- Kategori
- Siyaset
YAŞ kararları - Şimdi ne oldi?

"Öyle üç-beş bin kişiyle değil, 7 düvelle savaşıyoruz" - Cemil Çiçek-
Temel'in mezar taşında şöyle yazılıymış:
"Hastayım hastayım dedum, inanmadunuz. Şimdi ne oldi?
YAŞ Kararları açıklandı. 40 General- Amiral, günleri dolmadığı halde emekli yapıldı. 215 duruşma yapıldığı halde bir suç bulunamayan generallerin tutukluluk süreleri de uzatılarak sonunda siyasetçilerin ordunun kangren olarak gördükleri kollarını da böylece kesmiş oldular!...
Kangren olan neydi? Ordunun Atatürk ilkelerine bağlı olarak Türkiye'yi dış güçlere ve teröre karşı savunması mıydi, yoksa dış güçlerin istediği gibi Türk ordusunu itibarsızlaştırmak mi? Elbette ki amaç ikincisiydi!
Başardılar da; şimdi ne oldi?
YAŞ (Yüksek Askeri Şura) Kararları ile emekli edilen generallerin yerine, haksız yere bir üst rütbeye çıkartılan komutanlar, bulundukları yerden memnun olarak koca Türk ordusunu nasıl vicdan rahatlığı ile yönetecekler?
Yıllarca bunca zorluklara birlikte göğüs gerdikleri arkadaşlarını, siyasetçilere kurban etmelerine nasıl göz yumacaklardır?
Türk ordusu içinde temayüllerin dışına çıkmak, liyakata uymamak var mıydı? Orduyu bu iğrenç siyasetin içine düşürmek var mıydı?
Şimdi ordu siyasetin içine çekildi de ne oldi?
*
Türkiye'de siyaseti yönlendiren liderler zaman zaman birbirlerini koruyup çekinceler koyabiliyor da, siz de tutuklu arkadaşlarınız aklanana veya ceza alana kadar mahkeme sonunu bekleyip çekincenizi koysaydınız ve bu adaletsiz ve hukuksuz atamalara karşı dursaydınız; böylece de arkanızdan gelen komutanlara örnek oluştursaydınız, fena mi olurdu?
Böyle yapmadınız da şimdi ne oldi?
*
Bizim Karadeniz'de bir deyim vardır: "İnat ettun ne ettun Recep yedi keçiyi"..
Küçük-büyük kardeşler arasında yemek yüzünden çıkan anlaşmazlık üzerine, birinin inat edip yemeğini yememesi sonucunda her iki yemeği de bir diğerinin yemesi üzerine söylenmiş - belki de - yöresel bir deyimdir bu.
Ordumuzu itibarsızlaştırmada (gücünü zayıflatmada) israrla yıllardır inat eden AB ve ABD'ye karşı dik durup, suyu yukarıya doğru akıtmaya çalışacağınıza, mezrasında/yatağında akmasına izin verseydiniz ne olurdu?
Vermedunuz da şimdi ne oldi?
*
YAŞ Kararları, bu yıl bir ilke daha imza attı ve disiplinsizlik yüzünden hiçbir askeri cezalandırmadı!
Oh, ne güzel! Bu medya mensupları olayları amma da abartıyormuş ya! Baksanıza siyasilerimizin ordumuzla hiç de sorunu yokmuş, her şey güllük gülistanlık "Silivri" diye bir kavram hiç de dilimize girmemişmiş!
Bugüne kadar AB ve ABD dikenlerini 'gül' gibi gösterdiniz de şimdi ne oldi?
*
YAŞ Kararları alınır alınmaz sayın Meclis Başkanımız Cemil Çiçek dün (03.08.2012), Meclis'teki iftar yemeğinde şehit ailelerine ve gazilere seslendi:
- "İstiklalımızı sizlere borçluyuz, Unutmayın ki, üç-beş bin teroristle savaşmıyoruz, 7 düvele karşı savaşıyoruz.Terörün arkasında kimlerin olduğunu çok iyi biliyoruz. Bazen aynı ittifak içinde olduğumuz ülkelerdir bunlar.."
Daha önce de bildiğiniz halde bunu şimdi söylediniz de ne oldi?
O çok yakın ülkelerle kurduğunuz ilişkileri bundan sonra askıya mı alacaksınız sanki?
*
Doğuda terörle savaşan bir komutanımız, "bölgede 'imkansızlıklar içinde' amansız bir mücadele veriyoruz" dedi.
Bunun ne demek olduğunu, Stratejik Derinlik Uzmanı olan Dişişleri Bakanımıza sormak gerek!
