Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Haziran '10

 
Kategori
Blog yazarları tartışıyor!
 

Yanlış bir şey yapıyorum, biliyorum!

Yanlış bir şey yapıyorum, biliyorum!
 

Kaynak:İnternet


Yanlış bir şey yapıyorum aslında, kategorinin kendimce anlamına göre: Belirlenen konu üzerine yazılmış tüm yazıları okuyup, katıldığım ve katılmadığım tarafları saptayıp, neden katılmadığımı da açıklamam gerekiyordu!

Yani, yeni kategoriden benim anladığım bu!..

“Tartışmak” kelimesini de ben “münazara” olarak algılayanlardanım, yani farklı fikirlerin sunulması ve diğer fikrin mantık çerçevesinde çürütülmesi; yoksa “kavga” yerine kullanılan “tartışma” anlamsız bir kavram kargaşasıdır…

Tüm yazıları dikkatlice okuyup da öyle yazayım istedim, doğrusu buydu, lakin dikkatim bir süre sonra her bir yazıda kayıp kayıp gitti, yani ne yalan söyleyeyim!

Belki konu çok yazılan bir konu olduğundandı, emin değilim…

Hal böyle olunca, şahsi fikirlerimi şeyttireyim dedim:

* Diğer ülkelerde blog ve blog yazarlığı nasıldır, nasıl algılanır, ne şekilde çalışır, verilen değer nedir inanın bilmiyorum; hali hazırda ihracat müdürlüğü yapıyor olsaydım kesin ihracat yaptığım tüm ülkelerin insanlarına sorardım iş konuşmaları arasında ama şu an mümkün değil çünkü telefonları kayıtlı da olsa bende, ooo çok zor iş, ara, hal hatır sor, konuyu anlat, fikrini öğren… Yok, zor olan yanı bu değil, zor olan telefon faturasını ödemek! Çok masraflı iş vesselam!...

* Diğer ülkeler ve Türkiye’de blog ve blog yazarlığı nasıl diye bir karşılaştırma yapıp, fikir öne süremeyeceğime göre, ne yazık ki, Türkiye’de yaşayan bir blog yazarı olarak konu hakkında fikir beyan edebilirim.

* Bunu da:

- Yazan

- Okuyan

- Duyan

Olarak sınıflandırabilirim:

Yazan: Vallaha, kişi kendinden bilirmiş işi, hepsi mi öyledir bilemem, ama ben öyleyim mesela, haz ve huşu içinde bir yazı yazarken bir köşe yazarı havasında buluyorum kendimi!

Eğer öyle bulmazsam ne yazı yazasım gelir, ne keyfim katmerlenir!

Zira, ciddi anlamda kafa yorduklarımı, yaşadıklarımı, yaşamdan ders çıkarttıklarımı yazıyorum; emek harcıyorum, gün geliyor ev temizliğinden, an geliyor yemek yapmaktan feragat ediyorum!

Bunları elbette isteyerek yapıyorum, tercihimi bu yönden kullanıyorum zira söylemek istediklerim var!

Söylemek istediklerimi yazıya dökerken aldığım keyif de çok önemli; yazmak kadar konuşmayı da severim, hani yani aslında bir şekilde içimdekileri dökerim!

Arkadaş eksikliğinde de değilim, çok şükür, bu amaçla blog yazarı olanlar da var, yanlış da bulmuyorum,

çok doğal, olabilir…

Çok hit olmayı isteyenler de olabilir, eee normal…

İnsanın var olduğu her yerde her çeşit duygu ve düşüncenin var olması kadar gerçek olan bir şey yok!

Her bir blog yazarının bir şekilde dışarıya dökmek istediği bir şeyler var sonuçta: Fikirleri, duyguları, yalnızlığı, arkadaş/sevgili arayışı, hatta bir de belli bir fikri empoze etme yükümlülüğü!

Şahsen bazı blog yazarlarının bazı çevrelerce amaçlı olarak bu göreve teşvik edildiklerini, hatta kendilerine gelir sağlandığını düşünmekteyim… (Ne tarz yazılar yazanlar olduğunu siz tahmin edin!)

Sonuç olarak, blog yazanların çeşitleri var ve de hep olacak!

Okuyan: Yazılan blogları okuyan kişiler üçe ayrılıyor:

1) Gerçek okuyucular: Onlar bir şeyi araştırırken arama motorundan sizin yazınıza ulaşan, yazınızda bir şeyler bulan ve sizi yazan/yazar olarak gören kişilerdir…

Ya da daha önceki yazılarınızı okuyup da her bir yeni yazınızı okumayı arzu edenlerdir!

2) Diğer blog yazanlar: Bir bölümü gerçekten ne yazdığınız merak eder, bir bölümü de hasetlenmek ister; Aaa olmaz ki ama canım, bu kadın da kendini ne sanıyor? Peh yani!...

3) Arkadaş, eş, dost: Zaruri olarak okuyanlardır, sırf sizi kırmamak adına, ya da bakalım kendisinden söz etmiş misinizdir diye, ya da sırf sizi sevdiğinden…

Duyan: Şimdi biz bir şekilde emek harcıyoruz ya, günümüzün bir bölümünü bu işe adıyoruz ya, rast geldiğimiz eş ve dostlar “Eee, neler yapıyorsun” diye sorarlar ya, hani sizde kısaca anlatırsınız, işler yoğun, emekli oldum, çocukları büyütüyoruz, falan filan… Bir şekilde söz ediyor insan, zira yaşamımızın içinde var, “Blog yazıyorum!” Haaa???

Nasıl yani, para alıyorsun değil mi?

Yok, gönüllü bir şey bu!

Bir küçümseme bakışı, “Yazıkkk” der gibi…

Baktım blog işini kimse doğru dürüst bilmiyor, son dönemlerde “Milliyet internet blog yazarlarındanım” demeye başladım, hatta bazen “blog” u yutup, Milliyet İnternet yazarlarındanım dahi dediğim oluyor, hani bloglarımız Milliyer İnternette de yer buluyor ya, o yüzden…

Vallaha, kendi güler yüzümün bana sağladığı pozitif bakışa hiçbir katkısı olmadı!

Para kazanıyor olsak, çok yanlış ama gerçek: Değerli sayılıyorsun! Bazı bilgiler bedava verilince değer bulmayıp, ancak ücret ödendiğinde önemsendiği gibi, kolay elde edilen önemsenmiyor! Aynı şeyleri para vererek elde ettiklerinde, maalesef, bizim gibi kalıplarla yaşamaya alışmış toplumlarda, ne sana, ne de yazdıklarına önem veriliyor; aynı şeyleri tonla para ödedikleri danışmanlar, terapistler söylediğinde ise durum farklılık gösteriyor!

Çok megaloman olsak, para alıyoruz desek, daha çok okunsak mesela, önemsensek, yalan bir önemsenme ve tıklanmadan aklı başında kime ne yarar gelecek?

Yani?

Şahsen, ben istemem böyle bir şeyi!

Gülgün Karaoğlu

Haziran,20/2010

 
Toplam blog
: 1269
: 1343
Kayıt tarihi
: 18.09.07
 
 

İzmir, 1963 doğumluyum. Dokuz Eylül Üniversitesi İngilizce bölümü mezunuyum ve özel bir şirkette ..