​ Yalova ve Ağrı: Sandığa sahip çıkınca! / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Haziran '14

 
Kategori
Güncel
 

Yalova ve Ağrı: Sandığa sahip çıkınca!

Yalova ve Ağrı: Sandığa sahip çıkınca!
 

Yalova'da ve Ağrı'da sandıklara sahip çıkılınca AKP kaybetti.


Demek ki oluyormuş!

Yalova ve Ağrı, seçmen ile sıcak temas kurulduğunda ve oyunu şehrinin geleceğini güvence altına almak amacıyla sandığa gitmesi için ikna edildiğinde olabileceğini gösterdi.

Bu kadarını 30 Mart seçimlerinde Ankara’da da görmüştük.

Ne yazık ki Ankara devamını getirememişti.

Bütün demokratik ülkelerde seçim günü seçmene düşen görev, gidip oyunu kullanmaktır.

Başka pek çok yer için de geçerli ama özellikle Ankara seçmeni, oyunu kullandıktan sonra evine çekilip, “hayırlı haberi” duymak için renkli camın karşısına geçmişti.

Ankara seçmeni renkli camın karşısına geçip keyifli haberi beklerken, bazı karanlık tipler, sandık sonuçlarına müdahale etmekten geri durmamışlardı.

SEÇMENİN GÖREVİ Mİ?

Şu soru elbette anlamlıdır:

Hangi demokratik ülkede ülkede sandık güvenliğini sağlamak için harekete geçmedi diye vatandaş suçlanabilir ki?

Soru haklı ama ülke yanlış!

Demokratik ülkelerde sandık güvenliğini sağlamanın, kamusal bir görev olduğunu biliyoruz.

Sandıktan ne çıkarsa çıksın, ona saygı göstermenin, demokrasinin bir gereği olduğunu da!

Ancak burası Türkiye ve burada “olan” ile “olması gereken” arasındaki makas aralığı çok fazla.

“Olması gereken”, sıkça kullanıldığı için değersiz hale getirilen “irade” kavramıyla tam da sandığın içinden çıkandır.

Hilesiz, hurdasız; olduğu gibi yani!

“Olan”nın ne olduğunu 30 Mart’ta gördük.

30 Mart’ta, başta Ankara olmak üzere, pek çok şehirde, sandığa atılan “irade” ile sandıktan çıkan birbirini tutmadı.

O kadar ki yapılan itirazlara ve belgelenen tutanaklara rağmen seçmen iradesinin yerine başka tür “iradeler” hakim kılındı.

Bu yanıyla 30 Mart seçimleri, görünen benzerlik nedeniyle 1946 seçimlerini hatırlattı.

Böylece 30 Mart seçimleri,  seçmenin sandığa attığıyla sandıktan çıktığı iddia edilen sonuçları nedeniyle 1946 ruhu egale edilmiş oldu.

1 Haziran seçimleri, bu yanıyla önemli bir adım atıldığının da göstergesidir.

Başta Yalova ve Ağrı olmak üzere, seçmen, yalnızca oy atmakla kalmamış; attığı oyun sandıkta olduğu gibi çıkmasını sağlamak için de son ana kadar beklemiştir.

Yalova’da ilk alınan sonuçlardan sonra sevinç gösterileri göstermeye başlayan seçmene yönelik Muharrem İnce’nin söylediği uyarıcı sözler, 30 Mart’ın da şifresi konumundadır.

İnce, “Seçimi aldık. Zaten biz 30 Mart’ta seçimi almıştık. Bir hakkın geri verilmesi oldu bu. Bir mağduriyetin giderilmesi oldu. Bir sıkıntı çıkmayacak ama şimdi adliyeyi yeniden basıp, eski filmi yeniden oynatmak isteyecekler. Buna izin vermeyeceğiz. Bunu da herkes görecek” şeklindeki açıklaması, sandık güvenliğinin ne kadar önemli olduğuna işaret etmektedir.

BİR MUSİBET, BİN NASİHATTAN EVLADIR!

30 Mart’ta da Yalova’da CHP, Ağrı’da BDP kazanmış; AKP, her iki yeri de vermek istememişti.

Kimin organize ettiğini bütün Yalovalıların ve dolayısıyla bütün Türkiye’nin bilir hale geldiği kısıtlıların oy kullandığı için iptal edilen Yalova’da, seçmenin gösterdiği ciddiyeti CHP de gösterince seçmen iradesi sonuca da yansımış oldu.

Yalova seçmenin iradesi, İnce’nin koordine ettiği CHP örgütünün organizasyonuyla birleşince sonuç böyle oldu.

CHP, 1 Haziran’da Yalova’da gösterdiği organizasyon yeteneğini çok güçlü bir tabana sahip olduğu Ankara’da da yapabilirdi. Ancak yeterli organizasyon refleksini gösteremediği için kazanılmış seçimi göz göre göre Melih Gökçek’e bıraktı.

Ders çıkartmasını bilen için “bir musibet, bin nasihattan evladır” deyip Ağrı’ya geçelim.

Ağrı sonuçları  tam bir ders niteliğinde!

AKP’nin oylarındaki düşüş dikkatinizi çekti mi?

30 Mart’ta verilen oyların bir kısmı 1 Haziran’da geri çekilmiş!

Tahlile muhtaç ama iki nedeni olabilir.

Birincisi Ağrılı seçmen, başkanlığı 30 Mart’ta da BDP’ye vermiş; ancak sandık oyunları nedeniyle oylar AKP’nin hanesine yazılmış olabilir.

İkincisi, buna rağmen BDP seçimi kazanmış; ancak AKP, gerilimi tırmandırarak Ağrılılara kabus yaşatmıştı. Ağrılılar, yaşadıkları kabusu kendilerine reva gören AKP’ye bir ders vermek amacıyla oylarını BDP’de birleştirmiş olabilir.

Muhtemelen her iki nedenin de etkisiyle BDP oylarını artırarak Ağrı’yı kazandı.

Demek ki neymiş?

“Sandık güvenliğini sağlamak devletin görevi” dememek gerekiyormuş!

Hayat, kitaplardan ve üniversitelerde okutulan kitabi bilgilerden çok daha çetrefilli bir biçimde yaşanıyor.

Demokrasi, kitabi bilgilerin ötesinde bir yaşam biçimini ifade eder.

Sahip çıkılmaz ise, Avrupa’nın orta yerinde, diyelim ki Almanya’da Hitler diye biri ortaya çıkıp bütün dünyanın başına musallat olabiliyor.

Ağrı ve özellikle Yalova, seçmen iradesinin sandığa atıldığı kadar sandıktan çıkıp Seçim Kurulu’nun kara kaplı defterine yazılmasının ne kadar gerekli olduğunun canlı kanıtıdır.

Bu kanıtları çoğaltmanın yolu, ağacımıza, suyumuza ve her şeyden önemlisi insanımıza sahip çıkmaktan geçiyor.

“İki ağaç” da olsa ne zaman ağaçlarımıza sahip çıkmayı; “su akar, Türk bakar” sözünü çarpıtarak bilinçaltımıza yerleştirenlerin derelerimize HES yapmalarına karşı koymayı; Soma örneğinde olduğu gibi hiçbir önlem almadan işçi kardeşlerimizi göz göre ölüme göndermeye itiraz etmeyi alışkanlık haline getirebilirsek, bu topraklarda demokrasi kendisine hayat bulur.

 
Toplam blog
: 102
: 682
Kayıt tarihi
: 06.07.10
 
 

8 Ocak 1961'de doğdu. Ankara Üniversitesi Basın Yayın Yüksekokulu Gazetecilik ve Halkla İlişkiler..