​ Bizim Evin Halleri – Nostalji… / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Ekim '10

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Bizim Evin Halleri – Nostalji…

Geçen gün Özlem geldi, ikimizde de tarifi imkansız bir sıkıntı, havalara bahane bulduk tabii ki…

Yoksa yaşam şartlarının zorluğu ile bir alakası yok!

O zorluklar zaten sırtımızda, kendimizi bildik bileli, ama işte bu havalar bozuyor bazen bünyemizi!

******

Laf nereden açıldıysa, çocuklarımızın rahatlarına pek düşkün olduğu sonucuna vardık; sabahın köründe kalkıp, üç vesait ile fakülteye gider, aynı şekilde de geri dönerdik.

Yanımızda kısıtlı para, bir of dediğimiz vaki değildi, vallaha!

Kimse bize “ders çalış” da dememişti, o sorumluluğu üstlenmiştik çocukluğumuzdan beri…

Kaytarırdık arada, cep telefonlarını geçtim, evlerinde dahi telefonu olanların iyice kalburüstü sayıldığı yıllarda haberleşmek ne mümkün!

Fakülteye gidip de genelde Özlem’in beni ayarttığı günler gerisin geriye dönerdik, istikamet bizim ev!

******

Okey oynamak için de çok ders ekmiştik, insan beyni bir alem, araba plakalarındaki sayıları sıraya dizer hale gelmiştim!

Ama şahsi oynamanın keyfi bir başka, sevgililerimiz olup da, ki kocalarımız oldular sonra, eşli oynamaya başladığımızda “O taş atılır mı!”, “Hiç mi takip etmiyorsun?” gibi suçlamalardan yalnızca bunalmakla kalmıyor insan, salak gibi hissediyor kendini; aslında belki de salakmışız da bunu hissettiren kişilerle evlenmişiz!

Neyse…

Şimdi, Özlem’in eski kocası ve benim en iyi dostlarımdan Tayfun alınır bundan, fazla uzatmayayım!

Benim eski kocam alınmaz ama mesela, “Eee, salaksın zaten, yeni mi anladın!” der ve güler…

******

Özlem’in hafızası benden iyidir, Alaattin Hoca’ya ne yapmıştın diyor kıkırdayarak, “Ölümü gör sen anlat” demiyorum! Zira hiç sevmem öyle lafları!

“Zorlama hadi sen anlat”!

Ders sırası biz konuşurken Özlem’le Alaattin Hoca “İki kişi konuşurken üçüncüsüne ne düşer demiş, hatırladım tabii şimdi!

Ben de “Hocam biz ikimiz konuşuyorduk, siz buyurun o zaman” demişim!

Çok ayıp etmişim!

Lakin Alaattin Hoca ders çıkışı benden özür dilemişti!

Hocam, vallaha sizlerin sayesinde gelişimimizi tamamladık; o lafı ağzıma tıksaydınız bugün ben bunları yazıyor olamazdım!

******

Nostalji dedim ya, Özlem ısrarla ne olur bir daha anlat diyor, neyi, kimi?

Hani annemin elleriyle diktiği portakal renkli bluz ve altında yandan yırtmaçlı mini eteği mi? Hani altında mini şort vardı ve modeli gözüksün diye, sekiz mi, dokuz mu yaşımdayken, sağ bacağımı biraz daha ileri atarak yürüdüğümü mü?

Yok diyor…

Hani, daha ilkokula başlamamışken sen…

Haa…

******

İlkokula henüz başlamadığıma göre altı yaşlarında falandım, annem bir yaş küçük kız kardeşim ile beni yakındaki ilkokula götürmüştü 10 Kasım gösterilerini izlemek için…

Gururla hep tekrar eder dururum: Annem ve babam birer cumhuriyet çocuklarıdır, bu değerleri benimsedikleri için de bizleri de öyle yetiştirmişlerdir!

Bu nedenledir ki henüz okula başlamadan ezberlediğim şiirler vardı; en önemlisi de aile içinde bunları okumam desteklenirdi!

Gülüşmeler olmaksızın…

Neyse…

10 Kasım törenine gittiğimizde anneme dedim ki “Ben de şiir okumak istiyorum!”, “Olmaz mı?”

Annem törene kendini öyle kaptırmış, duyguları öyle coşkun, bir taraftan da ısrar eden soruma cevap vermeye çalışıyor: Müdürden izin almak lazım!

“Müdür hangisi?”

Hıı?

“Anne… Müdür hangisi?”

Bak şu bey…

Annem törene kilitlenmiş! (Tatlım, cumhuriyet kadınım!)

Annemden onayı almanın özgüveniyle merdivenleri çıktım, müdüre ulaştım, gözünün içine baka baka “şiir okumak istiyorum!” dedim…

Ne şiiri diye sorunca, hiç unutmuyorum, başımı şöyle bir dikleştirip: Atatürk şiiri tabii ki dedim!

Peki, gel bakalım dediğinde, ne bir heyecan ne de bir kaygı vardı, çocuk aklım ile öyle normaldi…

Çıktım şiirimi okudum! Alkış kıyamet!... Öğretmenler uyarıyor “Alkışlamayın” diye, yas günü olduğundan…

Saçlarım okşanıyor, falan…

Annem fenalık geçirmek üzereymiş, beni orada gördüğünde…

Aaaa, ama senden izin aldım ya anne!

Ben öylesine demiştim… Nerden bileyim…

******

Bir ara da otostop yapmaya merak salmıştık, gençlik işte!

Birisi aşık olunca o sayfayı da kapatmıştık!

Neyse, bir ara o maceraları da anlatırım!

******

Bizim Evin Halleri sizin evinizin hallerine ne kadar benzer, bilemem, ama keyifli yanlarını görmenin hüzünleri bertaraf ettiğine inanırım hep…

Hepimizin ev içinde sıkıntılarımız var, bu pek aşikar, keyifli yanlarını, anlarını görmek inanıyorum ki bizi daha mutlu edecek!

Mızmızlanmak yerine gülmek, pek iyi biliyorum ki, hepimize iyi gelecek!..

 
Toplam blog
: 1269
: 1343
Kayıt tarihi
: 18.09.07
 
 

İzmir, 1963 doğumluyum. Dokuz Eylül Üniversitesi İngilizce bölümü mezunuyum ve özel bir şirkette ..