- Kategori
- Ruh Sağlığı
Yalnızlık, küçük bir isyan, büyük bir çığlık?

Yalnızlık...
Hep bir eksikliği, küçük bir isyanı, büyük bir çığlığı çağrıştırır-dı çoğu zaman bana.
Neden bilmiyorum yalnız insanlar sanki yalnız oluşlarından hiç de hoşnut değillermiş gibi hissettirir-di...
Üstelik bir çok kez yalnız olmayı, yalnız kalabilmeyi istemiş biri olarak. Şimdi düşünüyorum da, aslında yalnız olmak, yapayalnız bir başına olmak, bazı durumlarda öyle gerekli ki.
Nasıl anlatsam, bazen öyle bir durumda oluyor ki insan, yaşadığı her şeyin muhasebesini yapmak, eksileri, artıları bir bir tartmak, bir sonuca varmak istiyor. Bir başına, yapayalnız.
Hatalarıyla yüzleşmek, kendisiyle kavga etmek, kendi kendine konuşmak, bağırmak, çağırmak belki, kendini azarlamak belki, kendini takdir etmek belki. Bir ikinci, üçüncü, beşinci kimseler olmadan. İçiyle buluşmak sanki. Özüyle buluşmak, kucaklaşmak.
İyi gelir öyle değil mi böyle zamanlarda yalnızlık? Hiç de şikayet edilecek bir şey değildir, aksine garip bir şekilde huzur verir, huzursuzluğunuzun içinden yeşeren.
Belki de ruhumuzun derinliklerine işleyen tüm mısralar, tüm satırlar böyle zamanlarda yazıldı. Yalnız, bir başına, içle buluşmalarda. Kendi kendine bağırılırken, ağlaşırken, hesaplaşırken.
Kim bilir?