Zira, şehit düşen bir askerimizin (Çavuş Cevdet Deniz Özdemir) 25.07.2012 tarihinde facebook'taki duvarında,
- "...ölmeme göz kapatıp öldürmeme izin vermeyenler...) şeklinde bir yazıyı paylaşmasıyla, sayın komutanımızın "imkansızlıklar içinde" sözü arasında bir ilişki mi var acaba diye insan düşünmeden yapamıyor da!...
*Güvenlik güçlerinin söylediği şu sözler:
- "Vatandaş kaybedilmiş durumda. Vatandaş yardımı
Hele, şu sıralar Şemdinli'de olan olaylar için yok. Duyum ve haberler kesik. Özellikle Hakkari'de mücadeleye vatandaşın en ufak katkısı yok. İstihbarat sıfır noktasında." (A. Takan- Gazeteler)
Bunca zaman gerçekleri insanlardan gizledunuz da; şimdi ne oldi?
*
Bilinen bölgede teröristlerce öldürülen her şehitin arkasından “Kaçan teröristleri çembere aldık” dedunuz da ne oldi?
Alabildunuz mi? Hala adamlar üzerimize kurşun yağdırıp duruyorlar, yerlere mainler döşeyip adeta askerlerimizle alay ediyorlar!..
*
Diyarbakır Emniyet Müdürü Mustafa Sağlam ve askeri yetkililer 18 Temmuzda Diyarbakır'ın Lice, Kocaköy ve Hazro bölgesi ve Fis Ovası'nda bulunan Ziyaret köyüne ilk kez inilerek çevresiyle birlikte 12 köye yönelik yapılan eş zamanlı operasyonlarda, 69 dönümlük arazide;
2 milyon 958 bin 353 kök kenevir bitkisi ile 790 kilogram toz, 327 kilo 900 gram kubar esrar maddesi ele geçirildiğini söyledi.
Biz de sanıyorduk ki terörist Kandil'den Türkiye'ye giriyor!
Şehirlerimizde yıllarca "terörist" dediklerimizi besledik de şimdi ne oldi?
*
Dişişleri Bakanımız Ahmet Dayıoğlu Akşehir'de parti toplantısına katılır.
Toplantının ardından kendisine Nasreddin hoca'yı anma kapsamında, Türkiye ve dünya barışına katkılarından dolayı "Altın Kavuk ödülü" verilir.
Dünya küçük, o toplantıda Le Monde gazetesi İstanbul muhabiri ve yazarı Guillaume Perrier;
- "Nasrettin hoca, günümüz Türkiyesi'nde yaşasa mutlaka tutuklanacağını öne sürdü.
- "Hoca kadar özgür bir mizaha bugünkü Türkiye’de izin verilir miydi diye sormak" istiyoruz.
- "Piyanist Fazıl Say, şair Ömer Hayyam’dan Twitter’da alıntı yaptığı için dine saygısızlıktan dava edilmedi mi?
*
Temel bir gün arabayla giderken önündeki BMW'ye vurur, adam arabadan inip Temel'in yanına gelir.
Temel: "Abi sen zenginsin ben fakir, idare et ne olur, yanlışlıkla vurdum" der.
Neyse adam biraz daha gider, temel arkadan bir daha vurur. Adam kızar, "hemşerim ne oluyor" der.
Temel: "Abi özür dilerim, frenlerim tutmadı, idare et".
Adam, ya sabır çekerek yoluna devam ederken kırmızı ışıklarda durur.
Temel gelip aynı arabaya bir daha vurur.
Adam, iyice sinirlenip, levyeyi alıp tam arabadan inecekken,
Temel camdan kafayı uzatıp, "abi benim ben devam et" der.
*
Yanlışlıklar kafamıza vurula vurula alışkanlıklar halini aldı. Toplumda hareket edebilecek refleks kalmadı. Gelen vuruyor, giden vuruyor, halk ise suskunluğunu yaşıyor; her yanlışı "doğru" kabul edip sineye çekiyor. Bu yüzden de ilişkiler hep ters yönde ilerliyor; yapılması gerekenlerin yerine yapılmaması gerekenlerin yapılmasından dolayı kafalar da artık tersine çalışıyor; suçlarını bilmeden hapislerde çürüyen yüzlerce insanlara karşı toplum devletinden hesap soramıyor. Sonra da gece gündüz ağzında "demokrasi" sözünü sakız ediyor. İnsan hayatı bu kadar ucuz harcanabiliyorsa, siz de harcanmaya hazır demeksiniz!...
"HAKSIZLIKLAR KARŞISINDA SUSAN İNSANLAR DİLSİZ ŞEYTANDIRLAR."-Hz.Muhammed-
Alaettin Morgül/ 05.08.2012