- Kategori
- Mizah
Yanlış adamla Röportaj?
Üzerinize afiyet, dün rüyamda biriyle röportaj yaptım, sizinle de paylaşayım:
Soru- Hoş geldiniz sayın Dr. Haydar Dümen, nasılsınız efendim? Yoğun işlerinizi bırakıp, bizi kırmayarak geldiğiniz için çok teşekkür ederiz…
Yanıt- Hoş bulduk. Bizim işimiz bu efendim, insan sağlığı için Hipokrat Yemini etmişiz, üstelik bir de ‘Kuşlar’ üzerine bir muhabbet edeceğimizi öğrenince, inanın uçarak geldim…
Soru- Sağolun sayın Dümen. Siz çok ünlü bir doktorsunuz, ülkede sizi tanımayan kalmadı. Gazetelerde her gün yüz binlerce okuyucuya ulaşıyorsunuz? Onların en kazık sorularını bile, içine biraz da espri katarak çok güzel cevaplıyorsunuz? Her gün bu iş zor gelmiyor mu size? E artık yaşınız da malûm?
Yanıt- Bak şimdi olmadı evlât, yaşımı niye karıştırıyorsun bu işe!? İnsan hissettiği yaştadır. Bakmayın siz benim ak saçlı, pamuk balyası görünümlü bir ihtiyar olduğuma! Ben kendimi hâlâ 30’lu yaşlarda gibi hissediyorum! ‘Kuş’larla uğraşmayı seviyorum, zaten bu benim işim…
Soru- ‘Kuşçuluk’ hobiniz var yani? Doktorluktan artan zamanda kuşlara bakıyorsunuz değil mi? Bizim de sizi davetimizin amacı buydu. İşi dışında bir hobi uğraşı olanlar…
Yanıt- Konuyu anlayışınıza ve meseleleri kavrayışınıza hayran oldum beyefendi. Kuş hobisi ha? İyi, onu da sizden öğrenmiş oldum…
Soru- Herkes öyle söyler sayın Dümen, kavrayış kabiliyetim çok iyidir…
Yanıt- Belli belli… Röportajdan sonra, seni Psikolog Dr. bir arkadaşıma götüreyim, iyi gelir..
Soru- Çok teşekkür ederim… Efendim ilk sorum şu: Dünyada kaç çeşit kuş vardır? Yanıt- Bana göre, öncelikle iki tür kuş vardır: 1- Uçak gibi kalkıp – inen kuşlar, 2- Uçamayıp da, tıpkı dört ayaklılar gibi, tıpkı el kadarcık ‘eskimiş halat’ gibi yerlerde sürünen kuşlardır…
Soru- Olur mu efendim; ben bu röportaj öncesi biraz araştırma yaptım: Kuşlar, yani “Aves” türü denilen iki ayaklı, sıcakkanlı, ‘tetrapod omurgalı’ ve yumurtadan üreyen hayvanlar olarak, tam “On Bin” çeşitmiş efendim…
Yanıt- Sen ne diyorsun evlât, benim dediğim kuş türü, adamı dört ayaklı eder, dört ayaklı! Gerçi iki ayaklı da bu iş yapanlar, kendi işini kendi görenler de vardır da, pek zevkli olmaz. Madem sen her şeyi biliyordun, beni niye çağırdın sanki!? Senin dediğin bu kuşların boyutları ne kadarmış bakayım?
Soru- Bunların en küçüğü “Sinekkuşu” imiş ve boyu da ‘5 santim’ kadarmış…
Yanıt- Ben çok gördüm onlardan, onlara ben ‘Sineksikletler’ derim, bir halta yaramaz onlar… Peki en büyüğü ne kadarmış bu kuşların?
Soru- En büyük boyu ‘2 metre 70 santim’ kadarmış, bunlara ‘Devekuşu’ denirmiş…
Yanıt- Ohaa!.. Yok devenin pabucu artık! Ulan önünde mi durulur onun be!?
Soru- Bulunan fosillere göre, bunların ataları Dinozorlarmış, 150 ile 200 milyon yıl önce “Jura Devri”nde yaşamışlar, Latince adları da ‘Archaeopteryx’ imiş. Tabii ki önünde durulmaz efendim… Bakınız, sizi röportaja ben çağırdım, soruları ben soracakken, siz sormaya başladınız, ben de cevap veriyorum. Röportaj ilginç bir almaya başladı, değil mi?
Yanıt- Vallahi bravo, hiç olmazsa bunu fark etmişsiniz! Ancak benim anlayamadığım şu; biz ikimiz de aynı ‘Kuşlardan’ mı bahsediyoruz?
Soru- Tabii ki efendim, ‘KUŞ’ deyince akla başka ne gelir ki?
Yanıt- Anlaşıldı, beni yanlışlıkla davet etmişsin sen… Peki senin kuş ne âlemde bakayım?
Soru- Benim kuşum yok efendim, çevremdekilerle idare ediyorum ben…
Yanıt- (Haydar Dümen’in kahkahaları…) Ne demek ‘benim kuşum yok’ demek evlâdım? Gençsin ve yarma gibi adamsın, kuşsuz olur mu? Sen Kanunî Sultan Süleyman’ın hareminin ‘Sümbül Ağa’sı mısın yahu? Sen de dibinden mi budattın yoksa?
Soru- Ben pek anlayamadım, niye kuşum olmalıymış?
Yanıt- Bak evlâdım; göçmen kuşlar vardır, yerli kuşlar vardır, kafes kuşları vardır, gagası uzunlar ve gagası kısalar vardır, yırttırıp da geçiveren yırtıcı kuşlar vardır, öteni vardır ötmeyeni vardır, senin niye olmasın ki? Söyle hadi, küçük kuş mu besliyorsun, yoksa büyük mü? Ba ba baaa, ne diyeceğini şaşırdı… Bu kadar yeter, işin ayardında olmayanlarla ben daha fazla uğraşamam! Hadi hoşça kal, eğer varsa, kuşuna iyi bak, bizim gibilerin en önemli zenginliği odur çünkü, hadi hoşçakal çocuğum…” dedi. Deli rüya işte…
Sakin KOŞAR.