​ Yargı yargı yar ya / Egzersiz / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Mayıs '08

 
Kategori
Egzersiz
 

Yargı yargı yar ya

Abdullah Gül'ün seçim öncesinde gelişen adaylığına ilişkin asker dolaylı bir tepki göstermişti. Ama sonra, gelişen olaylara rağmen, susmak zorunda kaldılar. Çünkü habire tepki koyamazsın. Yargıtay konuştu, arkasından Danıştay da. Bir süre sonra bunların da konuşma opsiyonları kalmayacak. Kanıksanacak. Üniversiteler için de öyle olmadı mı? Onlar da konuştular artık sustular.

Bu insanlar için de böyledir. Bir söylersin iki söylersin, daha fazlasını yapamazsın, susarsın. Kervan yürür.

Türkiye şeye benziyor, bir deyim var, görmeyenin şeyi olmuş, tutmuş koparmış gibi bir deyim. Türkiye de şu an o durumda, tutup kopartıyor. Sanki yeni yetme bir devletmiş gibi, sürekli, temel kurucu unsurları üzerinde tartışılıyor. Siyaset bunun üzerinden yürüyor.

Şu an ortalık yine toz duman, bir deyimle ifade edecek olursak, it dalaşı yaşanıyor. Kim haklı kim haksızdan önce, siyasetin aktörlerinin tutumlarına bakarsanız, sanki bir gecekondu mahallesinde bir kahvehanede siyaset konuşuluyor gibi, her kafadan bir ses.

Bana kalırsa, bendeniz, ne yargıtayın, ne danıştayın, ne askerin metinlerini beğeniyorum. Hepsi de kötü yazılmış. Derinlikten yoksun, cevaba müsait, kişisellik kokan, evrensel dilden uzak, bir anda yazılmış şeyler. Oysa, bu tür kurumların konuşmaları tarihe geçecek düzeyde olmalı ve çok net koymalı. Eleştirdiği tarafı da, kazanmalı.

Ama bu demek değil ki, bunlar konuşamaz, ve haksızdır.

Bir bakıma, güçsüz metinlerle ortaya çıkmaları, (belki metin ile değil başka bir yol ile tepki koymalılar, bu da düşünülebilir) bu kurumlara laf söylemeyi daha da kolaylaştırıyor. Siyaset yapıyorlar demeleri daha kolay oluyor. Yargıyı kim koruyacak. Yargı kendisini koruyabilir belki, hükümet üyesi de olsa, yargı aleyhine konuşan herkes hakkında dava açılacak. Çünkü, yargıyı biri korumalı, kimse korumuyorsa, ya bana saldırmayın diyecek, şu an olduğu gibi, ya da herkesi yargılayacak. Tabi denebilir ki, kardeşim yargıya kim saldırıyor, konuşma eleştirme özgürlüğü yok mu?

Doğrusu, yargının kendisini savunma noktasına gelindi mi bilmiyorum. Belki onlar da, konuşarak ülke gündeminde olmayı istiyor olabilirler. Meşhurluk furyasından dolayı.

Ülkenin hali acınası durumda. Kimin eli kimin kimin neresinde belli değil. Cumhurbaşkanının tarafsız olmasının önemi bugün ortaya çıktı. Evet, ülke nerdeyse çöküşün eşiğinde, ülkenin sahibi yok. Sert bir ekonomik düşüş, ülkeyi çok kötü yerlere götürür. Herkesin kafası karışık ve kendi cephesinden bakıyor. Kurumlar güçsüz, kişiler geçip gidiyorlar, kurumlar güçlü olmadığı için tepkiler akıp giden kişilerle birlikte güç kaybediyor yalapşaplaşıyor. Toplumun ve insanların belleği zayıf. Kazanımlar kalıcılaşmıyor, rüzgar ya da sel süpürüp götürür gibi, zaman da süpürüp götürüyor. Ayakta kalanın borusu ötüyor. Her zaman olduğu gibi, süreç, siyasetin diri gücü olan, çünkü beslenen ve iktidar sahibi olan hükümet anlayışından yana gelişecek. Onların ise, bu ülkeyi yukarılara çıkartacak ideolojileri yok. İktidarda kaldıkları sürece, ülke aşınacak. Ama ne yazık ki alternatifleri de yok. Onların yerine yine başka çapsız partiler ve kişiler gelecek. Çünkü insan kalitesi düşük, değerler düşük.

 
Toplam blog
: 467
: 1012
Kayıt tarihi
: 21.10.07
 
 

Ankara'da yaşıyorum. Çeşitli güncel konularda, zaman zaman "Neden olaya böyle bakılmıyor?" diye düş..