaşlarına da kırılabiliyor; mantık işlemiyor ki!

Takılmış gidiyorsun yarım kalan bir duyguya!

******

Aşk acısı denilen de bu zaten!

Taraflardan biri kulvarı daha önce tamamlıyor, bir diğeri az biraz geri kalıyor; birinin yaşayacakları bitmişken diğerininki devam ediyor!

Yoksa, az biraz daha sonra olsa her ikisi de aynı noktaya gelecekler!

Canı en çok acıyan da geride kalan oluyor; kafasında bazı şüpheler var olup da henüz hoşgörü gösteriyorken karşıdan gelen talep deli ediyor!

Yalnızca tenini, göğsünü falan özlemiyorsun, hoşgörülerinin de hesabını görmek istiyorsun…

Bir de onu koyduğun yer en çok üzüyor: Muhtemelen baş tacı yapılıyor, eksileri göz ardı edilerek ve o göz ardı edilen eksileri ile karşına dikilip de seni eleştiriyor ya, hah işte, belki de en çok o dokunuyor insana!

******

Aaaa… Olayı çözdüm mü ne!

Ama yine de aşk acısı çekenlere diyeceğim bir şey yok, o acı çekilmeden geçmiyor!

Biraz erken, az biraz geç… Ama ille ki çekilecek!

Ne diyeyim, kolay gelsin!

Ben türküye döneyim: Sarı gelin…

Kendimi tutamadım!

Şey… Ama vallahi geçiyor…

 
Toplam blog
: 1269
: 1343
Kayıt tarihi
: 18.09.07
 
 

İzmir, 1963 doğumluyum. Dokuz Eylül Üniversitesi İngilizce bölümü mezunuyum ve özel bir şirkette ..