- Kategori
- İlişkiler
Yalnızca sevmek yetmez

Kemeraltı Çarşısı her zamankinden daha kalabalıktı. Yılbaşına birkaç gün kala alışverişlerini tamamlamak isteyenlerin de eklenmesiyle sokaklar insan seline dönmüştü. İşimi bitirdikten sonra ara sokaklardan geçerek iskeleye ulaştım. Vapurun kalkmasına on dakika vardı. Acele etmeden turnikeden geçtim, vapurun üst katına çıktım. Kendime bir çay ısmarladım, iki gündür esen lodos nedeniyle hafiften dalgalanan denizi izledim bir süre. Kıyıdaki dolgu kayalıkların üzerinde balık tutanlara ‘rastgele’ dedim içimden ve kitabımı açarak okumaya başladım. Aradan birkaç dakika geçmişti ki karşıma iki genç oturdu. Hararetli bir tartışmanın içinde oldukları gözleniyordu. Başımı kitaptan kaldırarak kendilerine doğru baktığımı görünce seslerini alçalttılar. Alçak sesli konuşma bir süre devam etti. Kısa bir sessizlikten sonra erkek tekrar konuşmaya başladığında kızın yükselen sesini duydum: ‘ Biliyorum, seviyorsun. Ama yalnızca sevmek yetmiyor.’
Kitabı kapattım ve düşünmeye başladım. Kim bilir kaç kişi aynı cümleyi karşısındakine söyleme gereği duyuyor günümüzde. Başlangıçta genellikle yolunda gidiyor her şey. Çünkü duygu yoğunluğu ve yaşam tecrübesizliği sevmenin gerçekten ne demek olduğunu, nereye kadar yeterli olabileceğini tüm boyutlarıyla anlamamızı engelliyor. Ancak zaman ilerledikçe iş güç, çalışma yaşamının zorlukları, insan ilişkilerinin getirdiği yıpranma, günlük sorunlar vb. kişilerin bir birlerine duydukları gereksinmenin dozunu etkileyebiliyor. Yalnızca ‘ seni seviyorum’ sözcüklerini duymak yeterli olmuyor. Sevgiyi somut biçimleriyle de görmek istiyor kişi. İçinde bulunulan duruma göre belki yakından ilgilenilmesi, kişisel sorunlara zaman ayrılması, gereksinme duyulduğunda maddi ve manevi desteğin sağlanması, bazı sorumlulukların ve yükümlülüklerin paylaşılması, birlikte daha fazla zaman geçirilmesi ve hala değer verildiğinin hissettirilmesi bekleniyor sevdiğimizden.
Günümüz dünyasında sevmek gerçekten zor bir iş. Çünkü insanların büyük çoğunluğu için sevgi aynı zamanda ilgi ve bağlılık anlamına geliyor, bu ise beraberinde bir dizi sorumluluk ve yükümlülük getiriveriyor. Sorumluluk ve yükümlülüklerin üstesinden gelebilmek için ise ek çaba gerekiyor. Zaten birey olarak kendi adına; işin, ailen ve arkadaşların nedeniyle üstlendiğin sorumluluklar bir kenarda kaçınılmaz olarak dururken, bunların yanına sevdiğin kişiyle birlikte gelen ek yükümlülükler ekleniveriyor. Sevdiğimiz için, sevgimiz adına çaba harcayarak ilişkimizin yolunda gitmesini sağlamak, ilişkimizi daha da güzelleştirmek, onun gözlerinin parıldadığını görmek kolay iş değil. Bu nedenle, gerçekten birbirini seven, sevmenin özveri gerektirdiğini bilen ve paylaşıldıkça tüm sorunların üstesinden gelineceğine inananlar çıkmalı bu yolculuğa. Yoksa yıpranıyor ilişkiler, gereksiz acılar çekiliyor. ‘Seni seviyorum’lar kısa sürede ‘beni boğuyorsun’a dönüşüyor. ‘Beni anlamıyorsun’ nidaları yankılanıyor duvarlarda.
Gerçekten ayakları yere basan, uzun soluklu bir ilişki yaşamak istiyorsak öncelikle öğrenmek gerekiyor sevgimiz için emek harcamayı. Gerektiğinde sırdaş, gerektiğinde arkadaş olmayı. Sevdiğimize zaman ayırmayı, yükümlülüklerden kaçmamayı, bireysel özgürlüğü kısıtlamadan sevmeyi öğrenmek gerekiyor. Ve ondan sonra, sevdiğinin gözlerindeki parıltının ‘seni seviyorum demene gerek yok’ anlamına geldiğini bilmene karşın yine de ‘seni seviyorum’ demeyi öğrenmek gerekiyor. İki kişi de ayrı ayrı başarabildiğinde bunu zaten, korkmaz paylaşmaktan gerekirse tüm yaşamını aynı kişiyle.
Umarım vapurdaki gençler de bu yolculuğa çıkacak inanca sahiptirler.