- Kategori
- Kişisel Gelişim
Yalnızlığım

Yeni tanıştık belki de
Ama kimbilir belki de hep vardın
Eşlik ediyordun sessiz ve sinsice belki de
Şimdi şimdi anlıyorum
Kurnazca ayırdın beni belki de
Liğme liğme savurdun sevdiklerimi
Belki de
Yalnızlığım
Yaşamak zorunda olduğum beraberliğimsin
Yalnızlığım kanımsın canımsın
Sen benim çaresizliğimsin
Yalnızlığım
Bugünüm yarınım
Sen benim hüzünlerimsin
Yalnızlığım
Tek bilebildiğim sen benim
Vazgeçilmezimsin
Senin olmamı istedin
Ama belkide bir aşık gibi
İnatla bunca zaman kendine sakladın
Belki de bir tohum gibi serpildin
Filizlendin ben oldun belki de
Yatağımı bile paylaşabilmek için
Benimle
Yalnızlığım - Zühal Olcay
Kendimi yenilemek için kesinlikle yalnızlık anlarına ihtiyaç duyuyorum.Etrafımdakilerin bitmeyen istekleri beni yoruyor, hatta canımı sıkıyor.Böyle durumlarda ihtiyaç duyduğum tek şey, gerçekten ne yapmak istediğimi bulmak, kendi tempomu yakalamak ve içimi sevdiğim şeylerle doldurabilmek için kendime yeterince zaman ayırmak oluyor.
İç dünyamız, içinde bulunduğumuz sosyal ortamdan, kendimizi tamamen izole ettiğimiz bir yer değildir, aksine, orada kendimizi iyi hissettiğimizden emin olduğumuzdan dolayı zaman zaman ona yönelmekten memnun oluruz.Tıpkı bir kaplumbağa gibi kendimize ait bir alan yaratmışızdır ve onu korumaya ihtiyacımız vardır.Öte yandan beraber olduğumuz insanın da kendisine ait bir alanı olduğunu bilip onun sınırlarına da saygı gösteririz.
İyi veya kötü günlerimizde olsun, tamamen yalnız olduğumuzu, bizi ne kadar severse sevsin karşımızdaki insanın bizim sevinçlerimizi ve üzüntülerimizi tamamen paylaşamayacağını, bizim için neyin iyi olduğunu kendimizden başka kimsenin bilemeyeceğini bir kere kabul ettikten sonra, yalnızlığımızı daha kolay yaşarız.
Hayatımızı besleyip, zenginleştirmek için başkalarına yönelmemiz kendi alanımızın bize göre yeterli ve zenginleştirici olmamasından mı kaynaklanıyor?
Kendimizi böyle başkalarının aracılığıyla ararken, hem kendimizi hem de karşımızdaki insanı kaybederiz.Karşımızdaki kişiye kendiliğinden gelmek üzere yeterince boş alan bırakmadığımız durumlarda, onca beklediğimiz sevgi ve şevkat işaretlerini alıyor olsak da, bunlar asla içimizi rahatlatmaz.Karşımızdaki kişi, kendisinden ne kadar çok beklentimiz olduğunu hissederse, verdiği cevap da o kadar doğal çoşkudan yoksun olacaktır, bizimde kendimizi yiyip, bitirmemiz için o kadar çok nedenimiz...
Oysa yalnızlığımızı sorunsuz yaşadığımızda, arkadaşımızı seçerken ve onunla ne yaşamak istediğimize karar verirken son derece özgürüzdür.Boşluk hissiyle önümüze geleni, geldiği anda kabul etmek zorunda hissetmeyiz kendimizi.
Bir şeyleri kaybetme korkusuyla, yiyecekleri, içkileri, uyuşturucuları, değişik aktiviteleri, yerleri, kişileri...
kısacası bizi bir süre için "dolu" olduğumuzu hissettirecek her şeyi oburca yutmaya iten bu içimizdeki boşluk duygusudur.Bu doymak bilmeyen sınırsız bir ihtiyaçtır ve bu durumda ne diğer kişi, ne de yaşadığımız zevkler doygunluk hissedebilmemize yeterli olabilir.Çünkü doluluk hissi dışarıdan elde edilebilecek bir şey değildir.
Daima, bizi biz yapan şeylerle doluyuzdur:güçlü ve zayıf yönlerimizle, arzularımız ve heyecanlarımızla, anılarımız ve projelerimizle, fikirlerimiz ve çoşkularımızla, meraklarımız ve dış dünyaya karşı olan ilgi alanlarımızla..
Eğer kendimizi yeterince sevmeyi öğrenirsek, kendimizle yaşamamız kolaylaşacak, iç dünyamız başkalarıyla paylaşmak isteyeceğimiz, sevgi ve sıcaklık duygularıyla dolup taşacaktır.
