- Kategori
- Güncel
Yapamam baba

18 Mart Çanakkale zaferi,
Birleşik kuvvetler, Çanakkale’deki Türk savunmasını ve askerini sadece matematiksel ölçülere vurup, onun yüksek manevi gücünü görmezlikten gelerek, büyük bir hesap hatasına düşmüşler ve sonunda, önce denizde, sonra da karada hiç de beklemedikleri müthiş cevabı alarak, zaferi Boğaz’da, Türk top ve mayınlarına, karada Türk süngüsüne bırakarak çekilip gitmişlerdir.
Çanakkale deniz ve kara muharebelerinde toplam 211.000 insan kaybı veren Türk ulusu, bu arada binlerce okumuş ve aydınını da kaybetmiştir. Kesin olmayan tahmini rakamlara göre, 100.000’den fazla öğretmen mülkiyeli, tıbbiyeli ve Türk ocaklarında yetişmiş okur-yazar yitirildiği sanılmaktadır. Böylece o günün koşullarında ülkenin beyin takımını oluşturan küçümsenemeyecek bir sayıya ulaşan bu kayıpların, olumsuz etkileri, savaş sırasında olduğu kadar, bu savaşı izleyen Türk İstiklal Savaşı’nda da fazlasıyla hissedilmiştir. Nitekim, 1923’te Cumhuriyetin ilanından sonra, Atatürk’ün başlattığı devrimler ve bunların paralelinde girişilen reformların kitlelere yaygınlaştırılıp mal edilmesinde, hayli sıkıntılar çekilmiştir.
Savaşta şehit olanların %26’sı 16-25 yaş arasındaki gençlerdir.
Hey on beşli on beşli
Tokat yolları taşlı
Onbeşliler gidiyor
Kızların gözü yaşlı
Aslan yarim kız senin adın hediye
Ben dolandım sen de dolan gel gediye
Fistan aldım endazesi on yediye
Giderim elinizden
Kurtulam dilinizden
Yeşil baş ördek olsam
Su içmem gölünüzden
Aslan yarim kız senin adin hediye
Ben dolandım sen de dolan gel beriye
Fistan aldım endazesi on yediye
Gidiyom gidemiyom
Sevdim terk edemiyom
Sevdigim pek gönüllü
Gönlünü edemiyom
Aslan yarim kız senin adin hediye
Ben dolandım sen de dolan gel beriye
Fistan aldım endazesi on yediye
Bu Tokat türküsünde 1315 yani 1900 doğumluların silah altına alındıkları vurgulanır.
Çanakkale içinde Aynalı Çarşı,
Ana ben gidiyom düşmana karşı.
Of gençliğim eyvah.
Çanakkale içinde vurdular beni
Ölmeden mezara koydular beni
Off.. gençliğim eyvah
Çanakkale içinde bir uzun selvi,
Kimimiz nişanlı kimimiz vvli.
Of gençliğim eyvah.
Çanakkale üstünü duman bürüdü,
On üçüncü fırka yürüdü.
Of gençliğim eyvah.
Çanakkale içinde bir dolu testi,
Analar babalar mektubu kesti.
Of gençliğim eyvah.
Bu Kastamonu türkü ise savaşın diğer bir yönünü vurgular.
Çanakkale’ye ilk kez 1973 yılında annem babam ve kardeşlerim ile birlikte gittim.
Babamın amcası, ardında bir yetim bırakarak Çanakkale’de şehit olmuş on binlerce, isimsiz askerden biriydi, babası yani dedem ise Çanakkale gaziydi. Şehitlikleri dolaşırken bunları konuşuyor, M. Akif Ersoy’un dediği gibi ‘’ Toprağı sıksan şehit fışkıracak’’ duygusuyla, yaklaşık 500 bin kişinin can verdiği bu topraklara basarken dahi irkiliyorduk.
Siperlerin yakınlığı, savaşın acımasız yüzünü görmemizi sağlıyor, aramızda, Gelibolu köylüsünün, yıllarca, savaştan artakalan mermi, şarapnel gibi hurdaları toplayarak, geçimini temin ettiğini, şehitliklerin uzun yıllar sonra yapıldığını konuşuyorduk.
Altı yaşındaki yeğenimin tuvaleti geldi. O zamanlar bu günkü sosyal tesislerin hiç biri yoktu. Babası gayrı ihtiyari – oğlum, ben burada tuvaleti nerden bulayım, al işte, her ağacın altı bir tuvalet dedi.
Uslu bir çocuk olan yeğenim sicim gibi akan gözyaşları arasında, toprağı göstererek, bizden dinlediklerini haykırıverdi;
-Burada kefensiz yatan şehitler var, yapamam baba. Yapamam.
Yapmadı da.
Narçiçeği