​ Ya vatan bize ihanet ederse! / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Nisan '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Ya vatan bize ihanet ederse!

Ya vatan bize ihanet ederse!
 

Bilinen en büyük suçlardan biridir vatan hainliği. Öyle ki, gün gelir yapılan birçok hata, kötülük, ihanet zamanın aşındırıcı gücüyle kayboluverir de, vatana ihanet edenin yediği damga çocuklarının ve hatta torunlarının bile alnından silinemez. Tecavüzcülerin, gaspçıların, kapkaççıların, katillerin yaptıkları “af” edilir de; ister içerde, ister dışarıda ol kurtulamazsın içine tıkıldığın “vatan hainleri” hücresinden. Peki ya tam tersi olursa? Ya vatan kendi çocuklarına ihanet ederse?

“Olur mu öyle saçma şey!” demeden önce bir saniye düşünün. Yok; daha kolayı var. Önünüzdeki gazeteye uzanın, daha da kolayı da var: Artık vücudunuzun bir parçası haline gelen televizyon kumandasının tuşlarına dokunuverin. Birkaç dakikalığına bile olsa değiştirin şu kanalı, yemek tarifini, evli müzisyenle basılan mankeni, jüri üyesi “bilgeleri”, hakem eskisi kabadayıları sonra yine ezberlersiniz. Açın bir haber kanalını. Tamam, çok sürmeyecek bu eziyetim, sadece birkaç dakika.

Yataktaki kadını gördünüz mü? Offff! Döşek tanıtımında yatağa uzanan mankeni demiyorum. Yatakta, çünkü yatalak kadını bulun. Başında iki genç oğlu duruyor hani. Kadın ağlıyor, gördünüz mü? Yatalak olmayacak kadar genç halbuki değil mi? Ondan mı ağlıyor acaba? Olabilir mi? Hikayesi ne mi? Anlatayım.

Kadın, evinin balkonunda dururken, bilmem hangi milli duygulardan sebep, birkaç genç vatansever havaya ateş açar. Serseri kurşun (tetiği çeken değil, kurşun) kadının omuriliğine saplanır ve bedenini boyundan aşağı felç eder. Polisin üstün başarılı operasyonu sonuç verir ve yapanlar kıskıvrak yakalanır. (Oleeeey! Bak ben de havaya ateş açmak istedim şimdi.) Bu durum tabi ki yatağa mahkum annenin ve iki oğlunun acısını azaltmasa da, en azından yapanların yanlarına kalmayacağını düşünmek küçücük bir nefes aldırır. Günü geldiğinde milli duygulu gençler mahkemeye çıkarılır ve “iyi halleri” göz önüne alınarak, ilk celsede tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılırlar.

Şimdi bunun için mi vatanı ihanet etmekle suçluyorum. “Bu kadarcık” şey için mi bu lafı söyledim. Yazıklar olsun mu bana? Durun, biraz sabredin, tamam birazdan açacaksınız bir annenin dramını anlatan diziyi.

Bu kararın ardından felçli kadının iki oğlu da mahkeme kapısında isyan eder. Annelerini vuranların kısa sürede salıverilmesi acılarını misli misli arttırmıştır. Oğullardan biri kendilerine uzatılan mikrofonlara haykırır öfkesini: “Adalete, devlete güvenmekle hata mı ettik? Bize bu mu yapılmalıydı! Ne yapalım şimdi! Elimize silah alıp dağa mı çıkalım! Terörist mi olalım” Sesinizi duyar gibiyim. “E haklı çocuklar” diyorsunuz değil mi? Değil.

Bu demeci duyan “adalet” sistemi, mülkünün temeline yapılan bu saldırıya kayıtsız kalamaz. Balkonunda kendi halinde çamaşır asan bir anneyi vuranların “iyi hallerini” keşfeden savcılar, hakimler; annenin bu duruma utanmadan isyan eden oğullarını ensesinden yakalar. Devlete hakaretten dolayı meşhur 301.maddeden gençler hakkında 1 yıl hapis istemiyle dava açılır. Felçli yatağındaki anne olayı duyar ve oğullarının hapse atılacağı korkusuyla durumu ağırlaşır. Kurşunların delik-deşik etmesine dayanan bedeni, oğullarının başına bir şey geleceği korkusuna dayanamaz ve hayatını kaybeder.

Vaktinizi aldım, canınızı sıktım, gündeminizi meşgul ettim; özür dilerim. Aslına bakarsanız sadece içinden çıkamadığım bir sorunun cevabını bulmaktı istediğim. Bu olaydan sonra değil, yıllardır cevabını bulamadığım için yardım istiyorum. Birileri bize “vatan haini” damgası vurduğunda, gerçekliği bile sorgulanmadan asılırız, sürülürüz, zindanlarda çürürüz. Peki evimiz dediğimiz, vazgeçmediğimiz, satmadığımız, bırakmadığımız, uğruna öldüğümüz “vatan” bize ihanet ederse bunun hesabını kim verir?

Boşverin. Merak edilecek şey değil bunlar. Değiştirin kanalı, bakalım dizideki zavallı kadın hasta çocuğu uğruna geceliği 300 bin dolara sevmediği adamla yatacak mı?

 
Toplam blog
: 34
: 1630
Kayıt tarihi
: 18.08.06
 
 

Merhaba, Yazmak kimimiz için kendini ifade etme biçimi, kimimiz için ekmek kapısı, kimimiz içinse öy..