Ama kimbilir belki de hep vardın
Eşlik ediyordun sessiz ve sinsice belki de
Şimdi şimdi anlıyorum
Kurnazca ayırdın beni belki de
Liğme liğme savurdun sevdiklerimi
Belki de
Yalnızlığım
Yaşamak zorunda olduğum beraberliğimsin
Yalnızlığım kanımsın canımsın
Sen benim çaresizliğimsin
Yalnızlığım
Bugünüm yarınım
Sen benim hüzünlerimsin
Yalnızlığım
Tek bilebildiğim sen benim
Vazgeçilmezimsin
Senin olmamı istedin
Ama belkide bir aşık gibi
İnatla bunca zaman kendine sakladın
Belki de bir tohum gibi serpildin
Filizlendin ben oldun belki de
Yatağımı bile paylaşabilmek için
Benimle
Yalnızlığım - Zühal Olcay
Kendimi yenilemek için kesinlikle yalnızlık anlarına ihtiyaç duyuyorum.Etrafımdakilerin bitmeyen istekleri beni yoruyor, hatta canımı sıkıyor.Böyle durumlarda ihtiyaç duyduğum tek şey, gerçekten ne yapmak istediğimi bulmak, kendi tempomu yakalamak ve içimi sevdiğim şeylerle doldurabilmek için kendime yeterince zaman ayırmak oluyor.
İç dünyamız, içinde bulunduğumuz sosyal ortamdan, kendimizi tamamen izole ettiğimiz bir yer değildir, aksine, orada kendimizi iyi hissettiğimizden emin olduğumuzdan dolayı zaman zaman ona yönelmekten memnun oluruz.Tıpkı bir kaplumbağa gibi kendimize ait bir alan yaratmışızdır ve onu korumaya ihtiyacımız vardır.Öte yandan beraber olduğumuz insanın da kendisine ait bir alanı olduğunu bilip onun sınırlarına da saygı gösteririz.
İyi veya kötü günlerimizde olsun, tamamen yalnız olduğumuzu, bizi ne kadar severse sevsin karşımızdaki insanın bizim sevinçlerimizi ve üzüntülerimizi tamamen paylaşamayacağını, bizim için neyin iyi olduğunu kendimizden başka kimsenin bilemeyeceğini bir kere kabul ettikten sonra, yalnızlığımızı daha kolay yaşarız.
Hayatımızı besleyip, zenginleştirmek için başkalarına yönelmemiz kendi alanımızın bize göre yeterli ve zenginleştirici olmamasından mı kaynaklanıyor?
Kendimizi böyle başkalarının aracılığıyla ararken, hem kendimizi hem de karşımızdaki insanı kaybederiz.Karşımızdaki kişiye kendiliğinden gelmek üzere yeterince boş alan bırakmadığımız durumlarda, onca beklediğimiz sevgi ve şevkat işaretlerini alıyor olsak da, bunlar asla içimizi rahatlatmaz.Karşımızdaki kişi, kendisinden ne kadar çok beklentimiz olduğunu hissederse, verdiği cevap da o kadar doğal çoşkudan yoksun olacaktır, bizimde kendimizi yiyip, bitirmemiz için o kadar çok nedenimiz...
Oysa yalnızlığımızı sorunsuz yaşadığımızda, arkadaşımızı seçerken ve onunla ne yaşamak istediğimize karar verirken son derece özgürüzdür.Boşluk hissiyle önümüze geleni, geldiği anda kabul etmek zorunda hissetmeyiz kendimizi.
Bir şeyleri kaybetme korkusuyla, yiyecekleri, içkileri, uyuşturucuları, değişik aktiviteleri, yerleri, kişileri...
kısacası bizi bir süre için "dolu" olduğumuzu hissettirecek her şeyi oburca yutmaya iten bu içimizdeki boşluk duygusudur.Bu doymak bilmeyen sınırsız bir ihtiyaçtır ve bu durumda ne diğer kişi, ne de yaşadığımız zevkler doygunluk hissedebilmemize yeterli olabilir.Çünkü doluluk hissi dışarıdan elde edilebilecek bir şey değildir.
Daima, bizi biz yapan şeylerle doluyuzdur:güçlü ve zayıf yönlerimizle, arzularımız ve heyecanlarımızla, anılarımız ve projelerimizle, fikirlerimiz ve çoşkularımızla, meraklarımız ve dış dünyaya karşı olan ilgi alanlarımızla..
Eğer kendimizi yeterince sevmeyi öğrenirsek, kendimizle yaşamamız kolaylaşacak, iç dünyamız başkalarıyla paylaşmak isteyeceğimiz, sevgi ve sıcaklık duygularıyla dolup taşacaktır.